Sol hareket içerisinde inişli çıkışlı mücadele süreci yaşayan Baydar ve Ulugay, kitapta kendi biyografileri ile birlikte Türkiye sol hareketi içindeki bölünmeler, mücadeleleri yalın bir dil ile anlatıyor. Kürt hareketi ile Türkiye sol hareketi arasındaki etkileşim ve Kürtlerin Türkiye demokrasisine kazandırdıklarının yeterince irdelenmediği kitapta, Ulugay'ın henüz 12 Mart 71 askeri darbesi sırasındaki "Türkiye'de devrim olacaksa bu ancak Kürtler ile olur" tespiti dikkat çekiyor.
TİP üyesi ve Türkiye Sosyalist İşçi Partisi kurucuları arasında yer alan Oya Baydar ve bir dönem İbrahim Kaypakkaya'nın da yer aldığı Türkiye İhtilalci İşçi Köyle Partisi içinde yer alan Ulugay, iki yıllık bir çalışmanın sonucu olarak çıkardıkları "Bir Dönem İki Kadın" kitabı ile Türkiye sol hareketi tarihinin bir kesitini farklı bakış açıları ile yansıtıyorlar. Baydar ve Ulugay'ın yaşadıkları ve gözlemleri ile sınırlı olan kitap, Türkiye sol hareketinin işçi ve köylüler ile birleşememesinin nedenlerini ortaya koymasa da hemen tüm fraksiyonların elitist oluşları, ezilen sınıflar ile birleşmesi önündeki en önemli engel olarak ortaya çıkıyor. Sinan Cemgil ve İbrahim Kaypakkaya'nın şehirlere sıkışmış ve her an denetimde olan çalışma tarzına olan tepki ve inançsızlık sonucu mücadelelerini farklı bir aşamaya taşımalarına değinilen kitapta, Türk sol örgütlerinin Cemgil ve Kaypakkaya'nın mücadelelerinde yalnız bırakmalarının özeleştirisi verilmiyor.
Kırdan kente şehirlerin kuşatılması projesini hayata geçirmek isteyenlerin bu mücadelesine her seferinde Bölge'den başlandığına dikkat çekilen kitapta, bunun en önemli nedeninin Kürtlerin sistem ile olan çelişkilerinin darbe dönemlerinde gerçekleştirilen baskılar ile sınırlı kalmadığı sistemli bir baskı olduğu için Kürtlerin devrime daha yakın olduğu vurgulanıyor. Ulugay, 70'li yılların başında bu durumun değerlendirmesini şöyle yapıyor: "Bizim gibi insanların yaşamsal ve sınıfsal sorunu değildi devrim. Ama Kürtlerin böyle bir sorunu vardı. Dağlar onlarındı ve şehirler kuşatılacaksa bir gün, onlar kuşatacaktı."
Kitabın Kürt Ulusal Hareketi'ni anlamak başlıklı kısa bölümde ise Türk sol hareketinin uzun bir süre ulusalcı-Kemalist çizginin etkisinde kalarak Kürtlere ilişkin özel vurgu yapılmaması eleştiriliyor. Kürtlerin kimlik ve ulusal mücadelesinin gündemleşmesinin doğru çıkışla birlikte ve aynı zamanda sorunun Ortadoğu sorunu haline gelmesi ardından Türk sol hareketinin görmeye başladığı belirtilirken, kitapta "Bugün Kürt sorununu ülkenin birincil sorunu olarak tartışılabiliyorsak silahlı mücadele ile olduğunu teslim etmek zorundayız" deniliyor.
Farklı arkadaş yapılarından ve sınıflarından gelen ve Türk sol hareketinin farklı oluşumlarında yer alan Baydar ve Ulugay, Bir Dönem İki Kadın'da Türk sol hareketinin kısa bir tarihçesi ile birlikte yaşadıkları çelişkileri, tartışmaları, kopuşları, gruplaşmaları sade bir dil ile anlatırken, Türk sol hareketinin birlik olamamasının Türkiye halklarına kaybettirdiklerinden söz edilmiyor.
Bir Dönem İki Kadın'da, 1940'lardan günümüze Türkiye'de ve dünyada solun durumu, bölünmüşlüğü, geniş halk kesimlerinden kopukluğuna erkek egemen göz dışında iki kadının bakışıyla yansıtılıyor, aktarılıyor. Baydar ve Ulugay, İstanbul'dan Filistin'e, Kürdistan'dan Avrupa'ya kadar olan yaşam ve mücadele seyirlerini, 27 Mayıs, 68 olayları, sol hareketin yüselişi, 1 Mayıs, 12 Mart ile 12 Eylül darbe ve katliamlarının yanı sıra Kürt hareketinin başlangıç günlerinden Türkiye sol hareketinin Kürtlere bakışını ve Kürt siyasal hareketinin bugünkü güce ulaşmasını irdeliyor.
"Tarihi sadece erkekler yazmamalı" diyen Baydar ve Ulugay, tüm bu dönemlerdeki dostluğu, yoldaşlığı, sevgiyi, örgüt ve parti içi sorunları, kendileri, geçmişleri ve tarihle hesaplaşarak anlatıyorlar.

MAZLUM ÖZDEMİR