İki çağın arasında

Forum Haberleri —

foto kaynak: Pixabay

foto kaynak: Pixabay

  • Tüm insanlık bir kaos aralığını yaşıyorken, hegemonik megalomanlar kendilerini ve doyumsuz arzularını hukukun orta yerine bayrak gibi dikiyorlar.

KEMAL GÜLER

Dünya korkunç bir yer olmaya başladı. Geçmişin kötülerini rahmetle anar olduk. Adalet eskiden de yoktu ama onun umudunu ayakta tutan, kırık dökük bir hukuk vardı. Artık o da can çekişiyor. Kelimenin tam anlamıyla, kurt kanununa bağlanmaya başladık. Güçlü olanın hadsiz serbestliği, hoyrat bir zalimliğe dönüşüyor gün geçtikçe. İnsanlar eskiden sosyal bağlarla dayanışarak üstesinden gelmişlerdi bu kurt kanununun. Ama artık onu da yapmıyorlar. Çünkü, sistem sosyal tüm bağları bozguna uğrattı. Bireyler çözülmüş monatlar gibi.

Tüm sosyal yetilerini kaybetmek üzereler. Sosyal varlık olan insan, artık sosyal bir varlık olduğunun farkında bile değil.

Siber çağın gelişimiyle artık aşklar bile yapay zekaların algoritmalarına bağlandı. Onlar seçiyor bize uygun olanları, ruh ikizlerimizi. Kafa yormaya gerek duymuyoruz.

Düşünmek ağır yük. Temposu yüksek ama hiçbir ağırlığı olmayan sabun köpüğü hayatlar yaşıyoruz. Günlerce, bir kaç metrekare odalardan çıkmadan, hiçbir insana dokunmadan, kanlı canlı bir varlığın sıcaklığını duyumsamadan kalabiliyoruz. Hücre cezasına çarptırılmış mahkumlar gibi.

Modern toplumun temel karekterini belirleyen büyük ölçekli üretim alanları, yerini yeni bir üretim biçimine bırakıyor. Çalışmak için yan yana olmak, aynı atmosferi paylaşmak gerekmiyor. Herkes evinde odasında bunu pekala yapabiliyor. Sınıfsal özellikler, toplumsal dinamikler, psikolojik açıdan ortak biçimlenmeler yer değiştiriyor. Proleteryadan, köylülerden, küçük burjuvalardan ve onların temel karakteristik yapılarından kim bahsedebilecek?

Tüm insanlık bir kaos aralığını yaşıyorken, hegemonik megalomanlar kendilerini ve doyumsuz arzularını hukukun orta yerine bayrak gibi dikiyorlar. İnsanlığın ortak acılarından süzülüp gelen bir yığın anlaşma, bir sürü sözleşme ayaklar altına alınıp çiğneniyor. Soykırımlar yapılıyor. İnsanlar yerlerinden yurtlarından sürülüyor. Demografik yapılar değiştiriliyor. Kimyasal silahlarla insanlar boğazlanıyor. Ama gündem dahi olamıyor. Tüm Kurdistan coğrafyası insanı ve doğasıyla talan ediliyor. İşlenmedik suç yok. Filistin’e cehennemi yaşatıyorlar. Yemen izole edilmiş laboratuvar nesnesi gibi, her şey deneniyor. Ukrayna ve Rusya savaşı, insan ve ekonomik kaynakların tüketimi için zamana yaydırılmış bir karadelik olarak tasarlanmış durumda. Suriye, Libya, Ermenistan ve daha nice ülke ve halklar bu saldırılarla başa çıkmaya ve ayakta kalmaya çalışıyorlar. Uzun erimli stratejiler; kısa, orta ve uzun vadeli planlamalar süper güçlerin dışındaki  devletler için karşılığı olmayan olgular haline geldi.

Bütün bunların yanısıra, hegemonik güçler arasında bir kutuplaşma, şiddetli ve kanlı provalarla her gün biraz daha arz-ı endam edip duruyor. Dünya hızla 1. ve 2. dünya savaşlarındaki koşulara benzeyen ortama sürükleniyor. Sanki büyük bir felaket göstere göstere yaklaşıyor.

Peki ortak bir gündem var mı? Hayır. Her ülke, her toplum ve her birey o kadar çok kendine gömülüp kalmış ki, kendinden başkasını duyan, gören hisseden neredeyse kalmadı. Sosyal duyarlılık sahipleri artık soyu tükenen kelaynaklar muamelesi görüyor. Devrimcilik, eski masal kahramanları gibi bir kavrama dönüşmüş durumda. Öyleki, Salvador Dali'nin sürreal tablolarındaki figürler gibi gerçek olmayacak kadar sahiler.

Ama her karanlık kendi yıldızını parlatır. Her çağ kendi doğrularını ve onun savunucularını yaratır. Siber çağın  Prometeusları, kendi kriterleri ve mücadele tarzlarıyla er geç ortaya çıkacaklardır. Sınırsız bir dünyanın küresel direnişini birlikte örecek ve dünyayı daha adaletli hale getireceklerdir. Onlarla hayat daha güzel olacak. Bütün bu kaos ve karanlığa rağmen; güzellik, eşitlik ve özgürlük adına hala direnmekte olanlar bize umudu söylüyorlar. Ne olursa olsun, ezilen bütün  insanlar için, "umudu dürtmek, umutsuzluğu yatıştırmak gerek". Çünkü şairin dediği  gibi "uzağı gören çocuklar bilir, gelecek uzun sürer..."( M.Mungan)

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.