Hafta sonu Amed'de yapılacak konferans, Kürdistan'daki tüm kimlikleri bir araya getirmeyi hedefliyor. Êzîdî Federasyonu Eşbaşkanı Feleknas Uca, "Lozan Antlaşması’ndan sonra ilk defa Kürdistani topluluklar olarak bir araya gelip kaderimizi belirleyici tartışmalar yürüterek, geleceğimizi çizeceğiz" dedi.

Amed'de 15-16 Haziran'da gerçekleştirilecek “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı” geniş bir yelpazeyi kapsamayı amaçlıyor. Konferansın hazırlık komisyonunda yer alan Êzîdî Federasyonu Eşbaşkanı Feleknas Uca ve DÖKH Aktivisti Gül Kızıltaş, ANF’ye yaptıkları değerlendirmede konferansın, sadece Kürtler için değil Ermeni, Süryani, Mihelmi, Arap ve farklı inanç grupları olan Êzîdî, Alevi gibi topluluklar açısından da önemli kararların alınacağı bir konferans olduğunu kaydettiler. Êzîdî Federasyonu Eşbaşkanı Uca, Kürt halkının kaderini belirleyecek stratejik öneme sahip olan “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı”nın, Êzidî toplumu açısından da tarihi bir konferans olduğunu vurguladı. “Lozan Antlaşması’ndan sonra ilk defa Kürdistani topluluklar olarak bir araya gelip kaderimizi belirleyici tartışmalar yürüterek, geleceğimizi çizeceğiz” diyen Uca, Lozan’dan bu yana Kürdistan ve Kürt halkının yüzlerce katliam ve her türlü işkenceler ile kırım fermanlarından geçtiğini hatırlattı.

Yol haritası çıkacak

Dört parça Kürdistan’da Kürtler lehine yaşanan gelişmelere işaret eden Uca, Ortadoğu'nun yeniden şekillendiğini belirterek, şöyle konuştu: "1923'de Lozan’da Batı devletleri tarafından Kürdistan 4 parçaya bölünmüştü. Şimdi karşılaştığımız durumda ise, 2013 yılında Ortadoğu coğrafyası yeniden şekillendirilmektedir. Kürt halkı olarak bu coğrafyanın hem parçalanmış hali hem de dünyanın dört bir yanına dağıtılan diyasporasıyla dizayn edilen yeni sürecin en önemli aktörüyüz. Bunun için de Kürdistan birliği olarak kendimizi yeniden tanımlamamız ve örgütlememiz gerekiyor. Siyasi görüşü ne olursa olsun tüm Kürt oluşumları birlik çatısı altında buluşmalı ve çözüm önerilerini sunmalıdır. Kürt halkı bu konferansla birlikte kendi kaderini belirleyecek bir yol haritasına sahip olacaktır."

'İkinci Lozan'ı yaşatırlar'

Konferansın Êzîdîler açısından da önemine işaret eden Uca, "Avrupa, Kafkasya, Ermenistan, Ukrayna gibi birçok yere sürgün edilen Kuzey, Güney ve Batı Kürdistan Êzîdî toplumu olarak hala varlığımızı tehdit eden bir inkar politikasıyla karşı karşıyayız" dedi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tarihi Amed Newrozu'ndaki çağrısıyla başlayan süreci desteklediklerini belirten Uca, “Barış süreci toplumumuzun özgürlüğünü getirebilir, bir anayasaya yol açabilir. Anadilde eğitim hakkını garantiye alabilir. Köylere dönüşü sağlayabilir. Ve her şeyden önemlisi savaşı sonlandırarak kanı durduracaktır. Herkes özgürlüğüne sarılarak inancıyla, diliyle, kültürüyle bu toprak üzerinde yaşayabilir" diye konuştu.
Uca, 15-16 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek olan konferanstan beklentilerini ise şöyle dile getirdi: “Öncelikle Kürtler birliğini sağlayacak. Ki bu şekilde 4 parça Kürdistan’da ulusal birliğimizi sağlayabileceğiz. Biz birliğimizi oluşturamazsak düşmanlarımız bir kez daha bizi parçalayacaklar. Lozan’da bunu nasıl yaptılarsa bu yaşadığımız yeni dizayn döneminde birliğimizi sağlayamazsak ikinci bir Lozan’ı yaşatacaklar.”
Kuzey Kürdistan konferansını özgürlük bahçesine benzeten Uca, “Çünkü bu konferans Kürt ve Kürdistani bir konferanstır. Konferansın birlik, dayanışma, kardeşlik, demokrasi ve barışa vesile olmasını diliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

'Kadınlar öncü güç'

Konferansın hazırlık komisyonunda yer alan DÖKH aktivisti Gül Kızıltaş ise, kadınlar olarak destekçi değil öncü bir rol üstlendiklerini ifade etti. Kızıltaş, “Demokratik ulusa öncülük yapıyoruz. Kendimizi ifade etme biçimimiz toplumun birleşmesine yöneliktir. Konferansta tüm inançlar, farklı etnik ve siyasi yapılar bir araya gelecek. Herkesin demokratik bir zeminde bir araya gelebilmesinin ve demokratik ulus bilincinin gelişmesini esas alıyoruz. Şimdiye kadar kapitalist modernitenin tanımladığı ulus tanımı daha çok devleti esas alan bir tanımlama. Konferansta bazı şeylerin kaygısız olarak tartışılması önemlidir” diye konuştu.
Sadece Kürt halkının değil, Kürdistan coğrafyasında tüm halkların kendini özgürce ifade edebileceği bir konferans olacağını ifade eden Kızıltaş, kadın hareketi olarak demokratik, özgürlükçü bir paradigmayı esas aldıklarını belirtti. Şimdiye kadar kadın sorununun hep ertelendiğinin altını çizen Kızıltaş, “Şimdiye kadar kadın sorunu hep devrimlerden sonrasına bırakıldı. Ben demokratik ulus zihniyetinde devrimden sonrası diye bir şey olmadığına inanıyorum” dedi.


HEZİL ROJDA/ANF/AMED