Aylık bazda Aralık ayında 2.2 milyar dolar olan cari açık Ocak ayında 2.7 milyar dolara yükseldi. Yıllık bazda ise Aralık 2016’da 32.3 milyar dolar olan cari açık, Ocak 2017’de 33.1 milyar dolara çıktı. Yıl boyunca cari açığın yükselmeye devam edeceğini öngörmek mümkün. Ekonomi için önemli sinyallerden birisine ciddi bir bozulma eğilimin hakim olduğu anlamına geliyor.

İstihdam-işsizlik verileri bozulma eğilimi gösteren bir başka iktisadi değişken. İşsizlik 2014 yılının sonlarına kadar, yüzde 8-9 bandında hareket ediyordu. 2016 yılının Ağustos ayından bu yana ise işsizlikteki yükselme eğilimi adeta sürekli hale geldi. Önce yüzde 11 boyutuna çıkan işsizlik oranı Kasım 2016’da yüzde 12.1’ye, Aralık 2016’da ise yüzde 12.7 düzeyine tırmandı. Hem oranın yüksek olması, hem yüksek oranlı işsizliğin sürekli bir olgu haline gelmesi, ekonomideki krizin teme işaretlerinden biri.

Kriz günlerine dönüş

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 15 Mart 2017 günü açıkladığı Aralık 2016 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarını değerlendirdi. TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) işsizlik oranı bir önceki yılın Aralık ayına göre 1.9 puan artarak yüzde 12,7’ye yükseldi. Böylece resmi işsizlik oranları tekrar kriz dönemi (2008 Aralık) düzeyine ulaştı. Aralık 2008’de yüzde 12,7 olan işsizlik oranı 8 yıl sonra tekrarlanmış oldu. Aralık 2015’te 6 milyon 340 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı Aralık 2016’da 6 milyon 917 bine yükseldi. Geniş tanımlı işsiz sayısı 577 bin kişi artarak yüzde 21 olarak gerçekleşti. İşsizlik göstergelerinde yükseliş, Türkiye ekonomisinin tekrar kriz günlerine dönüşü anlamına geliyor.

Dar tanımlı işsiz sayısı bir önceki yılın Aralık ayına göre 668 bin kişi artarak 3 milyon 872 bine yükseldi. İşsiz sayısı son 10 yılın en yüksek düzeyinde. Genç kadın işsizlik oranı bir önceki yılın Aralık ayına göre 8,1 puan artarak 28,8’e yükseldi.

Tarım dışı kadın işsizliğindeki artış sürüyor. Tarım dışı kadın işsizliği 3,3 puan artarak 20,1’e yükseldi.

Aralık 2016 döneminde genç (15-24 yaş arası) işsizliği bir önceki yılın aynı dönemine göre 4,8 puan artarak yüzde 24’e yükseldi. Tarım dışı genç işsizliği ise yüzde 26,6 seviyesine yükseldi.

İşsizlik oranlarının kriz döneminden bu yana seyrine bakıldığında hem sayısal hem de oransal olarak istikrarlı bir yükseliş yaşandığı görülüyor. 

Ocak 2017’de de sürebilir

İşsizlik sigortası başvurularında yaşanan artış işsizlik oranlarının Ocak 2017’de de artabileceğinin işaretlerini veriyor. İşsizlik ödeneği başvurularında son yıllarda hızlı bir artış yaşanıyor. 2010 yılında 38 bin olan aylık ortalama işsizlik ödeneği başvurusu, 2015’te 90 bine, 2016 yılında ise 123 bine yükseldi. Ocak 2017’de 158 bin olan işsizlik ödeneği başvurusu, Şubat 2017’de ise 109 bin olarak gerçekleşti. Bu veriler işsizlikte Ocak 2017’de de artış yaşanabileceğini gösteriyor.

DİSK’in önerileri

Genişletilmiş işsiz sayısı 6,9 milyon gibi oldukça yüksek bir sayıya ulaşmış durumda. İşsizlikteki artış en çok kadınları ve gençleri etkiliyor. AKP’nin işsizlikle mücadelede başarısız olduğu net biçimde görülüyor. DİSK’in işsizliğin azaltılması ve istihdamda kalıcı ve güvenceli artış sağlanması için önerileri şöye:

* Haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.

*Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.

* Kamuda kadrolu ve güvenceli istihdam artışı sağlanmalı ve personel açığı derhal kapatılmalıdır.

* Tüm taşeron işçilere kadro verilmelidir. 

* Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) “insana yaraşır iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalıdır.

* Kiralık işçilik yasası (6715) Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmelidir.

* Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

* İş başında eğitim adı altında çırak ve stajyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.

* İşsizlik Sigortası Fonu’nun amaç dışı kullanımına son verilmelidir.

* Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.





Seçime ‘örtülü’ rüşvet

Referandum öncesinde Şubat ayında bütçeden yapılan harcamalar arttı. Geçen ay bütçe 6.8 milyar lira açık verirken, devletin güvenlik ve savunma, “örtülü ödenek”, taşıt kiralama, hane halkına yapılan transfer harcamalarındaki artışlar dikkat çekti.

Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı şubat ayında bütçeden yapılan harcamaları gösteren sonuçlar şöyle:

* Şubat’ta bütçe gelirleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4.9 artarak 46.9 milyar lira, bütçe giderleri ise yüzde 27 artış göstererek 53.7 milyar lira oldu. Bütçe Şubat’ta 6.8 milyar lira açık verdi. Bütçeden mal ve hizmet alım giderleri için yapılan harcama 1.6 milyar liradan 3.6 milyar liraya, güvenlik ve savunmaya yönelik harcamalar ise 32.8 milyon liradan 197.1 milyon liraya çıktı.

Örtülü uçuşa geçti

* Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığın kullanımında olan ve nereye harcandığı açıklanmayan “örtülü ödenek” harcamaları Şubat’ta bir önceki aya göre yüzde 72 artışla 163.8 milyon liradan 282.3 milyon liraya çıktı. İki ayda yapılan örtülü ödenek harcaması 446 milyon lirayı aştı.

Gözaltı ikiye katlandı

*Gözaltına alınanlar için yapılan harcamaların yer aldığı “güvenlik kuvvetleri nezaretinde bulundurma giderleri” 358 bin liradan 654 bin liraya yükseldi. Yargılama giderleri de 804 bin liradan 55.2 milyon liraya çıktı.

Hava taşıtına 5.1 milyon

* Bütçeden hava taşıtı kiralaması için Ocak ayında hiç harcama yapılmazken, Şubat’ta 5.1 milyon lira harcandı. Referandum öncesinde vakıf gibi kuruluşlara yapılan transferler 123.7 milyon lira oldu.


İş cinayetine de TOMA

İstanbul’un Avcılar ilçesinin Yeşilkent Mahallesin’de bulunan bir naylon fabrikasında 17 yaşındaki işçi, iş cinayetinde yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde fabrikada çalışan Van Bahçesaray Keçav köyü nüfusuna kayıtlı 17 yaşındaki çocuk işçi Bekir Erdem’in cansız bedeni saatlerce makinaya sıkışık şekilde bekledi. Ailesi ve yakınları fabrika önüne geldi. Saatlerce fabrika önünde bekleyen Erdem’in annesi ağıtlar yakarken olay yerine TOMA ve Çevik Kuvvet ekipleri sevk edildi. Ailesi, Erdem’in 3-4 gün önce işe başladığını söyledi.


Genç işsizlerin kanıyla sulanıyor

DİSK Çalışma Yaşamı Uzmanı Faruk Işık, 4 gençten 1’inin işsiz olduğunu, Türkiye’nin yavaş yavaş diplomalı işsizler ülkesine de dönüştüğünü belirterek, genç işsizliğin artmasında etkili olan nedenleri sıraladı:

* Toplam talep yetersizliği, 

* ekonomik durgunluk ve krizler, 

* demografik faktörler, 

* işgücü politikalarının yetersizliği, 

* eğitim politikalarının yetersizliği, 

* asgari ücret uygulaması, 

* gençlere yönelik ücret politikalarının yanlışlığı

* gençlere yönelik mobing uygulamaları.

Geleceğe güvensiz bakan toplum

Işık, iş bulmaktan umudunu kesmiş işsizlerinde katıldığı geniş hesaplamaya göre işsiz sayısının yaklaşık 7 milyon olduğunu anımsatarak, “Eğer gençler üzerinde değerlendirirsek geleceğe umutsuz ve güvensiz bakan bir toplum oluşuyor. Gençler Türkiye’de çıkmanın yollarını arıyor” dedi.

İnşaatta yoğunlaşma

İşsizlik sorunun gençleri güvencesiz ve esnek çalışmaya ittiğini belirten Işık, ”Gençler iş bulamadığı için inşaat gibi güvencesiz ve iş güvenliğinin olmadığı mesleklere yöneliyor. Türkiye’de yükselen binalar genç işsizlerin kanıyla sulanıyor” şeklinde konuştu. Işık, mevcut politikalardan dönülmemesi halinde işsizliğin artmaya devam edeceğini vurguladı.


2 milyon kişi borçla ev aldı

Konut kredileri 2011- 2016 döneminde yıllık ortalama yüzde 21 artarak 168 milyar TL oldu. Son üç yıla göre yıllık bazda artışlar yüzde 14 seviyesinde gerçekleşti. Yıllık bazda ortalama reel büyüme ise yüzde 12 düzeyinde oldu.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin banka ve finansal kuruluşlardan topladığı kredi bilgileri kullanılarak hazırlanan çalışmaya göre, konut kredisi olan kişi sayısı, stok olarak, 2011-2016 döneminde yüzde 69 artarak 1.3 milyondan 2.2 milyona ulaştı. Aynı dönemde ortalama kredi miktarı 57 bin TL’den 75 bin TL’ye yükseldi. En çok tercih edilen kredi dilimlerinin 100 bin ile 150 bin TL arasında, en çok tercih edilen vadenin ise 8 yıl olduğunu görüyoruz. Konut kredisini en fazla kullanan yaş aralığı ise 31-41 arası.

2016’da 150 bin TL üzeri kredi kullanan kişi sayısı arttı. Bu Aralık’ta, 2015’te 71 bin kişi, 2016’da ise 93 bin kişi konut kredisi kullandı.



Ekonomisi AB’ye bağımlı

Ekonomist Prof. Dr. Ahmet Şahinöz, AB ülkelerinin Türkiye ekonomisinin istikrarı için “çapa” görevi gördüğünü belirterek, “Türkiye’nin AB ülkelerine bağımlı bir ekonomik ilişkisi var. Bunun faturasını kim ödeyecek? Bunun maliyetini elbet Türkiye halkı ödeyecektir” dedi. 

Türkiye’nin Avusturya, Almanya ve Hollanda ile başlayıp tüm Avrupa’ya yayılan diplomatik krizin ardından Avrupa ile ekonomik ilişkiler gündeme geldi. Türkiye’nin ihracat gelirleri içinde döviz birimi açısından en önemli payı Avrupa Biriliği (AB) ile yaptığı ihracattan elde ettiği euro cinsinden döviz gelirleri oluşturuyor. Bu oran yüzde 48, ABD doları cinsinden dövizin payı ise yüzde 43.

Türkiye’nin Hollanda ile dış ticaret hacmi yılda 10 milyar doları buluyor. Hollanda’dan sağladığı doğrudan yatırımlar yılda 1,7 milyar doları bulurken, Türkiye’ye gelen Hollandalı turistin bıraktığı gelir 1 milyar dolar. Hollanda Türkiye’nin doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve turizm gelirleri açısından cari açığının fonlayıcısı konumunda ve ithalat-ihracat açısından ise en önemli ortaklarının başında geliyor.

160 milyar dolar ödemeli

Türkiye’nin bu yıl içinde yaklaşık 160 milyar dolar dış borcunu geri ödemesi gerekiyor, yıl sonunda ise cari açığın 40 milyar doları bulması bekleniyor. Bu açıdan AB ile ekonomik ilişkilerin zarar görmemesi oldukça önemli. Öyle ki, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Hollanda ile yaşanan krizin hemen ardından “Ekonomik yaptırımlar yapılmayacak” şeklinde açıklamalar yapmasının da bundan kaynaklanıyor.

Başkent Üniversitesi’nden ekonomist Prof. Dr. Şahinöz, Türkiye’nin AB ülkelerine bağımlı bir ekonomik ilişkisi olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye’nin dış ticaretinin yarısını AB ülkeleri oluşturuyor. Buna karşın Türkiye, AB’nin dış ticaretinin yalnızca yüzde 2’sini oluşturuyor” dedi. 

Dış sermayenin yüzde 70’i AB’den

Türkiye’nin Avrupa pazarından vazgeçmesinin mümkün olmadığını söyleyen Şahinöz, AB ile Türkiye arasında herhangi bir yaptırım olması durumunda verilere bakıldığında zararlı çıkacak olan tarafın Türkiye olacağını kaydetti. Türkiye’yi sermaye açısından “kıt” olarak niteleyen Şahinöz, şunları aktardı: “Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu şey yabancı sermaye. Türkiye ekonomisinin büyümesi için yatırım yapılması gerekiyor. Yatırım için de içerideki tasarruflar yeterli yatırımlara dönüşmüyor. Bu yüzden dış sermayeye ihtiyaç var. Dışarıdan gelen sermayenin yüzde 70’inden fazlası AB ülkelerinden.” 

Avrupa ülkelerinin Türkiye ekonomisi açısından “çapa” görevi gördüğünü ifade eden Şahinöz, “Hani gemilerin denize attığı, gemileri denizdeki dalgalardan koruyan, sabit kalmasını sağlayan çapa. AB, Türkiye ekonomisinin istikrarı için güven verir. Türkiye’nin AB ile olan istikrarlı ilişkisi, başka ülkelerin yatırımcılarına da güven verir. Böylelikle Türkiye’ye doğrudan yatırımlar artar” diye konuştu.

Faturayı halk ödeyecek

Şahinöz, referandum öncesi AB ile yaşanan krizin faturasının Türkiye halklarına kesileceğini dile getirdi. Yüzde 12’yi aşan işsizlik rakamlarına işaret eden Şahinöz, şöyle devam etti: “Yatırımların azalması elbette işsizliği artıracak. Avrupa’daki turistlerin Türkiye’ye gelmesini de etkileyecektir. Bunun maliyetini elbet Türkiye halkı ödeyecektir.” 

Hollanda için tüy sıklet

Şahinöz, son olarak şu değerlendirmede bulundu: “Bakın bugün Hollanda’da kişi başına düşen milli gelir 60 bin dolar. Türkiye’de ise 10 bin dolar. Yani bir defa boks maçında ağır sıklet ile tüy sıklet yarışmasına benzer. Türkiye’nin bu durumu böylesi bir boks maçına kalkışması demek. Türkiye’nin Hollanda’ya ekonomik açıdan çok fazla etkisi olamaz. Onun içindir ki Ekonomi Bakanı hemen ‘Biz ekonomik olarak bir yaptırım düşünmüyoruz’ diyor. Hollanda’nın Türkiye’de çok fazla yatırımları var. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları var. Çok büyük şirketleri var. Yani bu şirketlerin yavaş yavaş Türkiye’den çekilmesi söz konusu olabilir. Bir anda bunlar çekilmezler ama bu şirketler ileriye dönük Türkiye’de yatırım yapmaktan vazgeçebilirler. Bunların Türkiye’ye çok büyük zararları olur.”


Yaşlılar yoksullaştı

Türkiye’de 10 yaşlıdan neredeyse ikisi yoksul. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, yaşlı nüfusta yoksulluk oranı 2011’de yüzde 17 iken, 2015’te yüzde 18.3’e yükseldi.Yaşlı kadınlarda yoksulluk ise erkeklere göre daha yüksek. Yoksul yaşlı nüfus oranı erkeklerde yüzde 15.9 iken, kadınlarda yüzde 18.6’ya çıkıyor. Yaşlı nüfusta yoksulluk oranı 2011’de erkekler için yüzde 15.9, kadınlar için yüzde 17.9 seviyesindeydi.

Verilerden dikkat çekenler şöyle:

* Yaşlı nüfusta işsizlik oranı yüzde 2.4. 2015’te 15 ve daha yukarı yaşta işgücüne katılma oranı yüzde 51.3 iken, yaşlı nüfusta bu oran yüzde 11.9 oldu. İşgücüne katılım oranı yaşlı erkek nüfusta yüzde 19.9 çıkarken yaşlı kadın nüfusta yüzde 5.8’e geriledi.

* İstihdam edilen yaşlı nüfusun sektörel dağılımı incelendiğinde ise 2015 yılında yaşlı nüfusun yüzde 72.8’inin tarım sektöründe, yüzde 20.4’ünün ise hizmet sektöründe yer aldığı görüldü.

* Muhtaç olduğu tespit edilen yaşlılara yapılan ödemelerden faydalanan yaşlıların sayısı 2016 yılında 620 bin 19 kişi olup toplam yaşlı nüfus içindeki oranı yüzde 9.3 oldu. Yaşlı başına yapılan yıllık ortalama yardım tutarı ise 2 bin 548 TL oldu.

* Yaşlıların yüzde 40.2’si çocuklarının yanında yaşamak istediğini ifade etti. 

* Yaşlı bireylerin 2016 yılında en önemli mutluluk kaynağı yüzde 64.2 ile aileleri oldu. 

* İnternet kullanan yaşlı bireylerin oranı beş yılda 2.5 kat artışla yüzde 8.8’e yükseldi. İnternet kullanan yaşlı erkeklerin oranı 2016 yılında yüzde 12.5 iken yaşlı kadınların oranı yüzde 5.8 oldu.

Şirketler azaldı

Şubatta kurulan şirket sayısı bir önceki aya göre yüzde 10 azalma kaydetti. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Şubat ayına ilişkin kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Şubat’ta kurulan şirket sayısı, bir önceki aya göre yüzde 10,61 azalarak 5 bin 551 oldu. Geçen yılın aynı ayına göre ise kurulan şirket sayısı yüzde 11,87 azalış gösterdi. Geçen ay kurulan 409 yabancı ortak sermayeli şirketin 159’u Suriye, 25’i İran, 24’ü Irak ortaklı oldu.


Avrupalılar gitmedi

2017’ye de düşük doluluklarla başlayan İstanbul otelleri, artık Avrupalılar yerine daha uçuz fiyatlarla Arapları ağırlıyor.

Hem fiyatları, hem doluluklarıyla iki yıl öncesine kadar Avrupa’nın zirvesinde oynayan İstanbul’daki oda fiyatları, son bir yılı aşkın süredir yaşanan kriz nedeniyle düşüş yaşadı. 100 euroyu geçen ortalama gecelik oda fiyatı, 55- 60 euro bandına kadar geriledi.

Dedeman Otelleri Genel Müdürü Emrullah Akçakaya, artık misafirlerin ağırlıklı olarak Körfez’den geldiğini kaydetti. Oteller dolsa da karlılık anlamında yol katedilmediğini vurgulayan Akçakaya, son yıllarda özellikle 5 yıldızlı üst segment ve lüks otel arzının talebin çok üstünde artığına dikkat çekti. 

BW Plus The President Hotel Genel Müdürü Burak Aydın, İstanbul’un doluluklardan önce en büyük derdinin düşen oda fiyatları olduğunu söyledi. Aydın, “2013 ve 2014 yıllarında verdiğimiz fiyatları, ancak 2020’den sonra yakalayabiliriz. Tesis olarak, iki yıl öncesine kadar daha çok Avrupalı misafirlere hizmet verirken, şu an ağırlıklı olarak Ortadoğu’dan gelen misafirlerimize hizmet sunuyoruz. Bu yıl Suudi Arabistan, Cezayir, Fas, Tunus gibi ülkelerden turistleri ağırlıyoruz. Bu turistlerin birçoğu da İstanbul’un düşen fiyatlarını avantaj olarak görüyor” diye konuştu. 


Vatandaşlığa ilgi olmadı

Yerli alıcı için kampanya düzenlenirken, yabancıya konut satışını cazip hale getirmek amacıyla da 1 milyon dolarlık konut alana vatandaşlık hakkı verildi. Ancak bu düzenlemeye karşın yabancıların Türkiye’den aldıkları gayrimenkul alımlarında yükseliş yaşanmadı. Gayrimenkul sektörünün temsilcileri ise vatandaşlık almak için 1 milyon dolar olan sınırın düşürülmesiyle yabancıların Türkiye’den gayrimenkul alımlarının artacağını öngörüyorlar. İlk etapta 250 bin dolarlık gayrimenkul alana oturma izni verilmesi halinde yabancılara 1 yılda 250 bin ila 500 bin arasında konut satılabileceğini ifade ediyorlar.