Bazı AKP işbirlikçilerine karşı eylemler gelişince hükümet çevreleri ve biat erleri yaygarayı bastılar. PKK sivilleri hedefliyor, Erdoğan; "Kürt olmaktan başka suçu olmayanlar” olarak propaganda yapmaya başladı. Kürt veya Türk olduğu için kimse ne hedef alınmış ne de ortada öyle bir pratik var.
AKP ve ırkçı Türk basını psikolojik savaşı tırmandırıyor. Çünkü işledikleri suçlar ağır. Binlerce Kürt politikacı, aydın ve demokrat insan işlerinden atıldı, devlet içinde etnik temizlik yapılıyor, sürü halinde polisler her gün evleri basıyor, kimsenin hiç bir güvencesi kalmamış. Tutuklamalar işin siyasi tasfiye hedefini aşmış, artık Kürtleri aşağılama ve onurlarını kırma kampanyalarına dönüşmüş durumdadır.
Ahmet ve Mehmet Altan kardeşler bile darbeyi destekleyen insanlar olarak lanse edilip cezaevine atıldılar. Bu insanları politikayla ilgilene herkes iyi tanır. Altan ailesi onlarca yıldır Türkiye'nin demokratikleşmesi için caba harcadılar. Şu eksiklikleri bu eksiklikleri olabilir, görüşleri eleştirilebilir ama demokrasiden yana olmadıklarını kimse iddia etmez. Sırf Erdoğan’ı eleştirip biat etmedikleri için bir gözdağı ve intikam aracı olarak adli sistemi kullanıyorlar. Ortada mahkeme denen bir olgu kalmış mi? Yargı tamamen Erdoğan ve AKP'nin emrinde, muhalif olan herkesin bastırılma ve bertaraf edilmesinde bir araç durumunda.
PKK ve HPG yetkilileri defalarca koruculara ve AKP'ye uşaklık edenlere çağrılar yaptılar. AKP Kürdistan’ı yakıyor. Dağ taş bombalanıyor. Şehirler yıkılıyor. Binlerce Kürt genci katledildi. Kürtlerle bağı olan tüm çevreler hedef alınıyor. Onlarca televizyon ve gazete kapatılıyor. Bu katliamları ve terörü estiren AKP emrindeki güçlerdir. Bunların sivil tarafı kalmış mi? Buna rağmen bu katliamlara zemin olmayın, halka zarar vermeyin, denildi. Halka düşmanlık yapmayanlar hiç bir şekilde hedef alınmayacaklar, dendi.
Ajanlık serbest, vurgunculuk normal, insanların maddi ve manevi mağduriyetlerine çalışacaksın ama herhangi bir hesap sorulmayacak! Tam bir yavuz hırsız politikası. Şırnaklılar bastıran kış koşullarında neden evlerine dönemiyorlar? Bir şehir neden yasak kapsamında? Halkı bu kadar hedeflemiş, göçe ve dağıtmaya dönük bir politika normal karşılanacak, ama halka sahip çıkanlara da her türlü suçlamayı yakıştıracaksın. Yani taşları bağlayıp köpekleri salacaksın!
Galip Ensarioğlu gibileri televizyonlara çıkıp sürekli PKK'yi ve HDP'yi suçlayacak ve hedefleyecekler. AKP'nin şehirleri yıkmasına Kürdistan’ı her gün bombalamasına, binlerce insanı tutuklamasına zemin sunacaklar. Devlet ne yapsa yeridir. AKP ne yapsa hakkıdır. Kürtlerin Türk sömürgeciliğine boyun eğmesi bir kaderdir, tanrı buyruğudur! Kişisel ve aile çıkarları için tüm değerleri peşkeş çekeceksin. Irkçılığı ve katliamları meşrulaştıracaksın! Bu sömürgeciler nezdinde kabul görür, biraz çıkar sağlamaya da hizmet eder. Ama asla insanlık ve yurtseverlik kapsamına girmez.
Ensarioğlu, PKK sivil toplum örgütlerine karışmasın, seçimlerine müdahale etmesin, diye televizyonlarda vaaz veriyor. PKK'nin güçlü bir tabanı olduğunu iyi biliyor. Bu taban yurtsever ve demokrasiden yana bir tavır sahibidir. Tabi ki, demokrasiden yana olanlar kabul görür, onların desteğini alır. Ensarioğlu kendisi kimin desteğiyle Diyarbakır işadamlarını temsil eden oda seçimlerini kazandı? O zaman PKK tabanına yaranmaya çalışıyordu. Onların sayesinde kazandı. Elde ettiği o olanaklarla da kendisini AKP'ye pazarladı. Dönekliklerini ve işbirlikçiliklerini kalıcılaştırmak için şimdi tüm halkın hedef alınmasına çalışıyorlar.
AKP'ye uşaklık edenler yakılan Kürt kentleri için hangi girişimlerde bulundular. PKK'yi eleştirme ve suçlama dışında devletin ve AKP'nin yaptıklarına ses çıkarabildiler mi? Bastıran kış koşullarında çadırlarda tutulan halka dair bir laf ağızlarından çıkabiliyor mu? Binlerce öğretmenin isten atılmasına, tutuklanmasına itiraz edebildiler mi? Türkiye’de dolu dizgin bir faşist kurumlaşma var. Buna bir itirazları oldu mu? Yok. Ama varsa yoksa PKK'yi suçla, karala. AKP ve tüm devletin özel savaş aygıtları zaten PKK'yi ve Kürtlerin direnişini hedeflemiş ve karalama yarışındalar. Kürt işbirlikçilerinin bu koroya katılmalarına ne kadar ihtiyaç var? Bu kirli ve soykırımcı politikalara ortak olmak Kürt olmayı ne kadar ifade eder?
AKP Kürdistan'i silah ve askerle, polisle doldurdu. Her taraf zırhlı birliklerin işgalinde. Her taraf bombalanıyor. Kürt düşmanlığı sınırları aştı. Bunun için Suriye işgaline kadar işi vardırdılar. Şimdi aynısını Irak'ta da yapıyorlar. Tüm bu çabaları Kürtlerin bir statü sahibi olmalarını engellemek içindir. Öyle ki “ya istiklal ya ölüm” deme noktasına geldiler. Halbuki ki, Kürtlerin bir statü sahibi olmaları Türkler ve devletleri için bir ölüm getirmez. Tersine demokrasiyi geliştirir. Ama AKP ve devlet bu imhacı ve inkarcı politikalarda başarılı olursa bu Kürtler için ölüm anlamına gelir.
AKP, Kürtlerin varlığını hedeflemiş durumda. Tüm devlet gücünü ve dış ittifaklarını bu eksende seferber etmiş. Gerçekten de Kürtler için ölüm kalım günleridir. Irkçı ve soykırımcı rejime destek verenler Kürtlerin varlığını hedeflemiş olurlar. Kendileri hedef olacaklarını bilmelidirler. Bu açıdan özel savaş rejimine ve propagandalarına hiç bir Kürt'ün alet olmaması gerekir. Bu devlet her şeye kadir değildir. İhanetin yanlarına kar kalacağını düşünenler bilsinler ki, halkların da hesap sorma gücü vardır.