- İHD İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Gülseren Yoleri, Adalet Bakanlığının hasta tutsaklara ilişkin genelgesiyle siyasi tutsaklara ayrımcılığın devam edeceği uyarısında bulundu.
- 10 bini aşkın hasta tutsağın olduğunu söyleyen Eşbaşkan Yoleri, tahliye için Cumhurbaşkanı’ndan ‘af dilenmesi’ şartına işaret ederek, “Hak mı, lütuf mu” diye sordu.
ERDOĞAN ALAYUMAT / İSTANBUL
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu’nun verilerine göre; Türk cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutsak var. Sadece 2022'de 76 tutsak yaşamını yitirdi. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, tablonun görünenden çok daha vahim olduğunun altını çizerek, genelgenin hasta tutsakların sorunlarını çözmekten uzak olduğunu belirtti. Yoleri, “İHD olarak biz her yıl hasta mahpuslar listesi çalışması yapıyoruz. Tespit edebildiğimiz hasta mahpus sayısının gerçek hasta mahpus sayısından çok daha az olduğunu düşünüyoruz. Belki 10 binin üzerinde hasta mahpus var ama bizim 2022 yılının başında durumunu tespit edebildiğimiz hasta mahpus sayısı bin 517” dedi.
Cezaevlerinin çok ciddi ihlal alanı haline geldiğini belirten Yoleri, “Hasta mahpusların sağlığa, tedaviye erişimde çok ciddi sorunları var. Hapishaneler hastalık üreten mekanlar konumunda” dedi. Cezaevlerinde hastalıkların oluşum sürecinde ağır tecrit koşullarına dikkat çeken Yoleri, şöyle devam etti: Türkiye’de sistematik olarak bütün hapishanelerde bir izolasyon/tecrit sistemi uygulanıyor. Mahpusların hem bedensel hem ruhsal bütünlüklerinde nasıl bir parçalanmaya yol açacağına dair yapılmış pek çok çalışma, tecridin insan sağlığını nasıl bozduğunu ve bu bozulmanın nasıl ölümcül hale gelebileceğini izah ediyor. Hasta mahpus sayısının böylesi artmasında tecrit uygulamasının rolünü özellikle vurgulamamız gerek.”
Sistem hasta mahpus yaratıyor
Yeterli ve kaliteli besin, temiz su ve havalandırmaya erişim hakkı tutsakların sağlığı açısından hayati önemde olduğunu kaydeden Yoleri, “Bu haklara erişememe hem hastalıkların oluşumuna hem de ilerlemesine imkan tanıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de birinci basamak dediğimiz önleyici sağlık hizmetine erişememe sorunu var. Sağlık sisteminden kaynaklı sorunlar ekleniyor, yani hastaneye sevklerde gecikme, sevklerde yaşanan sorunlar, hastanelerdeki sorunları da görmezden gelemeyiz. Bu sorunların hepsi ağır hasta mahpusların durumu olumsuz etkiliyor” şeklinde konuştu.
Savcılara resen işlem yetkisi
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın Temmuz 2022'de Adli Tıp Kurumu’nun Cumhurbaşkanı’nın özel af yetkisini kullanan bir uygulama içinde olduğunu, kanundaki yetki sınırına çekecek bir genelge yayınlayacakları yönünde yaptığı açıklamayı hatırlatan Yoleri, “Bu açıklamadan 6 ay sonra yayınlanan genelge ile adım attıklarını ifade ettiler. Bu genelge 2006 tarihli genelgenin güncellenmesi olarak sunuldu. O tarihte çıkarılan genelgenin yeni bir şekle kavuşturulması söz konusu. Bu genelge anayasanın 104. maddesinde Cumhurbaşkanı’na verilen af yetkisi ile alakalı bir madde. Genelge 104. maddeye bağlı olarak Cumhurbaşkanı’nın af yetkisinin nasıl kullanılacağına dair prosedürü tanımlamak adına çıkartılmış. Cumhurbaşkanı’na af başvurusu olması gerekiyor. Genelgede savcılıkların başvuru olmadan resen işlem başlatabileceği belirtiliyor” dedi.
Hak temelli düzenleme şart
Yıllarca Ceza İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi üzerinden hastalık, sakatlık ya da yaşlılık nedeniyle tutsakların infaz ertelenmesini ya da tahliyesini tartıştıklarını dile getiren Yoleri, şunları ekledi: “Çünkü Ceza İnfaz Kanunu tüm mahpusları eşit ilgilendiren hak temelli bir düzenleme zemini. Yasada düzenlenmiş bir prosedür üzerinden bir haktan bahsediyoruz. Bu da herhangi bir mahpusun rahatlıkla, ‘Evet, benim buna hakkım var’ diyebilmesidir. Bütün hasta mahpuslara eşit şekilde tanınan hakları tanımlayan bu maddeler varken 104. madde üzerinden bir düzenleme yapıldı. Erdoğan, Cumhurbaşkanı olduktan sonra sadece 12 kişi için kullanmış bu af yetkisini. Yani bu kadar nadir uygulamaya konan bir madde üzerinden düzenleme yapıldı. Bir yıl içerisinde 76 mahpus yaşamını yitirmiş ve bu kişilerden hiçbiri için bu affın kullanılmadığını tespit ettiğimizde Cumhurbaşkanı’nın af yetkisi üzerinden hasta mahpusların sorunlarının çözülmeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.”
*****
Cezaevleri tıka basa dolu
Adalet Bakanlığı verilerine göre Türk cezaevlerinde 336 bin 315 tutuklu ve hükümlü var. 65 yaş ve üstünde olan tutsak sayısı 5 bin 513 kişi. Bakanlığın istatistiklerine göre 277 müstakil kapalı, 88 açık, 4 çocuk eğitim evi, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık ve 9 çocuk kapalı cezaevi olmak üzere toplam 396 cezaevi bulunuyor. Cezaevlerinin toplam kapasitesi 286 bin 797 kişilik. Bakanlığın verilerine göre 49 bin 518 tutsak kapasite fazlası olarak cezaevlerinde tutuluyor.
****
43 yılda 453 kişi bırakıldı
Bozdağ tarafından yayınlanan genelge yeni değil. Genelge Cumhurbaşkanı’na af yetkisi veren Anayasa’nın 104. maddesine göre 2006 'da yayımlanan 20 sayılı genelgenin güncellemiş hali. Cumhurbaşkanı’na af yetkisi veren 104. maddesi kapsamında 1980'den bu güne kadar toplamda 453 tutuklu ve hükümlü serbest bırakılmış. Adalet Bakanlığı verilerine göre; 12 Eylül askeri darbesinin mimarlarından Kenan Evren 27, Turgut Özal 21, Süleyman Demirel 100, Ahmet Necdet Sezer 263, Abdullah Gül 30 ve son olarak da Resmi Gazete verilerine göre Recep Ta. Erdoğan, 12 mahpusu Anayasa’nın 104. maddesine göre ‘affetmiş’!