‘Kurmê darê ji darê nebe dar hişk nabe/nakeve’ yani ‘Ağacı düşüren ya da kurutan ondaki kurtçuklardır’ diye bir söz vardır Kürtçede. Ana ve atalarımızın tarihsel-toplumsal imbikten süzülen bu sözü büyük bir tarih bilincine dayanıyor. mı? Bu belirlemeyi topluma indirgediğimizde “kendi topluluğuna, halkına yönelik ihaneti” anlatıyor özce. Yani günümüzde Mesud Barzani’nin, KDP’nin oynadığı ihanetçi rolüne değinmekte yarar var. 

Her topluluğun, halkının kökeninde klan-kabileden başlayan bilinen seyirde bir yaşam döngüsü, toplumsallaşma, insanlaşma evreleri vardır. Bir de son beşbin yıldır bu döngünün çarkına çomak sokan jereontokrasi müsveddeleri, Enkido gibi işbirlikçiler vardır. Toplumsallaşmanın yani insanlaşmanın kökeni, mekanı olan Ortadoğu ve Ortadoğu’da Yukarı Mezopotamya milyonlarca yılın kültürel birikimiyle cennet mekanda tanrıça anaların etrafında anlam arayışını güçlendirirken, gözü açlık ve iktidarla bürünmüş Semitik tanrı kralların istilaları çöl rüzgarlarıyla savrulan kumlar Fırat ve Dicle nehri arasındaki Aden cennetine çevrildiğinde, anakadınların etrafında kenetlenen topluluklar gelecek felaketin farkında değillerdi elbette. 

Gilgamêş yani Gırgamêş(Büyük Öküz) ilk site devletini kurarken, ülkesinin etrafını da kalelerle çevirmeyi ihmal etmemişti. Mekanı şimdiki Irak, o zamanki adıyla Uruk oluyor. Gilgamêş’in mutlak kral olması, kadın sistemini, diğer bir deyişle kabilelerin ortak ruh ve bilinçle hareket etmesini engellemek için işbirlikçilere ihtiyacı vardı. Böyle olmazsa nasıl kurabilirdi yeni hegemonik sistemini? Bunu da mitolojiye göre bir kadın aracılığıyla Enkido denen bir Kurtî’yi kandırarak başardı. Onun öncesinde doğal toplum üyesi olan Enkido, ihanet damarını kökleştirerek günümüze kadar getirdi maalesef. Neden mi? Gilgamêş büyük sedir ormanlarını, yani diğer bir deyişle neolitiğin değerlerini ele geçirmek için ormana saldırdığında, aşiret reisi olan Humbaba ölümüne mücadele eder. Gilgamêş pesetmeye başlasa da Enkido ısrar eder ve Humbaba altedilir. Ve böylece direniş ve ihanet çizgisi açığa çıkar. Son beşbin yıllık egemenlik tarihi bunun sayısız örnekleriyle doludur. Bir tarafta istilacılarla buluşan Kurti, Hurri, Nairi, Mİtanni, Urartu, Kurmanc üst tabakaları, bir tarafta da bunlara karşı direnen ahlaki ve politik toplum güçleri.  

Sözü nereye mi getirmek istiyoruz? Neden bu kadar tarihsel ayrıntılara girme gereği duyuyoruz? Çünkü tarihsel toplum bilinmeden sadece reel gerçeklikten hareketle olay ve olguları değerlendirmek sığ bir yaklaşım olur. Bir bilinç transferi yapalım: Bugünkü Irak dünkü Uruk yine kan gölü (Rêber Apo, “İnanna’nın laneti olsa gerek” diyor) ve dünkü Sargon(Gilgamêş) bugünkü Amerika, İsrail ve onun ortakları; saygıdeğer(!) işbirlikçileri de dünkü Enkido bugünkü Mesud Barzani’dir. Kişiler değişmiş fakat roller değişmemiştir. Barzani’nin, KDP’nin Kürt düşmanlığı sahte Kürtlerin düşmanına sevdalılığındandır. Barzani Kurdînî şal û şepik giyebilir, Kürtçe de konuşabilir, fakat kendi çıkarı için bir çırpıda Kürt ulusal değerlerini ABD’ye, İsrail’e satabilir. KDP’nin 90’lı yıllardan beri Özgürlük Hareketi PKK’ye karşı yürüttüğü fiili savaşları yetmiyormuş gibi, çağdaş Enkidoculuğunu tekrardan gösterip Rêber Apo’ya yönelik 15 Şubat 1999’da geliştirilen yüzyılın komplosunu ilk onaylayan olmuştur. Bu da yetmemiştir; Güney Kürdistan’ı kendi mülkü gibi görerek, PKK’yi sınırlandırmaya çalışmıştır. Çağdaş Sargon’un hegemonya açlığı bitmemiş, Çağdaş Enkido’nun da kölece bağımlılığı devam etmiştir, etmektedir. 

Ve en son Barzani, Rojava Devrimi’ni tanımadığını söylüyor, Ulusal Konferansın toplanması için sürdürülen çalışmaların önüne takoz koymaya çalışıyor. Neden mi? Rêber Apo’nun da belirttiği gibi, İsrail 1948’de kurulduktan sonra 1950’li yıllardan beri Güney Kürdistan parçasında Üçüncü İsrail devleti modeli planlaması vardı. Nitekim gidişat da buna göredir. Rojava devrimi ise halkın kendi kendini yönetmesi, savunması, yani demokratik uluslaşmayı ifade ediyor. Barzani’nin korktuğu, yandaşlarının hayallerini suya düşüren, kendi sistemleri için tehlike olan budur işte!

Şimdilerde ise halkımızın deyimiyle “İhanet Hendekleri” kazılıyor Rojava ile Başurê Kürdistan arasına. Rojava’daki ve tüm Kürdistan’daki halkımızın tepkisine neden olan bu hendekler bu gidişle tüm işbirlikçilere mezar olacaktır. Çağdaş Enkido Mesud Barzani Çağdaş Kürt tarihine bir ihanet timsali olarak yazılmak istemiyorsa bu işbirlikçi pratiğinden vazgeçmelidir. Bir insan; kendine liderim diyen, bir Kürt(!) partisinin liderinin tarihi öngörüsünün bu kadar sığ olması içler acısı bir durumdur. Bedirxani’ye ihanet eden Yezdanşêr, Şex Seid’e ihanet eden Kara Kasım, Seyit Rıza’ya ihanet eden Rêyber neyse çağdaş Enkido Barzani’nin de halk karşısındaki konumu böyle olacaktır. Onurlu Kürt halkı; yaşlısı, genci, kadını, erkeği ve çocuklarıyla bu ihaneti kazılan hendeklere gömecektir.

TV kanallarına sınır hattındaki görüntüler yansımakta; halkın üzerine gerçek mermiler atıyorlar KDP peşmergeleri. Bu olaylarda bir kişi öldü, iki kişi de yaralandı. Utanın diyoruz, utanın; hendeğin ötesinde kardeşlik sloganı atan halkımızdan utanın! Hendeği taşlarla doldurmaya çalışan çocuklardan, analardan utanın! Kendi halkınıza doğrulttuğunuz silahlar kimin silahlarıdır? Kimin adına savaşıyorsunuz? Söylenecek, kınanacak, yadırganacak, suçlanacak öyle çok yönünüz var ki! Beyaz sayfalarda yazmaya bile layık değilsiniz. Kürt halkı özgürlük tarihini yazarken, siz KDP’liler, Barzaniler kara bir leke olarak anılacaksınız. Rojava’da yaşlı analar, babalar onur ve namus, kimlik savaşımı verirken sizler rureşliğinize, kew(keklik)liliğinize devam ediyorsunuz. Fakat tarihsel toplumlar yaman yargılayıcıdırlar. Hakikat ergeç başaracaktır. İhanet de eninde sonunda hakikatin ışığında karanlık izbelere çekilecek, yok olacaktır. Çünkü Kürt kimliği için şehit düşen, canını veren Kürt evlatları baş aşağı giden tarihi ayakları üzerine oturtmuş, karanlıktan gün yüzüne çıkarmış ve Rêber Apo’yla aydınlık yarınlara kavuşma umudunu yeşertmiştir. Kahrolsun ihanetçilik ve işbirlikçilik sloganı tam da burada KDP gerçekliğini ifade ediyorken, bu enkidolaşmaktan çıkın diyoruz.