Zeki AKIL
Erdoğan Suriye batağından kolay çıkamayacak. El Nusra ve DAİŞ’le mesai yaparsa açık ki, başı beladan kurtulamayacak. Nusra için Rusya ile pazarlığa oturdu. Onların hamisi olarak onları kurtarmaya ve İdlib’i ellerinde tutmaya çalışıyor. Rusya ve Esad güçlerinin İdlib’e operasyonunu engelleyerek Suriye’de konumunu güçlendirmek istiyor. Türk hükümeti ve basını yalan haberler yayarak Nusra güçlerinin anlaşma gereği ağır silahlarını belirlenen bölgeden çektiklerini söylüyor.
Nusra’nın belirlenen bölgeden ağır silahlarını çektiği haberleri doğru değil. Bunu en iyi bilen ve izleyen Rusya’nın kendisidir. Bazı işe yaramaz silahları ve bir kısım çeteyi çektikleri biliniyor. Bu tamamen göz boyama ve zaman kazanma oyunundan başka bir şey değil. Yarın Rusya belgeleri ortaya koyup şartları dayattığında Erdoğan’ın söyleyeceği bir şey kalmaz. Ya açıktan çeteleri savunacak ya da onlardan el çekecek. Esad yönetimi iktidarı ve Suriye’nin birliği için büyük bir risk ve tehlike oluşturan İdlib’i böyle kabul edemez. İdlib’in bu konumda kalması Türkiye’nin Suriye üzerinde daha fazla tasarrufta bulunmasına ve işgalini sürdürmesine hizmet eder. İblid sorunu çözülmeden Cerablus, Azez, Bab gibi bölgeler işgal altında kalmaya devam eder.
Erdoğan dünyayı gezerek Suriye’yi işgal etmek için kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. BM’de, Almanya’da, Tahran’da hedefin Fırat’ın doğusu olduğunu haykırıp duruyor. Fırat’ın doğusu neden Erdoğan’a bu kadar batıyor? Nedeni orada Kürtlerin yaşıyor ve kendi kendilerini yönetiyor olmasıdır. Yüzyıldır bitmez tükenmez bir karşıtlık ve düşmanlık stratejisinin iflah olmaz soykırımcı karakterini uygulamak için can havliyle çalışıyorlar. Kürtlerin varlığını kendileri için tehlike sayan hastalıklı, ırkçı, soykırımcı bir zihniyet sahibidirler. Bu zihni yapı değişmeden Kürtler soykırım tehdidi altında olmaya devam edecekler.
Erdoğan Kürt düşmanlığı yüzünden Türkiye’yi Suriye batağına sürdü. Şimdi Suriye’de rehine durumuna gelmişler. Kaderleri Rusya veya ABD’nin tutumuna bağlanmış. Rusya bir tutum değiştirse Erdoğan tepetakla gider. Türk ordusu elindeki çetelere rağmen nefes bile alamaz. Rusya’ya ve büyük güçlere dayanarak NATO’nun ikinci büyük ordusunu kullanarak Efrîn’i ancak 58 günde işgal edebildiler. Eğer Efrîn savunması başta iyi örgütlenseydi ve ona göre hazırlıklar yapılsaydı Efrîn’i alamazlardı.
Kürtlerin ittifakları yok, devletler Efrîn işgalini seyretti diye Suriye’de güvene kavuşamaz. Kürtleri terörize ederek, her yönden saldırarak Suriye’yi hala dizayn edeceklerinin hesabını yapıyorlar. DAİŞ’e, Nusra’ya evet ama Kürtlere hayır onların desturu olmuş. Bu uğursuz politika ve Kürt düşmanlığıyla selamete kavuşacaklar mı? Suriye dünyanın içinde olduğu ve bölgesel çatışma ve çelişkinin odaklandığı bir ülke. Ne ABD ne de Rusya sorunu tek başına çözemiyor. Bölgenin önde gelen ülkeleri Türkiye, İran da tek başına yol alamıyor. İlişki ve ittifaklar sürekli değişkenlik gösteriyor. Türkiye’nin Kürt düşmanlığına dayanarak tüm güçleri dengelemesi ve istediği sonucu alması o kadar kolay değil. Bu işgal ve düşmanlığın bir faturası var. Ekonomik olarak Türkiye dibe vurmaya başladı. Mevcut ekonomi ve ilişkilerle krizi aşma şansları yok. Ekonomik durumların daha da kötüye gideceğini Erdoğan ve yalakaları dışındaki herkes söylüyor.
Erdoğan Kürt halkına karşı saldırılarını ve operasyonlarını artırarak sürdürüyor. Yüzlerce ev basılıyor. Yurtsever, demokrat çevrelerin tümü hedefte. Hapishaneler tıka basa dolu. Dağlar her gün bombalanıyor. Kaç yıl, nereye kadar bu böyle gidecek? Erdoğan seçimi kazansanız da elinizden alır, kayyum atarım, diyor. Zorbalık ve hukuk dışılıkla nereye kadar gidilebilir? Tüm faşist ve diktatörlüğe dayalı rejimlerin sonu felaketle bitmiştir. Erdoğan da bu akıbetten kurtulamaz. Onların sonunu getirmek için daha fazla cesarete, örgütlülüğe ve eyleme ihtiyaç var. İrade gösterme ve özel savaş basınına karşı sağlam durulursa Erdoğan’ın geleceği olmayacaktır.