Selim FERAT

 

TEV-DEM sözcülerinden Kemal Akif, Efrîn’de suç işleyenlerin, Türk devletine bağlı çeteler olduğunu belirtti.

Milli güçlerin, MHP/AKP ortaklığı sonucu oluşan, gönüllü katil müfrezelerinden oluştuğu biliniyordu.

15 Ağustos’un yıldönümünde yapılacak kutlamalar, Efrîn için, Türk ordusundan ve çetelerinden kurtuluş hamlesinin başlangıcı olabilir mi?

Şengal’deki katliamın dördüncü yıldönümünde, Gerillaların Şengal’i korumak için başlattıkları hamle, Güney Kürdistan’da ordu sahibi olan partiler için utandırıcı olmalı.

Şengal ve Efrîn’in kaderi, aynı resim karesine denk düşüyor.

Ortak nokta, iki mıntıkada da İran’ın önemli bir rol oynaması.

Son on yılda İran’lıların yüzde 15 yoksullaştığı, 2016’da enflasyonun yüzde 11 oranında olduğu ve bu yıl enflasyonun dahada yükseldiği gözönünde bulundurulursa, İran’ın eskisi kadar etkili bir rol oynayacağından hareket etmek pek doğru olmayacak ve böylece Ruhani’nin dünyaya meydan okuyan sözleri artık çok şey ifade etmeyecek.

Erdoğan’ın, eğer varsa ABD’li iki bakanın Türkiye’deki mal varlıklarına el konması ne kadar vasıflı bir tehditse, Ruhani’nin İran’ı Aslan’a ve ABD’yi de Aslan’ın kuyruğuna dokunarak, onu hırçınlaştıran bir provokatöre benzetmesi de, o kadar isabetli olur.

Bu iki ülke, İran ve Türkiye özellikle de Efrîn ve İdlib’de kendi çaplarında rol oynadılar.

Ancak iki ülkenin de Suriye ve Rojava sınırlarını ihlal etmelerini sağlayan başrol Rusya’ya ait.

Rusya yeni emperyalist ülke.

Alman Komünist Stefan Engel’in son analizlerinden birinde isabetli bir tanımlamayla, Türkiye, İran ve Rusya’nın da içinde bulunduğu 14 yeni emperyalist ülkenin ekonomisindeki gelişmeye işaret ediyor.

Böylece, Türkiye’nin ABD’ye başkaldırması, ekonomik hacme göre, doğal,

Ancak, Erdoğan gibi bir Cumhurbaşkanı olunca, hiç de doğal değil.

Bunun farkında olan ABD, Türkiye’yi ekonomik olarak sarsacak ekonomik gelişmeleri dinamitliyor.

Bir benzeri senaryo ile İran’ı sarsacak gelişmelerin işaretlerini görmek mümkün.

İran ve Türkiye, aynı sahada (Irak, Güney Kürdistan, Kerkük, Rojava ve Suriye) egemen olmak istemekte.

İkisi de Rusya ile “müttefik“.

Putin ve Trump görüşmesinin sırrı çözülmedi ama, İdlib’de olası bir Suriye rejimi operasyonu ve Esad rejimiyle PYD arasındaki müzarekeler, İdlib’de bir yol ayrımına işaret ediyor.

Özellikle de Rusya yönetiminin Türkiye’nin askerlerini Efrîn’de çekmesi gerektiğiyle ilgili satırarası açıklamaları, Erdoğan’ı şaşırtabilecek gelişmelere yol açabilir.

Suriye Genelkurmayı’nın İdlib operasyonunu yapmayı koordine ettiği ve Caferi’nin Türkiye’yi kasteden “Elinizdeki tüm bölgeleri geriye alacağız“ sözlerine tanık olduğumuz bugünlerde, 2 milyon insanın yaşadığı İdlib’de yeni gelişmelere yol açacak.

MİT ve TSK, yok pahasına kulaç atacaklar, son hamlede bölgedeki halklara ve özellikle de Efrîn’deki halka yönelik katliamlara girişebilirler.

Ancak, bu yol ayrımında Türkiye’ye İdlib’den sonra eve dönüş yolu görünüyor.