Ümit ve Sezgin Akgül kardeşler Bîsmîl‘de doğdular... Akgül Kardeşler 1990’lı yıllarda çocuk yaşlardayken, aileleri devletin, ‘Kürdistan’ı insansızlaştırma’ politikası sonucu Mersin’e göç etmek durumunda kaldılar. Ümit ve Sezgin, devlet güçlerinin evlerine baskın düzenlemesine, her türlü rencide edici polis terörüne tanık oldular. Evleri basılıyor, anne babalarına hakaretler ediliyor, annenin çeyiz sandığı bile darmadağın ediliyordu. Bu şartlarda anavatanda büyümenin acısını yaşadılar. Daha da olgunlaştıklarında bu terör devletinin zorbalığına karşı bir şeyler yapılması gerektiğini düşündüler. Kürdistan’da sadece düzene bağlı Kürt olarak yaşamanın bir şey ifade etmediğini gördüler.


Önce kim gidecek kavgası

Her baskın onları kendi gerçekliklerine, özgürlük isteyen Kürdistan gerillasına biraz daha yaklaştırdı. Ailenin devletçe mağdur edilmesinin kendilerine özgü olmadığını anladılar. Duydukları tüm hikayede, Kürdistan’ın herhangi bir yerindeki benzer mağduriyetleri bilince çıkardılar. Sokakta birlikte oynadıkları Botanlı, Serhatlı, Kürdistan’dan göç ettirilen diğer ailelerin çocukları gibi… Çok genç yaşlarda Kürt kurumlarında aktifleşmeye başlayan iki kardeş, mücadelenin başka alanlarına eğilim göstermeye başladılar. Yıllar sonra yazdıkları mektuplarda, hangisinin daha önce dağa gideceğinin kavgasını gizliden yaptıkları anlaşılıyor.

Ümit’ten Agir’a giden yol

1999 Şubat ayında, Abdullah Öcalan’ın kaçırılıp İmralı adasına götürülmesinden kısa bir süre sonra Ümit Akgül, artık gerilla olmaya karar verir ve en yakınındaki gerilla birliğine, Amanos Dağları’nda katılır. Birlikte büyüdüğü kardeşi Sezgin’e ve ailenin diğer tüm fertlerine bir mektup bırakarak, “Artık Kürdistan özgürlük mücadelesinin bir gerillası olarak dağa gittiğini” yazar. Bu mektubu yazdığında 19 yaşındadır ve o artık Agir Serhat isminde bir gerilladır... Bir süre Amanos Dağları’nda kalır ve PKK gerillalarının geri çekilme sürecine dahil olarak birçok badireden sonra Güney Kürdistan’a gider. Aileden, kardeşi ve mücadele arkadaşı Sezgin’den ise, hiçbir haber alamamaktadır.

Gerilla kamplarında buluşma

Sezgin Akgül ise, ağabeyinden bir yıl sonra gerilla saflarına katılmaya karar verir ve Garzan bölgesinde katıldığı gerilla birliği ile Güney Kürdistan’a gider. Onun ismi ise artık Çekdar Amed’dir. Özgür Kürdistan dağlarında politik askeri eğitim desteği alırlar. 2004 yılında kamplarda bir rastlantı sonucu karşılaşırlar. Yıllar sonra bu buluşma sürprizinin yaşandığı an eğer bir filme, bir romana konu olmuyorsa bunun bizim ‘anlatma’ problemimizle ilgisi var. Ancak birlikte fazla kalamazlar. Faaliyet alanlarına görevlendirme yapılırken ayrı birliklerle Kuzey Kürdistan’a geri dönerler. Agir Serhat Botan’a, Çekdar Amed ise, Garzan bölgesine gerilla olarak giderler. Birbirlerinden hiç haberleri yoktur. Tam 4 yıl yaşayıp yaşamadıklarını dahi bilmezler. Çatışmalara girerler, onlarca kez ölümle burun buruna gelirler. Dört yıl sonra ise, ayrı tarih ve yollardan yeniden Güney Kürdistan’a gönderilirler.

Zap’tan kurtarır hevalini…

Sıcak çatışma ortamından uzak tutulmak ve tekrar eğitimlere katılmak üzere Zap bölgesinin değişik alanlarındaki kamplara dönerler. Bir süre sonra yakın kamplarda olduklarını öğrenirler. 10 Kasım 2008 yılında Çekdar Amed, gerilla olan ağabeyi Agir Serhat’ı ziyaret etmek için komutanından izin alır ve gider. Gerilla Serhat Agir ise, başka bir göreve gitmek üzere aynı güzergahtan gitmektedir. Ve iki kardeş Zap suyunun kenarında karşılaşırlar. Karşılaşmaları tesadüfidir. Merhabalaşmak, sarılmak, konuşmak isterler ama aralarında Zap suyu geçmektedir. Hava yağmurludur ve Zap suyu giderek kabarmaktadır. Agir gerillaların sürekli kullandığı keleklere biner ve heyecanla diğer tarafa geçmeye çalışır. Ancak Zap suyu çok şiddetlidir, keleklere geçit vermez ve gerilla Agir’ı alıp götürür. Civardaki gerillalarda koşuşturma başlar başlamaz diğer kardeş Çekdar, kendisini suya atar ve ağabeyini, hevalini kurtarır.

Bombaların hedefi olurlar

Sudan çıkar çıkmaz yılların hasretiyle kucaklaşırlar... Gerilla arkadaşlarının kendileri için yaktığı ateşte ısınmak ve kıyafetlerini kurutmaya çalışırlarken Türk savaş uçaklarının hava saldırısı başlar. Çekdar ve Agir, yani Ümit ve Sezgin, henüz sohbet etmeden, çocukluk anılarından, anne ve babalarından, diğer kardeşlerinden, yaşadıkları mücadele ve savaş yıllarından bahsedemeden, henüz elbiselerini kurtulmadan orada tonlarca ağırlıktaki bombaların hedefi olup can verirler... Ve Kürdistan’ın en büyük hakikati olan şehitler kervanına katılırlar...


AMED DİCLE/ANF/BRÜKSEL