
AMARA GÜNEŞ / HABERMERKEZİ
Amed’de belediyeye kayyum atanınca ertelenmek zorunda kalan Amed Film Festivali "sınırsız film" sloganıyla bugün başlıyor. Baskılara karşı dayanışmanın güzel bir örneğine dönüşen festival, sadece Amed’de değil, İstanbul, Batman, Van’ın yanısıra Rojava, Kıbrıs ve İtalya gibi farklı ülke ve şehirlerde organize edilecek.
Festival komitesi içerisinde yer alan yönetmen ve gazeteci Veysi Altay ile programın İtalya ayağının organizatörü Gianluca Peciola ile konuştuk. Film festivalinin Amed Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle yapıldığına işaret eden Altay, "Uluslarası bir festival olacaktı. Kısa ve uzun metraj filmleri, belgesellerin de yer aldığı, dünyanın bir çok alanında alternatif sinemanında içinde yer alacağı bir festival düşünüyorduk. Belediyeye kayyum atanınca festival ertelendi. Kayyumla çalışmak gibi bir hedefimiz olmadığı için festivalin çerçevesi değişti" dedi. Kendi özgüçlerine dayanarak, sivil toplum örgütlerinin salonları ya da değişik mekanların salonlarında festival yapabilmenin mümkün olduğu görüşünden hareket ettiklerini söyleyen Altay, "Alternatif sinemayı insanlar ile buluşturmak bizim gibi Kürt yönetmenler, sinemacılar, Kürt sinema kurumlarının görevi. Daha önce filimlerimizi gösterdiğimiz salonlar şu an kayyumun elinde. Buraları tercih etmiyoruz" diye belirtti.
Birçok yerde eş zamanlı
Baskı, yasak ve ekonomik güçlüklere rağmen festivali organize edebilecek bir potansiyele sahip olduklarını kaydeden Altay, "Amed Film festivali Amed’de, İstanbul, Avrupa’nın çeşitli yerlerinde yine Batman’da bir çok kentte dayanışma amacı ile festival yapılacak. Film festivali için başvuran bir çok filmi Kürdistan, Türkiye ve Avrupa’nın birçok yerinde göstermeyi hedefliyoruz" diye konuştu. Altay, "Festival Amed’de, Batman’da, İstanbul’da, Roma’da, Rojava ve birçok gerçekleşecek. Amed’de 40, İstanbul’da 20, Rojava’da 10, Batman’da 5 film gösterimi planlanıyor" dedi.
Festival boyunca halkların özgürlük mücadeleleri, farklı direniş biçimleri, emek, kimlik ve ötekilerin mücadelesini öne çıkaran filmler gösterilecek. Amed’de 22-25 Aralık tarihleri arasında 6 uzun metraj, 10 belgesele, 17 kısa film ve dünya çocuk şeçkisi bölümünden 6 film Amedlilerle buluşacak. İstanbul’da 23-25 Aralık tarihlerinde, Kıbrıs ayağı ise 22-30 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Sınırsız Sinema
"Sınırların olmadığı, insanların özgür olabildiği, özgürce yaşayabildiği, özgürce üretebildiği bir ortam oluşması" felsefesiyle "Sınırsız Sinema" sloganıyla festivali organize ettiklerini söyleyen Altay şunları ekledi: "Sinemada da sınırsızlığına inanıyoruz. Sansürsüz, engelsiz, yapılması gereken bir sanat alanı olması gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ülkemizde de bütün sınırlarımız zorlanıyor. Bizi sınırlamaya çalışan bir zihniyet ve mantık var. Siyasi düşüncelerimizi sınırlamaya çalışan, sanatsal düşüncemizi, üretimimizi, varlığımızı sınırlamaya çalışan bir zihniyet var. Bu zihniyete karşıda sınırsızlığı esas alıyoruz. Onun için bu sene daha çok hak, adelet, özgürlük eşitlik, kadın, çocuk, mültecileşme gibi konuları ele alan sınırsız sinema sloganıyla seyirci karşısında olacağız."
Dayanışma ağı örüldü
Festivale ilgi ve gösterilen dayanışmanın önemine vurgu yapan Altay, "Örneğin Diyarbakırda bir çok sivil toplum örgütü solonunu bize açtı. Bir çok insan bizi arayıp destek sunmaya çalışıyorlar. Roma’da film gösterimi de bizimle dayanışma çerçevesinde yapılıyor. Bir çok festival vardı bizi destekleyecek ve ortak hareket edecek. Film Amed çerçevesinde film gösterimleri olacaktı. Ancak festival tarihlerimiz uymadığı için bazı programlar gerçekleşemedi. Bizim çağrımıza destek veren bu işin içerisinde yer alamaya çalışan birçok insan sivil toplum örgütü, yönetmen, sinemacı mevcut buda bizi umutlandırıyor" diye aktardı.
Sanat desturla yapılmaz
Türkiye’de ilan edilen OHAL ve Kürtlere yönelik soykırım politikalarından Kürt sanatının da nasibini aldığına dikkat çeken Altay şöyle konuştu: "Sadece salonlarda, devletin bize sonduğu imkanlarla ya da devletin desturuyla ortaya çıkan sanat, sanat değildir. Sanat sınırsızdır, özgürdür, bireylerin üretimidir, kolektif çalışmaların ürünüdür. Kayyum ya da bu siyasi soykırımların yaşandığı ortamlarda daha üretken olabilmeliyiz. Eğer bu süreçte yaratamıyorsak, üretemiyorsak normal süreçlerde ürettiğimiz şeyin çok da kıymeti yoktur."
OHAL’le birlikte birçok Kürt kültür kurumunun kapatıldığını belirten Altay, "Mezopotamya Sinema, Mezopotamya Kültür Derneği, Arzela Kültür Merkezi, Dicle Fırat Kültür Merkezi kapatıldı. Devlet sanattan, sinemadan, tiyatrodan, halkla buluşmasından korkuyor" dedi.
Peciola: Kürtlerle dayanışma içindeyiz
Festivalin İtalya ayağının organizatörlerinden Gianluca Peciola, "Türkiye’de özelikle kültürel ve sanatsal alanlar üzerinde çok ağır baskılar uygulanıyor. Kürdistan’daki kültürel değerler ve kültürel çalışmalar baskı altına olmasından kaynaklı Kürt sanatçıları ve Kürt halkı ile dayanışma içerisindeyiz. Bu çalışmayla da bunu göstermek istedik" dedi. "Bütün dünya tarihin en eski halklarından Kürtler ile dayanışma içerisinde olmalıdır" diyen Peciola şöyle devam etti: "Biz de bu çerçevede Kürtleri destekliyoruz ve onlara danışmayı bir ihtiyaç olarak görüyoruz. Sanatsal ve siyasal çalışmalar kesinlikle baskı altında kalmaz. Bugün Roma’da gerçekleşecek program kapsamında Paris’te katledilen Sakine Cansız’ın hayatını konu alan Sara belgeselini de göstereceklerini ifade eden Peciola, "Bir kaç defa Türkiye’ye gittim. Özelikle Kürt halkının çok zengin bir kültüre sahip olduğuna ve baskı altına alındığına bizzat tanık oldum. Kürt kültürünün yaşatılması için her desteği vermeye hazırız" diye belirtti.
Roma Kürt Günleri
Peciola, "Festival çerçevesinde Kürt filmleri Roma’da çeşitli sinemalarda gösterime girecek. Kürt halkı büyük bir mücadelenin sürdürücüsüdür. Bunu da sadece Ortadoğu’da değil bütün dünyada yapıyor. Bu kültürün ve mücadelenin korunması için herkes Kürtlere destek olmalıdır" diye belirtti.