Almanya Gündemi
Almanya 7 ve 8 Haziran tarihlerinde yapılan ve ev sahipliği yaptığı G7 zirvesine odaklanmışken, ülkede yaşayan Kürdistanlı ve Türkiyelilerin gündeminde ise Türkiye’nin bundan sonraki kaderini değiştirecek seçimler vardı. Burada bir parantez açalım: Dünyanın en güçlü ülkeleri ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada ve Japonya sömürü politikalarını daha da netleştirmek amacıyla Elmau Şato’sunda bir araya geldiği zirvede, sadece güvenlik önlemlerine yüz milyonlarca Euro harcandı. Zirvede ABD ve Almanya arasında bundan sonra bağların daha da güçleneceği mesajları fotoğraf kareleri ile de tescillendi. Hatta medyada Obama ve Merkel’in görüşme aralarında verdikleri samimi pozlar caps’lerle de ti’ye alındı.
Zirve ile aynı saatlerde Kürdistan ve Türkiyelilerin gündeminde ise seçimler vardı. Bütün öteki renkleri bir arada toplayan HDP projesi seçimlerden büyük bir zaferle çıktı. Biz Kürtler açısından ise bu seçimler kilit önem taşıyordu. Kürtler yıllardır sevinçleri ve hüzünleri bir arada yaşayan bir halk, öyle ki; tarih sayfaları katliamlarla dolu, ama buna rağmen dik durmasını ve kendini yenilemeyi başarabildi. Kolay değil, büyük ama gösterişsiz sevinçleri kaygılı beklentilerini arttırdı hep, çünkü sevinçlerinin hemen ardından, aynı zamanda ‘acaba başımıza ne gelecek’ sorusu ile başa çıkmak zorunda kaldılar. Nitekim geçen hafta Amed’de yaşadıkları coşku bir anda kana bulanmıştı. O buhranlı dakikalarda bile telaşlarını büyük bir özveri ile bastırarak tırnakları ile kazıyarak elde ettikleri başarılarının gölgelenmesini istemediler. Bence bu davranış büyük bir saygıyı hakkediyor.
Bu kanlı saldırılara rağmen HDP aldığı yüzde 13’ün üzerindeki oyla 13 yıldır başta Kürtler olmak üzere, kendisinden olmayan bütün gruplara zulmeden bir saltanatın temellerini sarstı. Artık neresinden yama yapılırsa yapılsın gencecik insanların kanına giren bu saltanat kendine gelemeyecek. HDP tahminlerinde üzerinde aldığı oyla, tam 13 yıldır tek parti hükümeti konforuna alışmış, 'tek adam’a işlerin hep o’nun istediği gibi gitmeyeceğini gösterdi. Bu başarıda elbette yurtdışında kullanılan oyların da katkısı oldu.
Sonuçlara şöyle bir göz atacak olursak; AKP ve HDP arasında yaşanan rekabette HDP yurtdışından toplamda 200 bin’in üzerinde oy aldı. Almanya’da ise beklentilerin biraz altındaydı oranlar. Bu anlamda 83 bin dolaylarında oy alarak sıralamada ikinci parti oldu. Uzun zamandır nefesler tutularak beklenen başarının netleşmesinin hemen akabinde birçok şehirde kutlamalar da başladı. Alanlara akan insanlar, protesto gösterileri yerine, bu kez zafer halayları çekti. Seçim çalışmalarında büyük emek harcayan herkes alanlarda birbirleriyle kucaklaştı. Birbirini tanıyan, tanımayan bütün HDP’liler tıpkı seçim öncesi gibi kenetlendi, Almanya sokaklarında sevinç zılgıtları yankılandı. HDP’nin bu başarısı elbette ki Alman basınında da geniş yer edindi. Analizlerin ortak vurgusu ise Türkiye’deki bu seçimlerde demokrasinin kazanması ve Erdoğan diktatörlüğünün sarsılması vurgusu oldu.
Tam 13 yıldır büyük bir hırsla ‘tek dil, tek vatan, tek millet, tek bayrak’ sloganının etrafında bir kandırmaca politikası izleyen Erdoğan, sultanlık sarayında aynı zamanda halkların birlikteliğine de yenildi. Cumhuriyet tarihi boyunca iktidarlar, (ki daha öncesi de var) tekçilik politikasının işlerliği olmadığını deneyimlemişti. Kendinden olmayana zulmeden, bütün hücrelerine kadar yolsuzluğa batmış bir saltanatın, küçümsediği, hakaret ettiği bir partiye yenilmesi tarihi bir detay. Bu başarıda payı olan bir çok öğe var.
Bu 'başarı' özünde evlatlarını sorgusuz sualsiz özgürlük mücadelesine gönderen ailelerin, özgürlük hayalleri için mücadele eden evlatların, yıllardır hain saldırılarda toprağa düşen çocukların, Kobanê'de kahramanlık destanı yazan kadınların, gençlerin. Bu başarı Kürt, Türk, Çerkez, Laz, Ermeni, Asuri-Suryani, Alevi, Sünni, Êzîdî, Hıristiyan halkının başarısıdır. Bu başarı zulme boyun eğmediklerinden dolayı mücadele eden bütün ötekilerin başarısıdır. Bu anlamda bu başarı aynı zamanda Ortadoğu’yu da etkileyecektir. Sultan, gözyaşları içinde yenilgisinin şaşkınlığını yaşarken HDP’ye asıl bundan sonraki zamanlarda büyük görev düşüyor. Bu başarıda canla başla çalışan herkesin emeğine sağlık...