Anayasa değişikliği referandumunun ardından AKP ile MHP’nin ortaklığıyla hazırlanan ve Anayasa Komisyonu’nda görüşülen Meclis İç Tüzüğü’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Teklifi’ndeki 18 madde kabul edildi. Yapılan değişiklik ile Meclis Genel Kurulu’nda milletvekillerinin “Kürdistan, Kürt illeri, Kürt coğrafyası” şeklindeki sözleri engellenecek ve Kürtçe yasaklanacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile beraber başlayan ve her darbe, her anayasa değişikliğinde pekiştirilen inkâr, imha ve asimilasyon politikaları, bugün AKP-MHP ortaklığında oluşturulan yeni yasal metinlerde de iyice katmerleşiyor. 1 Ekim’de çalışmalarına başlayacak olan Meclis, yeni döneminde bu uygulamayı devreye koymaya başlayacak. 


92 yıllık inkâr

”Tek dil, tek ulus, tek devlet” yaratma gayesi içerisinde olan Türkiye Cumhuriyeti kurulmasıyla beraber inkâr, imha ve asimilasyon politikaları ile Kürt halkını yok sayarken, Kürtçeyi de yasakladı. 24 Eylül 1925’te Şark Islahat Planı’yla ilk defa Kürtçe yasaklandı. Şark Islahat Planı’nın Kürt halkını inkar eden ve Kürtçeyi yasaklayan ilgili 14. Maddesi’nde şu ifadeler yer alıyor: “Aslen Türk olup Kürtlüğe yenilmeye başlayan Malatya, Elaziz, Diyarbakır, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Hozat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu, Çarsancak, Çemişkezek, Ovacık, Hısnımansur, Behisni, Hekimhan, Birecik, Çermik vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kurum ve kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda, Türkçeden başka dil kullananlar, hükümet ve belediyenin emirlerine muhalefet etmek ve direnmek suçundan cezalandırılacaktır.”


Çocuklar asimile edilmek istendi

Yine aynı Şark Islahat Planı’nın 16. Maddesi’nde ise ”Fırat garbındaki vilayetlerimizin bazı akvamında dağınık bir surette yerleşmiş olan Kürtlerin Kürtçe konuşmaları behemahal men edilmeli ve kız mekteplerine ehemmiyet verilerek kadınların Türkçe konuşmaları temin olunmalıdır” denildi. 

İlgili madde uyarınca yıllar sonra Kürdistan’da asimilasyonun bir parçası olarak 5 Ocak 1961 tarihli ve 22 sayılı bir yasa çıkarılarak, 60 civarında Yatılı Bölge İlkokulu açıldı. Açılan okullarla Kürt çocukları asimile etmek ve anadillerinden koparmak amaçlanıyordu. 


‘Vatandaş Türkçe Konuş!’

Her fırsatta, her anayasada, her kararnamede ”Türklük” vurgusu yapılan Türkiye Cumhuriyeti’nde, kuruluşundan bu yana tek resmi dil ve tek resmi ırk ibarelerine yer verildi. Şark Islahat Planı’ndan bir yıl önce gerçekleşen Türk Ocakları Kurultayı’nda özellikle Kürtçe olmak üzere Türkçeden başka dillerin konuşulmasının yasaklanması üzerinde duruldu ve 1930 yılında da ülke çapında ”Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyaları başlatıldı. Kampanya ve yasaklarla beraber Kürtçe her bir kelime karşılığında para cezası verildi.


Darbe-anayasa ve Türklük vurgusu

27 Mayıs 1960’ta ise Demokrat Parti’nin ülkeyi baskıyla yönettiğini ileri süren bir grup asker, ülke yönetimine el koyarak darbe yaptı. Milli Birlik Komitesi tarafından gerçekleştirilen 27 Mayıs darbesi ardından 61 Anayasası düzenlendi. Anayasada, en çok dikkat çeken ”Türk” vurgusu oldu. Maddelerin bazılarında değişiklik yaparken Türklük vurgusu özenle yerleştirildi. Bir önceki Anayasada yer alan ”Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” hükmü, Madde 4 ile ”Egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir” biçiminde değiştirildi; Madde 54’te ise vatandaşlık tanımında da ”Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” gibi tanımlamalar getirildi. Yasaklamak ile sınırlı kalmayan yönetim, yüzlerce Kürt’ü de sürgüne gönderdi


1980 ve yeniden ‘Türkçe konuş’

12 Eylül 1980 askeri darbesinde ise darbeciler, 2932 sayılı yasayla Türkçe dışında herhangi bir başka dil kullanmayı yasakladı. Darbecilerin hazırladıkları 1982 Anayasası da, 61 Anayasası gibi Kürt halkı ve Kürtçe için yasak getirdi. Darbeciler, ”Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dil kullanılamaz” ifadesini, 1983’te çıkarılan “Türkçeden Başka Dillerde Yapılacak Yayınlar Hakkında Kanun”la da pekiştirdiler. Her türlü yasaklamaya rağmen asimile edilmeyen Kürt halkına yönelik bu yasa, 12 Nisan 1991’de kaldırılmasına rağmen en çok baskının yaşandığı dönem 90’lı yıllar oldu. Yasağın kaldırıldığı yıl Meclis’te Kürtçe yemin eden milletvekilleri yıllarca hapiste tutuklu kaldı. Yine aynı şekilde cezaevlerinde işkencenin en ağır olduğu 80 ve 90’lı yıllarda, tutsakların Kürtçe konuşmaları yasaklandı ve Diyarbakır Cezaevi’nde ”Türkçe konuş, daha çok konuş” yazılamaları yapıldı. 


Kürtçe: Bilinmeyen bir dil

Yine 2009’da Kürt siyasetine yönelik ‘KCK’ etiketi altında gerçekleştirilen siyasi soykırım operasyonlarıyla binlerce Kürt siyasetçi gözaltına alınarak tutuklandı. Uzun süren tutukluluktan sonra mahkemeye çıkarılan Kürt siyasetçiler anadillerinde savunma vermek isteyince, kayıtlara ”Anlaşılmayan bir dil”, ”Bilinmeyen bir dil” tabirleri geçildi.


Kürtçe yeniden yasak

Yıllardır kanunlarda yer alan ”Türk vatandaşlarının anadili Türkçedir” ve ”Türkçeden başka dillerin anadil olarak kullanılması ve yayılmasına yönelik her türlü faaliyette bulunmak yasaktı” algısı bugün Meclis gündemine getirilen İç Tüzük değişikliği ile yeniden pekiştirilmeye çalışılıyor. Anayasa değişikliği ardından gündeme gelen AKP ve MHP’nin ortaklığıyla Anayasa Komisyonu’nda görüşmelerine başlanan Meclis İç Tüzüğü’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Teklif’in 18 maddesi kabul edildi. 

Değişiklik ile ‘Türk milletinin ortak tarihine, geçmişine yönelik hakaret ve sövme’ ve Anayasanın ilk dört maddesine aykırı idari yapılanmaya ilişkin düzenleme yapıldı. Yapılan değişiklik ile Meclis Genel Kurulu’nda milletvekillerinin  “Kürdistan, Kürt illeri, Kürt coğrafyası” şeklindeki sözleri engellenmeye çalışılacak ve Kürtçe yasaklanacak.  


 ANKARA