17 Şubat'ta Ankara'da askeri Kuvvet Komutanlıkları ve Bakanlıklar arasında patlatılan bombalı araç eylemini üstlenen henüz yok. Fakat kokusu ilk günden çıkmaya başladı.
Davutoğlu 1. gün ve ardından Erdoğan 2. gün, bu eylemi PYD ve PKK'ye yüklemeye kalkıştılar. Buna ısrarla devam ediyorlar. Yanısıra, 'içerde ve dışarda buna misliyle cevap vereceğiz' ajitasyonuyla savaşı hemen yoğunlaştırdılar. Sur ve İdil'de kuralsız-kirli kuşatma ve bodrum vahşeti tekrarlıyorlar. Rojava'da ise, Ankara bombasıyla aynı gün 2000 cihadist çeteyi Efrin-Ezaz bölgesine sınırdan füzeleriyle birlikte geçirdiler. Kilis ve sonra Reyhanlı sınırından Fırtına toplarıyla Demokratik Suriye Güçleri-YPG mevzilerini vuruyorlardı. 18 Şubat'ta Efrin merkezde ve yakın Kürt köylerinde sivil halkı da vurarak çocukları katletmeye başladılar.
Erdoğan ve yalakalarının, 17 Şubat bombalamasını YPG'ye yıkma senaryosu için kullandığı kanıtlar elbette sağlam değil.
Amed-Suruç-Ankara Barış mitingi katliamlarında kedeflenen demokratik barış isteyen insanlar, sosyalistler ve Kürtler'di, şimdi ise doğrudan "devlet mahallesi" hedeflendi. Bu ikincisini Erdoğan cuntası yapmayı göze alır mı, bu mantıklı mı? sorusu sorulabilir.
Fakat unutulmasın Reyhanlı bombalamasını da Erdoğan'ın ABD ziyaretinden 3 gün önce gerçekleştirerek ABD emperyalist yöneticilerini Suriye'yi işgal etmeye ikna etmeye çalıştığını hatırlatalım.
Suriye'de savaşa, ordu kurmayının-Rusya gibi üstün hava silahlarına sahip bir gücün varlığı nedeniyle- hemen evet demediği, onları ikna zorunluluğunun olduğunu belirtelim. Daha önemlisi, ABD konjonktürel olarak YPG'yle ve Rojava'ya savaşa itiraz etti. Erdoğan ve generaller, Rusya karşısında ancak ABD ve AB ülkelerinin silah gücüne ve siyasi desteğine, BM'in emperyalist dünya içindeki meşrulaştırıcı oluruna dayanırlarsa, Rojava savaşına bütünüyle girebilirler. ABD ve AB'li emperyalislerin savaşa iknası için YPG'nin nasıl da "terör canavarı" olduğu Ankara bombasıyla onlara gösterilmeliydi. Erdoğan 'dostlarımız artık bundan sonra YPG'nin terör örgütü olduğuna inanır' diyerek bu niyetini açığa vurdu.
Dolayısıyla aynı kapıya çıkan iki olasılık var. Ya Erdoğan cuntası doğrudan MİT emrindeki İslamcı çetelere yaptırdı. Ya da çizmeden kolayca çıkan IŞİD gibi bir örgüt planlayıp yapmıştır, ama Erdoğan cuntasının provokatif ihtiyacına uygun olduğu için, MİT yolvermiştir. Erdoğan-Davutoğlu ikilisi şimdi yalanlarıyla bunu Rojava'ya savaş gerekçesi yapıyor.
Eylemi Kürdistan'daki kirli savaş vahşetine tepki olarak Kürt gençlerinin yapması ihtimali yok değil. Gerçi o taktirde de masayı devirerek kitlesel katliamlarla Kürde saldıran Erdoğan cuntası bu sonuca yolaçmış sayılmalı. Ama yine de bu ihtimal ağırlıklı görülmüyor, belirttiğimiz iki olasılık daha önplanda.
Erdoğan-Davutoğlu ile havuz medyası yazarları ve Kızılelmacı müttefiği ulusalcılar, başlattıkları yalanlarını sürdürerek, Kürtlere Bakur'da ve Rojava'da savaş için destek güçleri hazırlamaya ve ikna etmeye çalışıyorlar.
Bakur'da kirli ve kuralsız, bodrum vahşetleriyle dolu Kürt kentlerindeki kuşatmaya ve soykırımcı savaşa, Türk halkının desteğini sürdürmek için bu provokatif bombalamayı yapıyorlar. Elbette kirli savaş kuşatmasında Erdoğan cuntası generallerle ve ulusalcı yardakçılarıyla sıkı birlik içinde.
Rojava savaşında ise Erdoğan cuntası, efendisi ABD ve AB emperyalistlerini ikna etmek, desteklerini almak, ordu kurmayını buna bağlı olarak ikna etmek zorunda. Ankara bombalamasının hedefi bu.
Ama bu hedefine amaçladığının aksine ulaşamadı. Efendisi emperyalistleri ikna edemedi. Orduyu Efrin'i bombalamada ateşleyebildi. Fakat bunun ne kadar süreceği belli değil. Daha doğrusu uzun süremeyeceği belli. Ya müttefiği Suudi kralıyla birlikte ama emperyalist efendilerinden destek almadan da Rojava işgal çılgınlığına girişecek. Veya tetikçisi çetelerin yenilgisini sineye çekmek zorunda kalacağı mağlubiyet.
Fakat her halükarda Erdoğan cuntası ve generaller, Kürt kentlerinde kirli-kuralsız savaşı yoğunlaştırmaya devam edecekler. Türkiye ve Kürdistan'da dehşet saçarak faşizmi tahkim etme hedefinden vazgeçmeyecekler.
Faşist sömürgeciliği geriletip çözecek-yıkacak tek yol halklarımızın direnişini kararlılıkla büyütmektir.
Erdoğan cuntasının Rojava'ya savaşına ve faşizmi yeniden yeni şekillendirmeyle tahkim etmesine karşı direnişi yaygınlaştıralım, büyütelim.