NÛRHAT HESEN/HABER/ANALİZ/ANHA

İdlib’de, kapalı kapılar arkasında Türk devletinin rol aldığı bazı olaylar, derin bir sorgulanmayı gerektiriyor.

Türk devleti konjektüre göre adı, El Nusra veya Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) olarak değişen El Kaide’ye bağlı çeteleri ortadan kaldırma planıyla, kendi işgali altında bulundurduğu bölgelerdeki çetelerin güvenini kazanmaya çalışıyor. Bir yandan da Rusya’nın müdahalesi olamaması için uğraşıyor.

İdlib’in büyük bir bölümü, Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) çetelerinin elinde. Ahrar El Şam çeteleri ise Sehil El-Xab bölgesinde, dar bir alana sahip. Yine Feyleq El-Şam çeteleri de Erîha ve Seraqib kentleri ile El-Zawiya dağının küçük bir bölümünde bulunuyor. Ancak bölgedeki kaynaklara göre HTŞ çeteleri, İdlib’in tamamında kontrolü sağlamak için ciddi hazırlık içinde.

İdlib’de dengeler değişti

HTŞ (El Kaide), İdlib’in Türkiye sınırındaki tüm noktalar da dahil kentin çoğunluğunu ele geçirmesiyle birlikte, İdlib’de söz sahibi olduğu için bölgedeki dengeleri de değiştirdi.

Öte yandan Türk devleti şimdilerde İdlib’deki en azılı gruplardan biri olan ‘Hüras El-Din’ çetelerini feshedip, bunları Feyleq El-Şam çetelerine katma peşinde.

El Kaide’ye bağlı Hüras El-Din çeteleri, Türkistan İslam Partisi gibi HTŞ çetelerini destekliyor. Meret El-Numan kenti ile Cisr eş Şuğur ve Lazkiye bölgeleri arasında bulunan Hüras El-Din çetesinin bahsi geçen bölgelerde, 2 bine yakın üyesi bulunuyor.

Türk devletinin bölgedeki faaliyetleri de sürüyor. Türkiye, kökten dinci radikal grup Hüras El-Din’in çetebaşlarına baskı uygulayarak, onları kendisine bağlı Feylek El-Şam grubuna katılması için zorluyor.

Türk devletinin Hüras El-Din üzerindeki baskısı kısmi sonuç da verdi. Geçtiğimiz günlerde HTŞ’yi rejimle birlikte işbirliği yapmakla suçlayarak “HTŞ, M-5 ve M-4 uluslararası yolların denetimini Suriye rejim güçlerine vermek istiyor” diye bir açıklama yapmıştı.

Bu durum, Türkiye’nin Hüras El-Din’e baskısının bir sonucu olarak yorumlansa da HTŞ’nin bu yaklaşımı, Rusya ile Türkiye arasındaki Soçi anlaşmasının önemli bir maddesinin uygulanması anlamına geliyor.

İlişkinin bozulması Türkiye’ye yarıyor

Hüras El-Din ile HTŞ’nin ilişkilerinin bozulmasını en fazla işgalci Türk devleti istiyor. Bunun için birçok kanaldan harekete geçtiği aşikar. Türk devleti bu iki çete grubu arasında bir çatışma yaratarak, direkt kendisine bağlı diğer çetelerin tekrar İdlib’de kaybettiği hakimiyetini tekrardan sağlamayı amaçlıyor.

Öte yandan HTŞ, geçtimiz günlerde Efrîn ile İdlib arasındaki yolları kapattı. Buna gerekçe ise Türkiye üzerinden bazı DAİŞ çetelerinin İdlib bölgesine geçeceği bilgisiydi. Bölgedeki bir kaynak bunu doğruluyor.

HTŞ, Nureddin Zenki grubundan geçen ay ele geçirdiği Dêr Belut beldesine Efrîn’den gelen yolların hepsini kapattığını açıkladı. HTŞ’nin güvenlikten sorumlu çetebaşı Ubeyda El-Salih de “Türkiye’nin elinden olan Efrîn’de DAİŞ çetelerinin geçeceğini bilgisini aldığımız için, bu yolları kapattık. DAİŞ’in bize saldırası için gönderiliyor” demişti.

Son zamanlarda Türk ve Rus heyetleri arasında yoğun trafiğin nedenin İdlib olduğu ve ortak bir operasyonun tartışıldığı belirtiliyor. Heyet Tahrir Şam çetelerini tamamen tasfiye amacının her ne kadar Türk devletinin çıkarına değilse ve Türkiye, bu konuda bir çıkmaz içinde. Şu an Türkiye, Suriye rejiminin İdlib yönelik Rusya desteğiyle bir saldırı başlatmasını önlemeye çalışıyor. Pazarlıklar sürüyor. Burada iki olasılık ön plana çıkıyor.   Bunlardan biri, Rusya ve Türkiye’nin HTŞ’e ortak operasyonu ki bu olasılık yüksek görünmüyor. İkincisi ise; HTŞ’nin Türkiye’nin gizli desteğiyle Halep’e yönelik bir saldırı başlatması.

Önümüzdeki günlerde yapılacak Türkiye, Rusya, İran arasında Moskova’da yapılacak üçlü zirvede olasılıklardan hangisinin ön plana çıkacağı daha da belirginleşecek.

İdlib için üçlü zirve 14 Şubat’ta

Rusya’nın Tahran Büyükelçisi Levan Cagaryan, İdlib’de silahsızlandırılmış bölge ve İdlib’e yönelik olası askeri operasyonun 14 Şubat’ta yapılacağı açıklanan Rusya, Türkiye, İran 3’lü zirvesinde masaya yatırılabileceğini söyledi. Sputnik’e konuşan Cagaryan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, AKP’li Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Soçi’de yapacağı yeni üçlü zirveye ilişkin beklentilerini anlattı. İdlib’e yönelik olası askeri operasyonun Soçi’de ele alınıp alınmayacağı sorusunu yanıtlayan Cagaryan, “7 Eylül 2018’de Tahran’da yapılan bir önceki zirvede olduğu gibi 14 Şubat’taki zirvede de bu sorunun masada olacağını düşünüyorum. Odak noktası genel olarak Suriye’deki durum olacak ve İdlib de gündem maddelerinden biri olabilir” dedi.

   

 TAHRAN