
ANF muhabiri Arzu Demir'in sorularını yanıtlayan PAJK Koordinasyon Üyesi Zilar Stêrk, kadınların AKP'nin ideolojik kuşatmasına karşı bilinçlenme, örgütlenme ve mücadeleden başka seçeneklerinin olmadığını belirtti.
AKP'nin, 12 yıllık iktidarı boyunca bütün siyasetini kadın üzerine oturttuğunu belirten Zilar Stêrk, önce İslami toplumun inançsal ve kültürel bir argümanı olan başörtüsüni siyasallaştırdığını, daha sonra kadınların yaşam tarzına yön ve biçim veren bir siyaset izlediğini kaydetti.
Kendi tabanından destek bulan AKP'nin kadın siyasetinin, cinsiyetçi toplumun kabul ve retlerini besleyen bir çizgide olduğunu belirten Stêrk, kadın hareketinin Türkiye ve Kürdistan'da oluşturmak istediği yenilikçiliği, özgürlükçülüğü geriye çeken, kadın hareketini sınırlandıran bir politika izlediğine dikkat çekti.
Mücadeleci kadın AKP için bir tehdit
Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi'nin tüm Ortadoğu'da iktidarların muhafazakarlıklarını üzerine oturttukları, köleleştirilmiş, iradesiz bırakılmış kadını ellerinden alıp özgürlüğe çekmeye çalıştığını dile getiren Stêrk, devamla şunları söyledi: "Hareketimiz, ordusuyla, partisiyle, hareketiyle, giderek bir kadın özgürlük eğilimi geliştiriyor. Çok fazla yetersizliklerimiz de olabilir. Buna rağmen Ortadoğu'da bu kadar kapsayıcı, bu kadar radikal, bu kadar değişimi gündeme getiren, değişim gücünü açığa çıkartan başka bir kadın hareketi yok denebilecek kadar az. Bu anlamda, Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi çok doğal bir değişim rolü oynuyor. Bu da hükümetin çıkarlarını tehlikeye soktuğundan kadın hareketi ile mücadele ediyor.
AKP hükümetinin özelde de Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in öncülüğünde yürütülen kadın politikaları, kadınları özgürleştirecek, hak ve hukuk sahibi yapacak bir düzlemde değildir. Daha çok köleliğe ve iradesizliğe çeken, ev ve aile sınırları içine hapsetmeye çalışan bir düzlemdedir."
Kadına daha çok yakınlaşmalıyız
AKP'nin kadın özgürleşmesi karşısında karşı devrimi güçlendirmeye çalıştığını söyleyen Stêrk, "Kadın özgürlük mücadelesinin karşısına, Kürdistan'ın kalbi Amed'de 400 kişiyi getirip nikah masasına oturtmak tam da budur. O kadınlar nikah masasına oturmak yerine, sokakta ya da başka yerlerde mücadelenin içinde olabilirdi. AKP hükümeti bu konuda çok özel bir siyaset yürütüyor, adeta bizi kalbimizden vurmaya çalışıyor" diyerek, AKP'nin bu konuda çok uzmanca çalıştığına dikkat çekti.
Hem AKP'nin hem de kendilerinin toplumsal cinsiyet rol ve kalıplarının hakim olduğu bir zeminde mücadele yürüttüklerini hatırlatan Stêrk, "Dolayısıyla zemin buna oldukça müsait ve hükümetin lehinde olan kabuller daha önde. Bu konuda biz daha dezavantajlı konumdayız ve daha çok çalışmak zorundayız. Kadın örgütlerinin AKP'den daha fazla kadına yakın durması, kadını yakınına çekmesi, kadının dünyasına girmesi ve sorunlarına çözüm üretmesi gerekir. Kadın kurumlarının günlük olarak kadına daha çok ulaşması ve özgürlük zeminine çekmede daha hızlı davranması lazım" dedi.
'Doğur, büyüt, çalış'
Hükümetin Kadın İstihdam Paketi adıyla gündeme getirdiği paketi de değerlendiren Zilar Stêrk, şöyle konuştu: "AKP'nin bir yandan muhafazakar ama bir yandan da modern dünyanın nimetlerinden yararlanan bir siyaset yürütüyor. Birbirine iki zıt kutup gibi görünen liberalizmi ve muhafazakarlığı harmanlayan, sentezleyen bir politika izliyor. Modernizmin ve İslam’ın sentezi bu oluyor; iktidarcı ve sultacı İslam çizgisi. AKP bu iki olguyu siyasetinde birleştirdi. İkisinin de hedefi, kapitalist sistemi ayakta tutmak. Daha demokratik, daha özgürlükçü bir eğilimden ziyade var olan rejimi, sistemi koruyacak, biraz da modernize edecek bir politikayı izliyor. AKP'nin burada farkı ne oluyor? Kadını ucuz işgücü olarak hem dışarıda çalıştıran hem de eve döndüğünde kutsanan annelik rolünü vererek, birkaç tane çocuk yaptırarak, bunun da ortamını sağlayarak, bunu teşvik ediyor. Kadına daha fazla yük bindiriyor. Kadına, 'Dışarıda çalışan kadın da olsan evdeki rollerin bitmiyor. Dışarıda çalışabilirsin ama eve döndüğünde kocana hizmet etmek zorundasın, çocuk sahibi olacaksın. Doğurduğun çocuk dışarıda çalışmanın önünde engel oluyorsa, geçim sıkıntısına yol açıyorsa, izin günlerini artırır, gerekirse kredi veririm, yeter ki sen doğur, büyüt ve çalış' diyor. Bu paket de, kadını geleneksel rollerinin içine hapsetme ve onları bu rolleri yerine getirmesi için bazı koşulları yaratmasıdır."
Bilinçlenme, örgütlenme, mücadele
"AKP'nin kadını ideolojik kuşatması karşısında en etkili yöntem; kadınların bilinçlenmesi, örgütlenmesi ve mücadeleci kılınmasıdır" diyen Stêrk, şöyle devam etti: "Bir konuda bilinçleniyorsanız, o bilinç artık sizin o noktada kalmanıza izin vermez. Bilinçlendiğiniz, aydınlandığınız kadar meydan okursunuz, var olanı sorgulamaya başlarsınız. Yenilikçiliğin arayışı içerisine girersiniz. Bunun için kadına ulaşıp, hatta toplumda ulaşılmamış kadın kalmayacak şekilde kadına ulaşıp kadını bilinçlendirmeyi, bilinç yükseltme faaliyetlerini güçlendirmek gerekir. Kadın özgürlük akademileri, kadın özgürlük evleri oluşturulabilir. Kadınların gelip sadece dert yanacağı yerler olarak değil de, cins olarak kadınlıktan kaynaklanan sorunlarına çözüm arayabileceği yetkinlikte kendini eğitebileceği, aydınlatabileceği mekanlar olarak kullanılmalı. Bunların geliştirilmesi ve teşvik edilmesi gerekir. Bunun yanı sıra kadının özgürlüğü için örgütlenme hamlesi içerisinde olması lazım. Binlerce yıldır süzülüp gelen bu sistem karşısında kadınlar tek tek güçlü duramazlar. Kadınlar tek tek siyasete atılarak, milletvekili seçilerek, yüksek konumlar elde ederek de bu dev gibi erkek tekeli karşısında kendilerini ayakta tutamazlar. Güçlü kadın örgütlü kadındır. Kadın örgütlülüğünden güçlü kadın çıkar. Kadınlar birbiriyle buluşarak toplu bir biçimde karşılarına çıktığında dikkate alınmak zorunda kalır, değişim gücü oradan çıkar."
Geleceğin örgütlenme perspektifi: Kadın komünleri
Bu noktada kadın komünleri, kadın meclisleri ve kadın kolektiflerine önemli rol biçtiklerini kaydeden Stêrk, bunu geleceğin örgütlenme perspektifi olarak gördüklerini söyledi. Kadın komünlerine Kürdistan'daki kadın kurumları ve feminist hareketlerin öncülük edebileğini belirten Stêrk, mahalle ve köylerde, tabanda, kadının hem eğitim, hem ekonomik örgütlenme ihtiyaçlarını karşılayacak, sorunlarına çözüm üretecek yerlerin olmasının şart olduğunu dile getirdi.
Türkiyeli kadınlardan beklenti
Barış sürecinde kadın hareketinin rolü ve misyonunu da değerlendiren Zilar Stêrk, "En çok vurulan, en çok ezilen kadınsa, en çok çözüm arayışında olan, en çok alternatif mücadele geliştirmesi gerekenin de kadın olması gerekiyor" dedi.
Hükümetin iktidar perspektifinden baktığı için kadına öncülük veren bir pozisyonda olmadığını söyleyen Stêrk, bunun AKP'nin Kürt sorununu çözüm niyetinden bağımsız olmadığını vurguladı.
AKP'yi Kürt sorununun çözümü konusunda samimi bulmadıklarını belirten Stêrk, bu nedenle de çözüm sürecinde kadınlara rol vermeyeceğini, ancak kadınların sürecin çözümüne dönük çok belirleyici roller alması gerektiğini ifade etti. Stêrk son olarak şunları söyledi: "Hareket olarak bu konuda üzerimize düşen rolün farkındayız ama bu sadece bizim rol almamızla da sınırlı bir durum değildir. Çünkü Türkiye'de demokrasinin ve özgürlüklerin gelişmesiyle ilgili bir sorun. Dolayısıyla sadece Kürt Kadın Hareketi'ni ilgilendiren bir sorun da olmuyor. Onun çok da ötesinde bütün Türkiyeli kadınları da ilgilendiriyor. Gerçekten Kürt sorunun çözümü kadın yaşamında da bir rahatlamaya yol açacaktır. Aynı zamanda kadının eşitlik ve özgürlüğü yakalama düzeyi demokrasi sorunlarının da çözümlerine hizmet edecek karakterde bir sorundur. O açıdan birbiriyle bağlantılı, paralel ve iç içe geçen bir durum. Türkiyeli kadınların giderek kendini daha fazla örgütlü kılması gerektiğini düşünüyorum. Kürt kadınları olarak örgütlüyüz, ancak Türkiyeli kadınlar biraz pasif bir konumda kalıyor. Bu açıdan Türkiyeli kadınlardan beklentimi ifade edebilirim. Feminist olsun ya da olmasın, hangi siyasi düşünceden olursa olsun, bütün Türkiyeli kadınlar bu savaş ve şiddet sorunlarının çözülmesi temelinde birleşmelidir."
HABER MERKEZİ