Önder Apo, Sara (Sakine Cansız) yoldaşın katledildiğini duyduğunda bu sözler bize ulaşmıştı; ‘İkinci Dersim Katliamı’.
9 Ocak’ta Paris’te Türk istihbaratı MİT tarafından katledilen 3 devrimci kadın yoldaşın katlinin anlamı Önder Apo tarafından; ilk Dersim katliamına özdeş bir değerlendirmeyle bizlere kavratılmaya çalışılıyordu. Bizler için, Sara yoldaşın katledişinin ardında yatan gerçeği anlamak, Dersim katliamının gerçekliğini kavramaktan geçiyordu.
İttihat ve Terakki zihniyetinin son büyük katliamı olan Dersim katliamının, bugünkü AKP-MHP faşist rejiminin resmi ordusu, DAİŞ ve diğer çeteler eliyle yaptıklarından fazla bir farkı yoktur. O günkü asimilasyon, fiziki ve kültürel soykırım uygulamaları ile günümüz rejimi arasında ciddi bir zihni bağ vardır. Yüz yıllık bir süreç geçmesine rağmen faşist tekçi ulus devlet uygulamalarından vazgeçilmemiştir.
Asimilasyon ve soykırımla Kürt halkını tasfiye etme-ortadan kaldırma Türkleştirme ve ucuz köle ve efendisine uşak yaratma anlayışı bunların vicdansız zihniyetlerinin tek gerçeğidir. Kürtlerin özellikle de Kürt Alevi Dersim halkının kendi kendini yönetmesi Osmanlı ve Türkler tarafından hep bir tehlike olarak görülmüş, eşine dünyada rastlanmamış vahşi uygulamaları Dersimlilere uygulamışlardır. İşin görülmeyen yanı bu politikalar halen bütün inceliği ile süregelmektedir. Kendi öz yönetiminden yoksun ‘kalan’ Dersim bugün hangi noktadadır görmek gerekiyor.
Örneğin yüzyıl önce Dersim’in nüfusunun üç yüz binden fazla olduğunu tahmin edebiliriz. Katliamda yaşanan kayıplar ve sürgünler, el konulan kadın ve çocukların durumu, insansızlaştırma ve yok etme… DAİŞ’in Şengal’de ve diğer yerlerde yaptıklarından farksızdır. Beni en çok etkileyen ve şaşırtan ise aynı zihniyetin o tarihte çocuklara el konmasını bir iyilik gibi göstermeleri ve halen de bunun böyle anlaşılması. Anasız, babasız kalan çocuklara sahip çıkan Türk Devleti! Bu gerçeği görememenin, böyle gerçeklerden kopuk düşünmenin soykırım ve asimilasyonla yakından bağı vardır.
Peki bugün Dersim’in nüfusu ne kadardır?
Türkçe okuma-yazma oranıyla övünülenen Dersim’de kaç kişi anadiliyle okuyup yazabiliyor?
DAİŞ’in Şengal’li çocuklara sahip çıktığını söylemek ne kadar saçma!
Bunlara karşı çıkmadan Dersim’i sevmek ne kadar gerçekçi…
Asimilasyona ve soykırıma uğrayanlar gerçekten doğru düşünemez.
Bugünde bu gerçeklik söz konusudur.
Dersim’in Kürt Alevileri işkence gördüler, öldürüldüler. Köyleri yakıldı, hakarete uğradılar, kuyulara atıldılar… Dersim çocukları ana ve babalarından kopartılıp pazarlarda satıldı. Toplumsal değerlerine yabancılaştırıldı, başkalaştırıldı… Sistemin çöplüklerinde, sperm ve içki kokan kafe ve barlarda yaşamaya zorlandı. Kamer Genç’ler onların temsilciliğini yaptı. Dersim halkı ruhunu yitirmiş bir beden gibi sağa-sola savruldu. Dersim’in güzel yaşamı anlamsızlığa terk edildi. Avrupa’ya gitmek, yazın 10 günlüğüne Dersim’e gelip mayoyla Munzur’a girmek ibadet sayıldı.
Oysa yaşam ve kültür anlam dünyası demektir. Bir yerde yaşam hakkınız elinizden alınıyorsa; basit yaşayamazsınız. İrade, örgütlülük ve eylemde en büyük olursunuz. En iyisini, güzelini yapmazsanız başaramazsınız. Unutamazsınız! Dersim’e, Kürt Alevilere yapılanlara kayıtsız kalamazsınız. Yüreğiniz sarsılmazsa olmaz… Gerçek bir Dersimlinin yaşamı ‘hep kavga’ olur.
Dersimli olmak, Dersim’i sevmek, Efrîn’i, Serêkaniyê’yi sevmek, Kobanê için ölebilmektir artık…
Heval Sara bu güzel değerleri en doğru temelde sahiplenen oldu. Özgürlük Hareketini korudu ve büyüttü… Önderliğin en güzel arkadaşlarından biri oldu. Onun çizgisinin hakiki takipçisi oldu. Dersim’i Kemalistlere ve kemalizmin kimi sol versiyonlarına terk etmedi. Dersim için, Kürdistan için yaşadı… Önderlikle beraber onun hemen yanında, hep onunla, her gün yeniden Dersim’in öz değerlerini sahiplenme mücadelesini yürüttü. Bizler için O, gerçek bir Dersim kadını oldu.
Heval Sara, Dersim’in tarihini, çığlığını ve değerlerini savunan bir tanrıça bizim için. Dersim hala soykırım tehdidi altında, barajlar vb. girişimlerle tüm tarih sular altında bırakılmak isteniyor. Oysa nereyi kazsanız bir kemik çıkar. Dersim Kürdistan’dır desem yanılmış olmam, Dersim işgal altında, Dersim soykırım kıskacında, Dersim çocukları topraklarından koparılmak isteniyor… Dersim Kürtlüğünden koparılmak isteniyor. Dersim Türk, Dersim Ermeni, Dersim ‘Zaza’ oluyor da, Dersim Kürt olmasın isteniyor.
İşte bunlara yanıt Heval Sara’nın sosyalist kimliğidir. Dersim’de milliyetçi ve mezhepçi anlayışlar olamaz. Orada; İboların, Mazlumların ve Saraların gerilla ruhu kazanır sadece… Dersim Rojava’dır… Dersim Kürdistan’dır. Dersim Sara’dır…
Tüm inançlar ve kimliklerin birbirlerine saygılı ve yan yana yaşadığı bir cennettir.
Bu da ancak ulus-devletçiliği aşmakla olur. Bu demokratik ulusa sahip çıkmakla olur.
Sara yoldaş yaşamıyla, PKK tarihinde kadının adı ve temsili olmuştur. O bir mücadele ve devrim insanı olarak PKK’ye katıldığı ilk günden şehit düştüğü güne kadar yaşamının her anı kavga ve savaş olmuştur. Kendi yazdığı kitabın ismini de “Hep Kavgaydı Yaşamım” koyarak bu gerçeğe dikkat çekmiştir. PKK’de kadın örgütlenmesinin ve eyleminin öncüsü olmuştur. Bir mücadele kadını olarak Besêlerin ve Zarifelerin bugünkü ruhunu yaratmıştır. Şehirde, zindanda ve dağda ülke ve toplum için gerçek bir öncü olmuştur. Sara yoldaş tüm dünyada demokratik ulusun öncü kadını olmuştur. Ele geçmemek için kendilerini nehirlere atan, uçurumlarda Beritanlar gibi kanatlanan binlerce kadının çığlığını dünya kadınlarına ve tüm insanlığa duyurmuştur.
AKP-MHP faşist zihniyeti artık Heval Sara ve yoldaşları karşısında yenilmiştir. Onları oldukları yerden kazıyıp tarihin çöp sepetine atacak son bahar, Dersim baharı olacaktır. Özgürlük Hareketi ile kucaklaşan Dersim, adını tüm dünyaya, tarihe ve geleceğe altın harflerle yazacaktır.