Amed’in Sur ilçesinde sokağa çıkma yasakları dönemini konu alan “Anons” isimli kısa metrajlı film çekildi. Kolektif bir çalışmanın ürünü olan ve Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) ile Teatra Jiyana Nû oyuncularının oynadığı filmin yönetmen koltuğunda Cabbar Alp yer aldı. 

Dihaber’e konuşan Cabbar Alp, filmin ismine ilişkin olarak “Devlet baskısını uygulayacaksa, yasak ilan edecekse, küfür edecekse önce anons ediyor. Hatta anons demek oradaki insanlar için biraz sonra kötü bir şeyin başlayacağı anlamına geliyor. Bu yüzden anonsu seçtim. Bu filmi çekerken ortak hedefimiz vardı. Kürdistan’da yapılan anonsları bütün dünyaya duyurmak” dedi.


Farklı bir mekan

Filmin konusunun sokağa çıkma yasakları olmasından kaynaklı bu psikolojiyle çektiklerini dile getiren Alp, çekimler sırasında her an polisle karşılaştıklarını ve filmin konusunun öğrenilmesi durumunda ekipmanları ile gözaltına alınabileceklerini söyledi. 

Filmin çekimini yaparken de oyuncuların polisin saldırı tedirginliği içinde oynadıklarını aktaran Alp, kendilerinin Sur’daki o anları yaşar gibi duygulara kapıldıklarını belirtti.

Alp, Sur’un her sokağına karakol kurulmasından ve yaşanmış bir olayı gidip tekrardan insanların gözünden canlandırmayı samimi bulmadıkları için farklı bir mekanda çektiklerini söyledi.


Oynamadılar, o anı yaşadılar

Alp, senaryonun yazım aşamasında da her an bombaların ve kurşunların insanların gözleri önünde patladığı bir ortamda yaşayan insanları düşündüklerini ve gözlerinde canlandırdıklarını ifade etti. Türkiye’de Sur’un filminin çekilmesinin yasak olduğuna dikkat çeken Alp, “Bu yüzden filmi izinsiz çektik. Oynayan arkadaşlar olması gerekeni, gerçeği oynadılar. Aslında oynamadılar, yaşadılar o anı” dedi.


Polisler bizi izledi

Filmi çekerken birçok zorluklarla karşılaştıklarını dile getiren Alp, malzemeler kiralık olduğu için polisin gelip malzemelere el koyma ihtimaline karşı, bir arabanın sürekli hazır bekletildiğini ifade etti. 

Filmin 4’üncü sahnesini çekerken polisin kendilerini izlediğini aktaran Alp, konuşmasına şöyle devam etti: “Tepebaşı’nda ara sokakta çekiyorduk. Yüzü kapalı gençleri görünce polisler gelip tepeden bizi izlediler. Ben de biraz tedirgin oldum. Çekim yaptığımız bir dükkân vardı. Dükkânın sahibiyle görüştüler. Biz sahnenin içeriği hakkında dükkânın sahibine biraz bilgi verdiğimiz için dükkan sahibi sanırım onlara biraz bilgi vermiş. Ne olduğunu anlamadıkları için biz de alelacele sahneyi bitirip ayrıldık oradan. En hızlı çektiğimiz sahne oydu. Ve eksik de kaldı.”


Sur iki spot haberden ibaret değil

Sur’da yaşayan insanların hikayelerini kimsenin duymadığını belirten Alp, “Sadece spot haberlerde ‘Sokağa çıkma yasağı ilan edildi’ ve ‘Sokağa çıkma yasağı kaldırıldı’ anonslarını duyduk. O iki anons arasında bir gerçek var ve sadece bir spot haberden ibaret olmadığını öğrendik” diye konuştu.

Sur’da yürütülenin bir savaş olmadığını, savaş hukukunun uygulanmadığını dile getiren Alp, o süreçte yaşanan tahribatı şu sözlerle dile getirdi:

Burada adeta sokaklara, taşlarla da savaş vardı. Kültürel soykırıma dayalı şeyler de yaşandı orada. Burada dünyanın, kamuoyunun ikiyüzlülüğünü gördüm. İtirazım da biraz buna oldu.  


 KÜLTÜR SERVİSİ