Kürt sorununun ortaya çıkardığı son aktüel kişilikler Asya Abdullah ve Nesrin Abdullah… Kendi toprakları üzerinde yaşanan asrın son kara savaşında yol arkadaşları ve halkıyla beraber geceli gündüzlü mücadele yürüten bu Kürt kadınları Paris’teydi. İnsan, halkının kimi özelliklerine şükran ve mihnet duyuyor. Çocukluğumdan beri Kürt kadınlarının savaşan örneklerine kulak misafiri oldum. Serhat öykülerinin ana teması olan isyan günleri, hep dikkatimi çekmiştir. Şeyh Sait, isyanı sırasında Karayazı’daki köylerini terk edip eşleriyle dağa çıkan kimi Serhatlı kadınlar çocukluğumuzun kahramanıdırlar. Özellikle Asya ve Besra’nın hikayesi çok hüzünlü ve tarihidir. Bu hikaye çok trajiktir. Derin, öğretici ve eşsiz. Bizim topraklara özgü bir kadın yaşamı var. Ne uygarlığın dişleri arasında basitleşen ne de karşısındaki bütün zorba gericiliğe boyun eğen çok ince, narin bir duygu. Bu açıdan büyük karakterlerin yuvasıdır topraklarımız. Hele ki Serhat...!
Kürt tarihi son özgürlük savaşına kadar toplumsal belleğini, dayanıklılığını ve kültürel angajmanlarını Serhatlı kadınlara borçludur. Son savaşa kadar Kürdistan hep Serhat’ta birikmiştir. İsyanlar ve karşı isyanlar hep burada kökleşmiştir. Ve son savaş, hattı genişletti. Olaya askeri ve düşünsel disiplin kattı ve böylece ortaya hiç kullanılmamış Etna Yanardağı kadar zengin bir dünya çıkarttı. İran surlarında Şah’ın taradığı Kürt firarilerin cesetleri arasında elindeki üç aylık bebeğiyle eşini arayan Besra ile damadının cenazesini arayan Asya’nın hikayeleri. Karayazı’nın dağ köylerinde askerle çatışmaya giren eşlerinin ölümü ardında çatışmayı devam ettiren ve işbirlikçi aşiret erkeklerini dahi utandıran Dido ve Dilşa’nın hikayesi.... Kısacası bizim kadınlarımız hep cesurdu, hep bilgindi, hep gururluydu. Ve son kertede ölüme meydan okuyacak, gelecektekileri düşünecek kadar güçlü ve teslimiyeti kabul etmeyen kadınlardı.
Asya Abdullah konuşurken, 1925 sobaharında İran surlarında ölülerini arayan o Kürt kadınlarını hatırladım. Bir yanda içim içime sığmadı, bir yandan da tarihinde unutmadığı nedenler vardır dedim. Serhatlı Asya Suriyeli Asya’nın cesaretine sinebilmiş mi diye düşünmeden edemedim. "Karayazı’nın büyük aşiretinin Asiye Xanımı, Kobanêli Asya’ya ruh katacak kadar kim bilir hangi acıyla, ağıtlar yakardı o anlarda, o günlerde” dedim. Yaz aylarında elinde silahıyla gördüğümde Serhat’ın firari kadınlarına benzettiğim bu sade kadınlar, 155 yaşındaki salonda zamanın örselediği gerçekliği tane tane Paris’e anlattı. Günümüzün dili ve gerçekliği ile konuştukça nenelerim olan kadınların acısını yüreğimde hisettim. Oradaydılar, bizimleydiler, kalbimizdeydi büyük nenelerimiz, gelinlerimiz, genç kızlarımız ve bizler… Bir asır sonra Paris’te… Politik angajmanlar ya da süslü, belirsiz laflarla onları tanımaya çalışmak yerine, sadece Asya Abdullah ve Nesrin Abdullah olarak da tanımaya çalışmak bir tarihi devamlılık olarak okunmalı. Savaşın vaktinden evvel ortaya çıkardığını, kendilerinin de tam olarak tarihin bu tılsımlı anlarına yetişmeye zaman bulamadıklarını biliyoruz.
Alkışı hak eden bu kadınlar, onları sürükleyen politik ve tarihi dayanakların varlığıyla söz aldılar. Güzel konuştular. Basının ve politikacıların "ters köşe” soruları karşısında sade, ucu açık, uzlaşmaya meyilli ve ulusal anlayışı ima eden cevaplarla insanın yüzünü gülümseten tavırlar sergilediler. Özgürlük mücadelesinin kendine özgü bir havası var. Ve gerçekten özgürleşmek isteyen kadınlara acayip evrim geçirten bir dinamizmi var. Ama bu kadınların sade ve kendi inandığını savunma konusundaki vakurlukları takdire değerdi. Politik sorumluluk sadece bir sıfatı taşımakla ilerlemiyor galiba, ona bir de karakter katmak gerek. Yani sadelik, bilgi ve gerçekten değişimi başarma arzusu karakterde zevk uyandırıyor. Üstelik Fransa gibi kadınların özgürlüğüne ciddi bilgiler bağışlamış bir toplumda davet edilmek ve kamuoyuna dek tırmanmak asla basit karşılanamaz. Fransızlar zamanlamadan anlıyorlar. Yani neyi ne zaman öne alacaklarını çok ustalıkla belirlerler. O nedenle Asya Abdullah ve Nesrin Abdullah Paris’te politikayı yaşamın bir parçası yaparak kelimelerini seçtiler.