
Türkiye'ye uluslararası bir komployla teslim edildiği 15 Şubat 1999 tarihinden bu yana belirli aralıklarla avukatları ve ailesiyle görüşmeleri engellenen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 27 Temmuz 2011 tarihinden beri iletişim kesilmiş durumda. 253 gündür avukatların görüş için yaptıkları her başvuruya, "gemi bozuk" veya "hava muhalefeti" gerekçe gösterilerek, izin verilmiyor. 13 yıllık süreçte sürekli engellenen görüşmelerde ilk defa bu süre 250 günü geçti. Geçtiğimiz günlerde Milliyet Gazetesi'nde Fikret Bila'nın köşesine taşıdığı "AKP'nin yeni stratejisi" demokratik kamuoyunda endişelere neden olurken, İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Abdulbaki Boğa, İmralı Cezaevi'ndeki uygulamaların hukuki ve siyasi iki farklı sonucunun olduğunu söyledi.
Avukatları tutuklanarak sinyal verildi
Öcalan'a uygulanan ağır tecridin uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu belirten Boğa, "İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve uluslararası mahkemelerin cezaevinde uygulanan işkence tespitleri var. Öcalan'ın 250 günü aşkın bir süredir avukatlarıyla görüştürülmemesi ise işkencedir. Aylardır hem ailesi hem de avukatları Öcalan'ın sağlık durumuyla ilgili bilgi alamıyor" dedi. Öcalan'a uygulanan tecrit politikaların siyasal iktidarın tecridi derinleştirme ve süreklileştirme kararı olduğunu ifade eden Boğa, "Hükümet Öcalan'ın savunmasını üstlenen 36 avukatı tutuklayarak, aslında izleyeceği yolun sinyallerini verdi" dedi.
Ne oldu da görüşmeler kesildi?
AKP Hükümeti'nin "yeni stratejisini" çözümsüzlüğün derinleştirilmesi olarak değerlendiren Boğa, PKK ve Kürt halkının önder olarak seçtiği bir kişinin muhatap alınmamasının sonuçlarının ağır olacağına vurgu yaptı. Boğa, "Öcalan'ın PKK ve Kürt halkı için ne ifade ettiği hükümet cephesinden çok iyi biliniyor. 12 yıl boyunca Öcalan ile gizli görüşmeler yapan hükümet, ne oldu da bugün görüşmeleri yapmayacağını söylüyor. Eğer Öcalan barışta etkili değildi ise neden 12 yıl görüşmeler yapıldı" diye sordu.
AKP samimi değil
Hükümetin "Öcalan'ı ve PKK'yi muhatap almayacağız" açıklamalarının Suriye ve Ortadoğu politikalarında ABD'den belirli sözlerin alındığının bir göstergesi olduğuna işaret eden Boğa, Öcalan'ın muhatap alınmamasını çözümde samimiyetsizlik olarak değerlendirdi. Geçmiş dönemlerde dönemin başbakanlarından Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit ve Tansu Çiller gibi isimlerin bile Öcalan ile mektupla iletişim kurduğunu hatırlatan Boğa, hükümetin yeni muhatap yaratma çabalarının kaygı verici olduğunu vurguladı. Hükümetin BDP'yi muhatap alma tartışmalarına değinen Boğa, "KCK" adı altında gerçekleştirilen operasyonlarda 7 bin çalışanı tutuklu olan partinin önce tutuklu çalışanlarını serbest bırakılması gerektiğini dile getirdi.
Süreç 90'lı yılları hatırlatıyor
Son günlerde tutuklamaların ve ölümlerin artmasının kendilerini endişelendirdiğini belirten Boğa, şunları söyledi: "Bu sürece baktığımızda 1990'lı yılları hatırlatıyor. 90'lı yıllardaki gibi tutuklamalar ve ölümler arttı. En son Türkiye'nin birçok noktasında 18 Mart tarihinde kutlanmak istenen etkinliklere izin verilmedi ve küçük savaş görüntüleri meydana geldi. Bu manzara bizi ciddi anlamada kaygılandırıyor. Bu manzaralara baktığımızda 90'lı yıllara geri mi dönüyoruz sorusu geliyor akla."
Son olarak hükümetin yeni muhataplar arama çabalarının sonuçsuz kalacağına işaret eden Boğa, barış için hükümeti geçmişten ders almaya ve sağduyuya davet etti.
DİHA/İSTANBUL