Fransa İçişleri Bakanı Gerard Collomb istifa etti. Collomb, istifasını daha önce belediye başkanlığı yaptığı Lyon’da yeniden adaylık projesine bağlasa da, aynı gün yapılan operasyonlar, İran ile tırmanan gerilimin söz konusu istifanın arka planı olma olasılığı büyük! Fransa, özellikle son birkaç aydır yaşanan İran-ABD geriliminde ABD İran politikasından rahatsız olduğunu her fırsatta dile getiren bir profil izlerken, geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler (BM) toplantısı sırasında Tahran ile yapılan ticari anlaşmanın da mimarıydı. Birkaç günde ne değişti de İran ile Fransa arasında gerilim tırmandı! Pazartesi günü Fransa iktidarı, hem de birkaç bakanın imzasıyla geçtiğimiz Haziran ayında İran muhalefetinin etkinliğini hedef alan saldırı girişiminin arkasında İran istihbaratının olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada, Fransa’nın başkenti Paris’te, 30 Haziran günü düzenlenen İran Direnişi Ulusal Konseyi’nin etkinliğine saldırı planının ortaya çıkarıldığı ve saldırının Moghadam tarafından yönlendirdiğinin belirlendiği kaydedildi. Fransa bununla da yetinmeyip, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, İçişleri Bakanı Gerard Collomb ve Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire’in ortaklaşa yaptıkları yazılı açıklamada, “Paris’te İran muhalefeti İran Direnişi Ulusal Konseyinin 30 Haziran’da düzenlendiği etkinlikte önlenen saldırı olayıyla bağlantılı olarak İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı İç Güvenlik Müdürlüğünün mal varlıklarını 6 ay dondurduğu” açıklandı. Salı günü ise Fransa çapında Şii inanç merkezi olarak geçen çeşitli derneklere 200 polisin katılımıyla baskınlar düzenlenip, çok sayıda kişi gözaltına alındı. İran Direnişi Ulusal Konseyi kim? 1965 yılında İran’da sosyalist fikirlerle kurulduğunu ifade eden Halkın Mücahitleri Ordusu’nun silah bıraktıktan sonra kendini tanımladığı yeni biçim diyebiliriz. Örgütün kurucu lideri Mesut Recevi ölümünden ardından politik olarak ABD ve çeşitli AB ülkelerinin yörüngesine giren, muhalif yanını bütünüyle kaybetmiş Mesut Racevi’nin eşi Ayşe Racevi tarafından yönetilen örgüt şimdilerde emperyalizmin İran karşısında sürekli kullanmak için kenarda beklettiği bir hareket konumunda. Örgüt her yıl Fransa’da Haziran sonunda yıllık kongresini gerçekleştiriyor. 100 ile 150 bin arasında İranlı’nın Avrupa çapında katılım sağladığı kongrede, birçok bakan, istihbarat yetkilisi, diplomat boy gösteriyor. Fransa kongre boyunca güvenliği en üst düzeye çıkarıyor. Çünkü şuana kadar kongreye katılan birçok İran Direnişi Ulusal Konseyi üyesi kezzap da dahil çok sayıda saldırıya uğradı. Saldırıların arkasında her defasında İran olduğu ifade edilse de Fransa ilk kez bu kadar açık bir dille İran istihbaratını suçluyor. 30 Haziran saldırısına ilişkin daha önce 3 şüpheli yakalanmıştı. Belçika yakalanan Amir S. ve eşi Nasimeh N’nin etkinliğe saldırı hazırlığında olduğu şüphesi üzerine tutuklandığı bildirilmiş, İran asıllı çiftin irtibatta bulunduğu ve İran’ın Viyana Büyükelçiliğinde diplomat olduğu tespit edilen Assadollah A. adlı kişinin ise Almanya’da tutuklandığı duyurulmuştu. Tahran Fransa’nın yapmış olduğu açıklamayı kınayarak, saldırının ABD ve İsrail ile bağlantılı terörist gruplar tarafından ülkelerini karalamak için düzenlendiğini ifade ederken, basına yansıyan bilgilere göre Fransa’nın anında Tahran’a yeni büyükelçi atama kararını askıya aldığını ifade edildi. Konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmazken, İran ile krizin tırmandığı anda İçişleri Bakanı Colomb’un istifası akıllara bir dizi soru getirdi. Fransa sermayesi hem Rusya kampı ve ABD kampı arasında kendi arasında çelişkiler yaşadığı özellikle Suriye krizinin tırmandığı geçtiğimiz Mart ayında daha belirgin ortaya çıkmıştı. Fransa’nın İran istihbarat servislerini direk suçlayan açıklamasının diplomatik yeni bir krize yol açacağı açıktı. Söz konusu durumun Fransa sermaye ve onun işlerinin yürütücüsü olan hükümet arasında halen dış politikada ayrışan çizginin devam ettiğini gösterirken, söz konusu krizin sonucu ise Collomb’un istifaya kadar gitme olasılığı büyük! Nitekim bütün bu operasyonların başında Collomb bulunuyordu!