
Kitap Bağımsız İletişim Ağı'nın (BİA) 2000'den beri hazırladığı Medya Gözlem ve İfade Özgürlüğü raporlarının 2001-2011 külliyatından derlendi ve oldukça kapsamlı.
Sorunlu 'özgürlük' ortamı
Nadire Mater'in "Vakıf'tan: 'Hakikat'in Peşinde On Yıl" başlıklı sunuşunda belirttiği gibi "İfade Özgürlüğü'nün On Yılı tam da AKP hükümetleri döneminde ve dünyada da 11 Eylül 2001 saldırıları ertesi özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da ağırlık kazanan güvenlik merkezli, genelde özgürlüklerin ve özelde ifade özgürlüğünün sınırlandığı bir siyasi iklime denk düşüyor. Dolayısıyla bu kolektif çalışma Türkiye'nin AKP hükümetleriyle yaşadığı temel 'sorun' alanlarını esas olarak habercilik üzerinden ortaya koyuyor ve sorunlu 'özgürlük' ortamının bir 'fotoğrafı'nı sunuyor."
İfade Özgürlüğünün On Yılı aslında iktidarın esas olarak Kürt medyasını, basınını, yanı sıra da muhalif medyayı ve muhalifleri susturma çabasının da özeti niteliğinde. Çünkü 396 sayfalık kitap Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Terörle Mücadele Kanunu'ndaki (TMK) terör ile ilgili maddelerin gazeteciler gözaltına alınırken, cezaevine konulurken, haklarında davalar açılırken veya yayınlar durdurulur/toplatılır/yasaklanırken nasıl devreye sokulduğunu örneklerle aktarıyor.
Çalışma mülkiyet yapılarını ve medyadaki sermaye paylarında yaşanan değişiklikleri de irdeliyor. Bu sayede merkez medyanın artık iktidarın söyleminin dışına çıkmayacak şekilde kurgulandığı, medyadaki tekelleşmenin sonucunda ise sansür ve otosansürün yaygınlaştığı gerçeğiyle yüzyüze geliyoruz. Kitabın sonundaki 20 sayfalık dizin bile aslında on yıl boyunca ifade özgürlüğü ihlallerinin kapsamı hakkında okura fikir veriyor. İfade Özgürlüğünün On Yılı, "Fiili ve sözlü saldırılar", "Yayın durdurmalar, yasaklar, engellemeler", "Gözaltı ve tutuklamalar", "Davalar" ve "Hak aramalar" bölümlerinden oluşuyor ve her bölümde konuyla ilgili spesifik çerçeveler var.
İSTANBUL