
Cezaevinde yapılan insanlık dışı uygulamaları, mahkemelerde işlenen kanunsuzlukları, Kürt halkına yönelik baskıları teşhir etmek için gitmek gerekiyordu. Nurettin Yılmaz, çıkamadı; Ahmet Türk aileden dolayı kalmalıydı, ben uluslararası kamuoyuna yansıtmak için yurtdışına çıktım, anlattım, dünya basını yansıttı ve ben vatandaşlıktan çıkarıldım. 30 yıl sonra dönmem, mücadelenin sonucudur. Şimdi bizim burada bulunmamız da mücadelenin kazancıdır. Türkiye'de demokrasinin olmasını istiyorsanız Kürt sorununu çözmeniz gerekir. Kürtler ve Kürdistan parçalanmıştır. Ancak birlik bizi kurtarır. Bu çalışmamızda Türkiye solunun, demokratlarının bizimle olması çok önemlidir."
Mezarlarına yüz süreceğim
22 yıl sonra Türkiye'ye dönen Yusuf Serhat Bucak ise katılımcıları Kürtçe selamladı. Buruk geldiğini belirten Bucak, şu konuşmayı yaptı: "Yüreğimin bir parçasını Qamişlo'da, bir parçasını Hewlêr'de, Kandil'de, bir parçasını Mahabad'da, bir parçasını da Avrupa'da bıraktım. Bizim gelişimiz sıradan bir geliş değil. Kendiliğinden olmadı. Birçok arkadaşım toprağın altında. Ülkeme gideceğim. Mezarlarına yüz süreceğim. Topraklarını öpeceğim. Mümkün olursa onların yaşayan annelerinin ellerini öpeceğim. Bize bu değerleri yaşatanlar onlardır. Aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.
Hiçbir zaman taviz vermeyeceğim
HDP, Türkiye demokrasi mücadelesinde, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde, inançların özgürlük mücadelesinde kilometre taşı olacak ve ben de bu mücadelede ufak bir tuzum olursa çok mutlu olacağım. 22 yıldır hasretim. O duyguları ancak sürgünü yaşayanlar bilir. Ateş düştüğü yeri yakıyorsa, emek verenler bu işin cefasını çekiyorsa, sürgünü da yaşayanlar bilir. Bize bugünleri yaşatan şehit annelerinin ellerinden öpüyorum. Onların yarattığı yüce değerlere sahip çıkacağımı, hiçbir zaman taviz vermeyeceğini buradan ilan ediyorum. Bu kavgayı Türkiye halkları, Kürt halkı özgür olana kadar sürdüreceğimi halkların huzurunda tekrar ediyorum."