
2006'da kabul edildi
İhbar ödülü uygulaması, 2006'da kabul edildi ama henüz uygulanmadı. Uygulanması için, 1991'de yürürlüğe giren 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'nı değiştiren 29 Haziran 2006'da Türkiye Meclisi'nde kabul edilen 5532 sayılı yasanın 19. maddedeki hüküm işleme konulacak. Böylece, "İşlenişine katılmamak şartıyla Terörle Mücadele Yasası kapsamına giren suç faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara ya da yerlerini, kimliklerini bildirenlere" para ödülü verilecek.
Eski taslak kayıp
Yasanın Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesine karşın hiç uygulanmamış olmasından doğan problemin, hazırlanan yönetmelik taslağının görüş için ilgili birimlere gönderilmesiyle çözülmesi planlanıyor. İçişleri Bakanlığı'nın hazırladığı yönetmelik uygulanmaya başlayınca, hangi şartlarda kimlere, nasıl para ödülü verileceği kesinlik kazanacak. Yönetmelik çalışmaları devam ederken, yasanın çıktığı 2006'da aynı amaçla hazırlanan yönetmelik taslağının kaybolduğu ortaya çıktı. Yönetmelik taslağını Emniyet Genel Müdürlüğü hazırlamıştı ve taslağı, inceleme ve yayımlama işlemleri için İçişleri Bakanlığı'na göndermişti. Ancak Bakanlık, taslakla ilgili kayıtları bulamadı.
Emniyet yeniden hazırladı
Bunun üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğü taslağı yeniden hazırladı; görüş bildirmeleri için ilgili birimlere gönderdi. İlgili birimler görüşlerini belirtince, Maliye ve İçişleri Bakanlığı bürokratlarının uygulamaya son şeklini vermesinin ardından, yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulacak.
ABD'de uygulanıyor
Para ödülünün ne kadar olacağı henüz belli değil. ABD'de, şu an uygulamada olan Dışişleri Bakanlığı'nın Diplomatik Güvenlik Bürosu'nun başlattığı 'Uluslararası Terörizm İle Savaşma Yasası' kapsamında verilen ödüller, genellikle 1 milyon Dolar ila 25 milyon Dolar arasında değişiyor. Para, Hazine'den ödeniyor. Dışişleri Bakanı ya da FBI'in istediği durumlarda ödül, 25 milyon Dolar'ın üzerine çıkabiliyor. Yasanın son halinin kabul edildiği 1984 yılından bugüne kadar ABD hükümeti, 60 kişiye toplamda 100 milyon Dolar ödül verdi. Verilen en büyük ödül, Eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in oğulları Uday ve Kusay'ın yerini bildiren kişiye ödenen 30 milyon Dolar'dı.
Tepkiyle karşılandı
Yönetmelik tepki yarattı. DİHA'ya konuşan STK temsilcileri ile hukukçular, uygulamanın ağır sonuçlar yaratacağını belirtiyor. Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı (ÇHD) İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay, Hükümetin gizli tanıkla yapamadığını bu yasayla yapacağını söyledi. Binlerce kişinin tutuklanmasına ve ağır cezalar almasına neden olan gizli tanık uygulamasının insanların öldürülmesi için yeterli olmadığını belirten Tanay, bunun için bu ödüllendirme yasasının uygulanmak istendiğini dile getirdi. Bu çalışmanın AKP'nin Kürt sorununa bakışını ortaya çıkardığını dile getiren Tanay, 2010'da Kürt sorunun demokratik yollarla çözülmesi için demokratik açılımdan söz edilirken, bugün ortaya çıkanın ise Kürt halkına yönelik kapsamlı saldırının sürdürülmesi, Kürt halkının ve Kürt muhalefetinin imhası olduğunu vurguladı.
Faili meçhuller yaşanır
ABD'nin bu yöntemi Latin Amerika'da kontrgerilla yapılanmasında kullandığını belirten Tanay, uygulamanın bu ülkelerde binlerce toplu mezarlar ve faili meçhul cinayeti ardında bıraktığını söyledi. Aynı durumun Türkiye'de de yaşanacağına dikkat çeken Tanay, şu anda gizli tanıklarla binlerce kişinin tutuklandığını ve büyük cezalar aldığını, ödüllendirme yöntemiyle de birlikte binlerce kişinin öldürüleceğini söyledi. Gizli tanık yoluyla sadece tutuklama ve cezalandırma yapılabildiğini, öldürmek için yeterli bir yöntem olmadığını, bu nedenle böyle bir maddenin uygulanması için çalışmaların başladığına dikkat çeken Tanay, "Bunun Kürt sorununun çözümüne faydası olamaz. Terörle Mücadele Kanunu mantığı da halka karşı sürdürülen savaşın biçimlendirilmesini sağlamak dışında bir işlevi olmadı şimdiye kadar. Gizli tanıklarla birlikte operasyonlar yapıldı. Binlerce kişi tutuklandı. Ödüllendirmede toplu mezarlar ve kayıp insanlardan bahsetmeye başlayacağız. Katliamları ve infialleri artırmak dışında bir işlevi olmayacak. Gizli tanıklık nasıl binlerce insanın tutuklanmasına neden oldu ödüllendirme de binlerce insanın öldürülmesine neden olacaktır. Gizli tanıkla öldürme yapılamıyordu şimdi bu uygulamayla yeni infazlar ortaya çıkacak" uyarısında bulundu.
Vergilerimizle öldürülecek
Bu uygulamanın 1970'lerde Almanya'da da yapıldığını ve bu şekilde toplumsal değerlerin de yitirilmeye başlandığını, toplumda bir güvensizlik ve korku oluştuğunu belirten Tanay, "Kendi evlatlarımızı katledenlere bizim vergilerimizle para verilmesini kabul etmek mümkün değildir" diye konuştu.
Akla ziyan işler
Avukat Eşber Yağmurdereli de yasanın hukuk ahlakına aykırı olduğunu düşünenlerden. Uygulamanın ahlaki temelden yoksun olduğunu belirten Yağmurdereli, toplum içinde insanların birbirilerine düşman edileceğine ve para üzerinden insanların ihbarcılığa sürükleneceğine işaret etti. Yoksulluğun yaygın olduğu bir toplumda devletin bu tür uygulamaya gitmesinin ve toplumun yoksulluğundan bu şekilde yararlanmasının hukuk devletine yakışacak bir uygulama olmadığına dikkat çeken Yağmurdereli, benzer bir yasanın geçmişte pişmanlık yasası olarak 'suçu ve suçluyu ihbar et' adı ile uygulandığını hatırlattı. "AKP hükümeti Kürt sorunun çözümü noktasında yapılması gerekeni yapmak yerine var olan sorunu çözme yönünde bir çaba sarf etmiyor" diyen Yağmurdereli, AKP'nin bu tür uygulamalarla Kürt sorununu derinleştirdiğini söyledi. AKP'nin kendi savaş politikaları için hukuk normlarını da zorladığını ifade eden Yağmurdereli, "AKP, hukuk üzerinden ahlaki zorlayarak sonuç elde etmeye çalışıyor. Hükümet sorunu çözmek yerine akla ziyan işlerle uğraşıyor" dedi.
TMK tümden kaldırılmalı
İstanbul Barosu eski başkanlarından Yücel Sayman ise yasanın hukuki açıdan doğru olmadığını ve uygulanmaması gerektiğini belirterek, "Terörle Mücadele Yasası'nın değiştirilmesinden yana değilim, tümden kaldırılmalı" diye konuştu.
Hükümet 12 Eylül'ü özlüyor
Avukat Mahmut Taşçı da Sayman gibi Terörle Mücadele Yasası'nın tamamen kaldırılmasından yana. Bu yasa ile insanların ihbarcılığa sürükleneceğini söyleyen Taşçı, "Hem ahlaki olarak hem e hukuki olarak yanlış bir uygulama" dedi. Yasanın 12 Eylül uygulamalarını hatırlattığını belirten Taşçı, hükümetin böylesi bir yasa çıkartmasının baskı rejimine duyduğu özlemi yansıttığını söyledi. Taşçı, son olarak yasanın toplum düzene sokmak yerine kaosa neden olacağını söyledi.
HABER MERKEZİ