İki dev adam: Mandela ve Russell

Russell NBA’de kazanan, lider ilk siyahi oyuncuydu. Bugün yaşansa Amerika’da isyan çıkaracak nitelikte sayısız ırkçı saldırıya maruz kaldı. Martin Luther King ile birlikte yürüdü, Vietnam’a gitmeyi reddettiği zaman Muhammed Ali’nin yanında durdu. Hayatı boyunca siyahilerin hak hareketine büyük destek verdi ve sembollerinden biri oldu.
Russell’ın eşi Marilyn Nault kızıyla birlikte ona bir hediye almak istedi. 11 kez NBA şampiyonu olmuş birine hediye almanın zorluğunu fark eden ikili gidip Russell’a “dünyada görmek istediğin biri var mı“ diye sordu. Russell hiç tereddüt etmeden cevap verdi: “Nelson Mandela’yı görmek istiyorum.”
Bir süre sonra Mandela’dan randevu alan kızı babasını arayarak müjdeyi verdi “önümüzdeki Perşembe günü Paris’te olman gerekiyor. Nelson Mandela da orada olacak ve beraber bir yemek yiyeceksiniz.”
Russell ve Nault birlikte Paris’e uçtu. Görüşmenin olacağı restoranın hemen karşısındaki otele yerleştiler. Russell görüşme için hazırlandığı sırada eşinin hazırlanmadığını gördü. Nedenini sorduğunda Nault, “Gelmemin iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum. O adam Güney Afrika cezaevlerinde 27 sene hapis yattı. Şimdi senin yanında beyaz bir kadını gördüğünde ne düşünecek?” dedi. Russell, buna gülerek cevap verdi: “Eğer seninle evli olmam onun hoşuna gitmiyorsa canı cehenneme”.
İkili buluşacakları restoranın özel odasına doğru yürüdükleri sırada karşılarındaki Mandela da oturduğu yerden kalkarak onlara doğru yürüdü. İlk önce Russell’ın eşi Nault ile tokalaştı ve elini omzuna koyarak “burada olmanızdan dolayı çok mutluyum” dedi.
Üçlü yemek masasına oturup koyu bir sohbete daldı. Russell’ın Mandela’ya Apartheid’la mücadele ve sonrasındaki mücadele yöntemleri konusundaki sorusuna karşı aldığı cevap özetle şöyle: “Herkes bu mücadelenin çok kanlı olacağını düşünüyordu. Eğer ben de Apartheid rejimine karşı onların bana karşı mücadele verdiği yöntemlerle mücadele etseydim ispatlayacağım tek şey onların her zaman haklı olduğu olurdu. Ama ben bir Mandela’yım. Ben felsefemi kabilemden, onun binlerce yıllık yaşamından alıyorum. Apartheid’ın adamlarına bakıp nasıl davranacağımı belirleyemem. Onları örnek alamazdım.”
Russell o gün Mandela’nın beyazlara karşı değil bir rejime karşı; siyahlar için değil adalet için mücadele ettiğini anladı. Tabii ki Russell’ın eşi Nault da.
***
Bir başka hikaye de Russell’ın koçluk yaptığı dönemden. Kenny Smith, Sacramento Kings’te çaylak bir oyuncu olduğu sırada Russell bir sene kadar Kings’i çalıştırdı. O dönem de Avrupalı oyuncuların NBA’ye yeni girmeye başladığı dönemlerdi. Kenny Smith de bir gün bütün Amerikalı oyuncuların yaptığı gibi Avrupalı oyuncuları çekiştirmeye başladı: “Gerçek pivotlar gibi oynamıyorlar, oyunu bozuyorlar, atletik değiller, daha az kazanmamıza neden oluyorlar vs vs.”
Smith’in böyle ileri geri konuşması Bill Russell’ın kulağına gittiğinde koç herkesin önünde çaylak oyuncusuna hayatının derslerinden birini verdi: “Oğlum, hiç kimse hakkında ayrımcı konuşmamalısın. Hele hele bir siyah olarak bunu hiçbir zaman yapmamalısın. Ne hayatta ne de basketbolda.”
***
Anlayana, anlayabilene…
