İdlib için son hazırlıklar
Suriye’de askeri yetkililer, İdlib’e yönelik geniş çaplı bir operasyonun son hazırlıklarının yapıldığını belirtti. İdlib, Türkiye için de tam bir çıkmazı ifade ediyor. Zira operasyon, Türk devletinin hamiliğini üstlendiği silahlı çetelere yönelik.
Suriye rejiminin, ‘gözlem noktaları’ adı altında işgalci Türk askeri ve Türk devletine bağlı çetelerin bulunduğu İdlib’e yönelik operasyonun kısa zamanda başlayacağı belirtiliyor.
Sputnik’e konuşan Suriye hükümeti güçlerinden bir kaynak, “On binlerce teröristin bulunduğu İdlib’e geniş çaplı bir operasyona hazırlandıklarını” söyledi.
Suriye ordusu kısa bir süre önce İdlib’in bazı kırsal kesimlerinde top, füze ve uçak saldırısı yapmış, bu saldırılar yaklaşan büyük operasyonun habercisi olarak nitelenmişti. Ayrıca sivil halka yönelik uçaklar tarafından atılan bildirilerde ise şu çağrı yapılmıştı: “Savaş sona yaklaşıyor. Suriye’deki halkımızın yaptığı gibi, sizi yerel uzlaşmalara katılmaya çağırıyoruz. Suriye Arap Ordusu ile işbirliğiniz sizi militan ve teröristlerin egemenliğinden kurtaracak ve koruyacak. Sizin ve ailenizin hayatlarınızı koruyacak.”
Putin ne söylerse Erdoğan uyacak
İdlib’te Türkiye’nin pozisyonunun ne olacağı, kendisinin himaye ettiği hedefteki çetelerle, temizlik operasyonunda nasıl ilişkileneceği en çok merak edilen konular arasında. İdlib Türkiye ile sınır. Ayrıca, Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörlüğü yaptığı Astana görüşmelerinde Türk ordusunun bu kentte 12 askeri gözlem noktası mevcut. Bu aynı zamanda Türk ordusunun El Nusra başta olmak üzere bütün çete gruplarıyla iç içte olması anlamına geliyor.
Ayrıca Kuzey Suriye’de Efrîn, El Bab ve Cerablus gibi kentler de AKP-MHP faşizmi yönetimindeki Türk devleti ve ona bağlı çetelerin işgalinde buluyor.
Dünyadaki diplomasi hareketlerini yakından takip eden Fransız Le Monde gazetesi giderek Batı ile ilişkilerini koparan Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın İdlib konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ne söylerse ona uyacağı ve buna zorunlu olduğunu yazdı.
Marie Jégo imzalı haberde “Suriye’nin kuzeyinde Türk etki alanının devam ettirilmesi Moskova’nın istemine bağlı” dedi.
Gazete, “ABD ile benzeri görülmemiş bir diplomatik krizle karşı karşıya kalan, mali krizle zayıflayan ve parası rekor düzeyde çöken Türkiye’nin yeni ittifak arayışında olduğuna” dikkat çekerek “Mevcut kriz, 1952’den beri NATO üyesi olan Ankara’yı daha fazla Rusya’nın kollarına sığınmaya itti” yorumunda bulundu.
Moskova’nın emrinde
Lavrov’un bu Pazartesi’den itibaren Ankara’ya planladığı iki günlük ziyarete dikkat çeken gazete, görüşmelerde özellikle İdlib meselesinin gündeme geleceğine dikkat çekti.
Suriye rejiminin Ankara destekli çetelerin bulunduğu İdlib’e yönelik operasyon hazırlığına da işaret eden gazete, “Kendisini muhalefetin (silahlı çeteler) hamisi olarak ortaya koyan ve İdlib’de ittifak halindeki silahlı gruplar aracılığı ile kesin bir etkiye sahip olan Ankara, Beşar Esad güçlerinin büyük bir saldırı olasılığına iyi gözle bakmıyor” dedi.
2.5 milyon nüfuslu bu bölgede Türkiye’nin, çetelerin hakim olduğu mevcut statükonun korunmasından yana olduğunu belirten gazete, “Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin kuzeyindeki etki alanının bağlı olduğu Moskova’nın emrinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Le Monde Washington Enstitüsü’nde Türkiye’ye ilişkin çalışma programı müdürü Soner Cagaptay’ın görüşlerine de yer verdi.
Cagaptay “Türkiye artık Amerikan desteğine güvenemediğinden, bu durum Rusya’nın İdlib’deki isyancılara karşı koymak için hayal ettiği bir zamandır. Ankara’nın İdlib’deki Rus planına boyun eğmesi gerekecek” dedi.
Ankara’nın İdlib’in kuzeyindeki varlığına karşılık Rus planına uymak zorunda kalacağına dikkat çeken Cagaptay, “Tabii Putin eli açık davranırsa” diye ekledi.
QSD: Operasyonda yokuz
Öte yandan bir süreden beridir QSD güçlerinin söz konusunda operasyonda, Suriye ordu güçleriyle birlikte hareket edip etmeyeceği konusunda QSD Sözcüsü Kino Gabriel açıklama yaptı.
ANHA’ya konuşan Gabriel, AA’nın Demokratik Suriye Güçleri (QSD) savaşçılarının Suriye rejim güçlerinin yanında İdlib savaşına katıldığı yönündeki iddialarını yanıtladı.
QSD Sözcüsü Kino Gabriel, söz konusu iddiaları yalanladı.
Suriye’nin tüm bölgelerini çetelerden ve Türk devleti işgalinden kurtarmaya hazır olduklarını ifade eden Gabriel, kimi medya kuruluşlarında yer alan QSD’nin İdlib savaşına katıldığı iddialarının gerçeklikten uzak olduğunu ve İdlib savaşı için şimdiye dek hiçbir QSD savaşçısının bölgeye gönderilmediğini söyledi.
QSD’nin sadece halkın çağrılarını dikkate aldığını söyleyen Gabriel, şimdiye dek İdlib konusunda rejim güçleri ile aralarında hiçbir anlaşma yapılmadığını kaydetti.
“Kamuoyuna açıklarız”
Gabriel, İdlib halkından Türk devleti ve çetelerinin işgalinden kurtarılmak üzere QSD’ye çağrı gelmesi ya da Suriye rejiminden İdlib savaşına katılma daveti gelmesi durumunda, iki tarafın ortak çıkarları çerçevesinde planlamalarını kamuoyuna duyuracaklarını ifade etti.
‘Görüşmede Efrîn ya da İdlib’e dair karara varılmadı’
Demokratik Suriye Meclisi (MSD) ile Suriye rejiminin görüşmelerine ilişkin ise Gabriel şunları dile getirdi:”MSD ile Suriye rejimi arasında Şam’da gerçekleşen görüşmede, iki tarafın İdlib, Efrîn ya da son süreçte Türk devleti tarafından işgal edilen diğer yerlerinin özgürleştirilmesi konusunda herhangi bir karara ya da sonuca varılmış değil.”
‘ Efrîn’in özgürlüğü için hazırlık yapıyoruz’
Efrîn’in Türk devleti ve çetelerinin işgalinden özgürleştirilmesine ilişkin ise Gabriel, “Efrîn konusu öncelikli hedefimizdir, özgürleştirilmesi için plan ve hazırlıklarımızı yapıyoruz” dedi.
QSD Sözcüsü Kino Gabriel, Suriye’de güvenliğin sağlanması ve çetelerle mücadele için diyaloga hazır olduklarını vurgulayarak, “Tüm ilgili kesimlerle görüşmelere hazırız” dedi. HABER MERKEZİ