Bilici, bilgi ve belgeleri topladıktan sonra o dönem bölgede görev yapan üst düzey yetkililer ile sorumlu askerler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ve söz konusu mezarların açılmasını isteyeceklerini söyledi.
Fotoğrafların paylaşım sitesi facebookta yayınlanması ile ortaya çıkan olay ile ilgili benzer ihbarların geldiğini belirten Raci Bilici, "Fotoğraflarını gördüm, tüylerim diken diken oldu. İnsanlığımdan utandım" dedi. "Bütün komutanların gözü önünde bu kadar rahat bir şekilde hem katliam yapılıyor hem de bunları olduğu gibi mezarı kazıp gömüyorlar" diyen Bilici, "Hiçbir hukuki süreç yapılmadan, dağın başı kazılıyor ve insanları gömüyorlar. Bu da eski zihniyetin devam ettiğini gösteriyor" dedi. Bilici, "Geçmiş dönemleri eleştiriyoruz ama mevcut olan hükümet döneminde ise toplu mezarlarla karşı karşıyayız. Yine her gün bir toplu mezara ulaşıyoruz. Her yeni gelen iddia ve taleple bu zihniyetin değişmediğinin göstergesidir" şeklinde konuştu.
Konuyla ilgili bilgi ve belgeleri topladıktan sonra en kısa sürede suç duyurusunda bulunacaklarını ifade eden Bilici, "O dönemde o bölgede operasyona katılan üst düzey yetkilileri ve askerler için soruşturma açılması talebinde bulunacağız. O toplu mezarların açılıp kime ait olduğunu tespit etmek için askerlerin bilgisine başvurup kimliklerinin açıklanıp ailelerine verilmesi için talepte bulunacağız" dedi.

JİTEM üssünde gizlilik kararı...

Diyarbakır'daki JİTEM üssünde yürütülen kazıları da değerlendiren Bilici, dosyaya gizlilik kararı getirilerek, insan hakları savunucuları, avukat ve kayıp yakınlarının bölgeye yaklaştırılmadığını ve kendilerine hiçbir bilgi verilmediğini belirterek, "Bize, delillerin nasıl toplandığını, mezarların nasıl açıldığına ilişkin bilgi verilmezken, milletvekili olan, bakan olan elini kolunu sallaya sallaya gidip o bölgede incelemede bulunup açıklama yapabiliyor. O alana girebiliyor. Bu dosyanın gizliliği nerede kaldı diye sormak lazım?" şeklinde konuştu.

'Pratik adım yok, samimi bulmuyorum'

Yapılan açıklamaların kayıp yakınlarını kaygılandırdığını ifade eden Bilici, bazı kazılarda çıkan insan kemiklerinin Adli Tıp'a gönderildiğini, ancak "hayvan kemiğidir" tespiti yapıldığını söyledi. Bilici, "Hükümetin şu anki tavrı ile bu mezarların üzerine ya da kayıpların üzerine faillerin açığa çıkmasına yönelik bakış açısı pratiği pek samimi bulmuyorum. Samimi ve dürüst yaklaşıyorlarsa bölgede 90'lı yıllarda en azında bunların açığa çıkması gibi bir düşünce ve iradesi varsa şimdiye kadar 155 haftadır bizler kayıp yakınları ile beraber oturuyoruz. Kayıplar bulunsun failler yargılansın sloganı ile eylemler yapıyoruz. Şimdiye kadar en ufak bir adım atılmamış. Hükümet bütün bu kayıpların nasıl kaybedildiğini mezarların nerede olduğunu, bu organizasyonların içerisinde kimlerin olduğunu çok iyi biliyor" dedi.

Usulüne göre kazı yapılmıyor
Toplu mezarların usulüne göre açılmadığını da belirten Bilici, "Devlet buna yanaşmıyor. 'Mezarı açarsam kepçeyle açarım, kazarım ben kendi yöntemlerimle açarım' diyorlar. En sonunda çok acı bir şeyle karşılaştık ki İçkale'deki çalışmalarda 'ben burayı kepçe ile kazarım kazma küreğe gerek yoktur' talebi üzerine Turizm İl Müdürlüğü şöyle bir karar verdi; 'Burası tarihi bir yerdir. Alanın tahrip olmaması ve zedelenmemesi için ben kepçe ile kazıları kabul etmiyorum.' Kabul etmediği için kazma kürekle kazılmasına karar verildi. Önemli olan bu coğrafyada yaşayan insanlar değil başka şeylerdir" dedi.


SERTAÇ KAYAR - DİHA/AMED