• Sağlık çalışanlarına şiddetin, iktidarın politikalarından bağımsız olmadığını belirten TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut, silahtan çıkan kurşunun, aslında iktidarın ağzından çıkan sözle hareketlenen bir şey olduğunu söyledi. 

Sağlık alanında artan şiddetin başat nedenlerden birinin “Sağlıkta Dönüşüm Programı” olduğunun altını çizen TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut, 'hastalık artsın bundan daha çok rant sağlayalım' diyen özel sektörün idare ettiği Sağlık Bakanlığının, 5-10 iş adamının lehine çalıştığını söyledi. Bulut, "Onlara rant aktarıyor, servet transferi yapıyor. Sağlık alanı bir ticari meta; hastalar müşteri konumuna getirildi. Dokümanlarında/belgelerinde bile müşteri ve müşteri memnuniyeti gibi birtakım kavramları kullanıyorlar” dedi. 

Türkiye’de her geçen gün sağlık emekçilerine yönelik saldırılar artıyor. Türk Tabipler Birliği (TTB) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddete karşı 2018’den bu yana mücadele yürütüyor. İktidarın sağlık alanındaki düzenlemeleri, sağlıkta şiddetin artmasında da etkili oldu. AKP, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı (SDP) iktidara geldikten bir yıl sonra 2003'te “Acil Eylem Planı” olarak başlattı. Program kamuoyuna “Herkes için ulaşılabilir, nitelikli ve sürdürülebilir sağlık hizmetinin, etkili, kaliteli, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde sunulması” olarak pazarlandı.  

İktidar tarafından “sürdürülebilir, nitelikli, kaliteli sağlık” hizmeti olarak sunulan SDP, gelinen nokta da Şehir Hastaneleri ve sağlıkta özelleşmeninp hastanelerin ticarethane ve hastaların ise müşteri olarak görüldüğü bir sistemi beraberinde getirdi. Sağlık alanında getirilen performans sistemi, sağlığa erişimde artan sorunlar, önleyici tedavinin ortadan kaldırılması ise sağlık çalışanlarına şiddet olarak yansıdı. Sağlık çalışanları, salgın sonrası hem özlük hakları hem de iktidarın sağlıkta getirdiği özelleşme ile birlikte ticarethaneye çevrilen hastanelerde artan şiddete karşı önlem alınması için Beyaz Yürüyüş, Beyaz G(ö)rev, Beyaz Mitinglerle seslerini duyurmaya çalıştı. AKP tarafından sesleri duyulmayan sağlık çalışanlarına yönelik katliama dönen şiddet devam etti.

101 bin 984 kişi alarm verdi

Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 2019’da 46 bin 276 kişi Beyaz Kod kullanmışken, 2020 sonu itibarıyla bu sayı 72 bin 158 oldu. 2021’de ise sağlıkta şiddetin tablosu daha da giderek ağırlaştı. 101 bin 984 sağlık çalışanı Beyaz Kod alarmı verdi.

Konya'daki cinayetin ardından

Son olarak Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ekrem Karakaya’nın Konya’da görev yaptığı hastanede, bir hasta yakını tarafında katledildi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve sağlık emek-meslek örgütlerinin, Dr. Ekrem Karakaya’nın Konya’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi üzerine “Üzgünüz, Öfkeliyiz! Sorumlulardan Hesap Soracağız” diyerek çağrısını yaptığı 7-8 Temmuz G(ö)REV eylemlerine katılım büyük oldu. İki gün boyunca sağlık çalışanları iş bırakarak hastane önlerinde oturma eylemi yaptı. Çapa’da yürüyüşe polis saldırdı. Hekim ve sağlık çalışanları eylemlerde Sağlık Bakanı’nı istifaya çağırdı. Sağlık örgütleri, sağlık çalışanlarına yönelik şiddete karşı acil önlem alınmasını istiyor. Bu durum karşısında iktidar ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sağlıkta şiddete çözüm üretmek yerine bir kez daha Türk Tabipleri Birliği’ni (TTB) hedef aldı Bahçeli, bayram namazı sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Tabipler Birliği kapatılmalıdır, hekim kardeşlerimiz yeni bir organizasyona gitmelidir. Bir avuç ne idüğü belirsiz doktor kılıklı anarşist ruhlu insanlardan mesleği kurtarmalıdır” dedi. 

Burada olmaya devam edeceğiz

Bahçeli’nin ‘Kapatılmalıdır’ diyerek hedef aldığı TTB'den yanıt gecikmedi. TTB, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Artık kaybettiklerimizin değil umudun, özgürlüğün, sevincin dilimizde; sağlığımızın, geleceğimizin ellerimizde olduğu günlerde hep birlikte bayramları kutlayabilmek için…" denildi. Paylaşıma "Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!" açıklaması da eklendi.

Şiddetin kaynağı iktidarın politikası

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Vedat Bulut, sağlıkta artan şiddetin katliamlara dönüşmesini ve iktidarın sağlık alanındaki politikalarının etkilerini MA'ya değerlendirdi. Sağlıkta şiddetini temelde “Sağlıkta Dönüşüm Programı”ndan kaynaklandığını söyleyen Bulut, Konya’da Ekrem Karakaya’nın katledilmesini hatırlatarak, “En son işlenen cinayetin nedeni bellidir. Başta Sağlıkta Dönüşüm Programı’dır. Liderler topluma hitap ediyor, şiddet dili, nefret dilli kullanıyor. Toplumu kutuplaştıran, insanları aşağılayan, örseleyen bir konuşma tarzları var. Şiddeti doğuran temel etmen, idare eden erk sahibi insanlar. Bu nedenle silahtan çıkan kurşun aslında onların ağzından çıkan sözle hareketlenen bir şey. Sağlıkta şiddeti bu şekilde önlemeleri mümkün değil” dedi.
 
Sorunlar hasır altı ediliyor
 
Bulut, 2021'de 2 binin üstünde sağlıkta şiddet vakası yaşandığına dikkat çekerek, “Bunun yaklaşık 6'da biri fiziksel, geriye kalanları sözel şiddet. Sağlık Bakanlığı verileri açıklamıyor. Sorunları çözmek yerine hasır altına sürmek, verilerin üzerini örtmek gibi bir yönetim var. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2020-2021 ölüm rakamlarını bile açıklamadı. Salgını başarısız yönettiler. Bu başarısızlığın üzerini örtmek için ya verilerin üzerini örtüyorlar ya da Konya’da işlenen vahşi cinayet sonrasında olduğu gibi basına sansür koyuyorlar. Son derece yanlış bir tercihtir. Sadece katı diktatörlüklerde ya da otokritik devletlerde olan bir uygulamadır” şeklinde konuştu.
 
Dönüşüm şirketler lehinedir
 
Sağlık alanında artan şiddetin başat nedenlerden birinin “Sağlıkta Dönüşüm Programı” olduğunun altını çizen Bulut, şunları söyledi: “2004-2005'te başlattıklarında; Dünya Bankası ve değişik kreditörlerin, finans şebekelerinin emriyle Türkiye’de liberal özel sağlık sektörünü destekleyen birtakım uygulamalar geçtikten, şehir hastaneleri gibi dünyada bırakılmış bir yöntemi Türkiye’ye getirip şirket hastaneleri haline getirdikten, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) randevularını kısıtladıktan sonra şiddet olayları arttı. Bunların hepsi dönüşümün neticeleri. Sonuç olarak da insanlar yılda 11 defa polikliniklere başvuruyor ve Sağlık Bakanı bu rakama da ‘şu kadar sağlık hizmeti verdik’ deyip övünüyor. Aslında bu bir algı yönetimi. Zaten insanlar yeterli sağlığa ulaşamadığı için çok sayıda polikliniğe gidiyor. Hekimler tükenmişlik içerisinde, hastalarına yeterli vakit ayıramıyor. Hastalık artsın bundan daha çok rant sağlayalım, diyen özel sektörün idare ettiği Sağlık Bakanlığı, sağlıkta şiddeti önlemek ya da bizlerle toplanıp çözüm önerilerini konuşmak yerine 5-10 iş adamının lehine uygulamalar yapıyor. Sağlıkta şiddetin temel nedeni budur. Onlara rant aktarıyor, servet transferi yapıyor. Çünkü sağlık alanı bir ticari meta; hastalar müşteri konumuna getirildi. Zaten kafalarında bu vardı. Dokümanlarında/belgelerinde bile müşteri ve müşteri memnuniyeti gibi birtakım kavramları kullanıyorlar.” 

Şiddetin önlenmesi için 

Bulut, sağlıkta şiddetin önlenmesi için yapılması gerekenlere dair şu önerilerde bulundu: "Ateşli silahlarla, delici yaralayıcı silahlarla hastanelere girişin engellenmesini istiyoruz. Tutukluluk konusunda savcıların dikkatli olmasını bekliyoruz. Bu niçin önemli: Beyaz Kod verildiğinde eğer tehdit devam ederse, kişi salınırsa daha büyük bir şiddet olarak geri dönebiliyor. İzmir’de doktorun adresi tutanaklara işlenmiş olduğu için saldırgan şahıs doktorun evine gitti ve doktoru bulamadığı için eşini katletti. Bu gibi olayları engellemenin yöntemi bir tutukluk döneminin olması. Beyaz kod verileri de olan şiddetin çok altındadır. Katalog suç içerisine alınması doğru bir karardı. Katalog suçlar tutukluluk gerektiriyor. Şu anda yüzde 50 artırım var bir sağlık çalışanına yapılırsa ama yine yapılması gereken bir diğer uygulama kesinlikle önleyici faaliyetlerin arttırılması, suçun önlenmesi. Güvenliği sağlamak devlet hastanelerinde Sağlık Bakanlığının, üniversite hastanelerinde rektörlüklerinin görevidir ve kesinlikle burada güvenlik hizmetleri çok iyi sağlanmalıdır. TTB, silahlı ateşli silahlarla hastaneye girişin yasaklanması ile ilgili bir öneri getirdi. İlgili önerilerimizi ise AKP-MHP reddetti.”
 

Polis de şiddet uyguluyor

Sağlıkta yaşanan şiddeti protesto eylemlerinde polisin uyguladığı şiddete de tepki gösteren Bulut, şunları dile getirdi: “Özellikle kadın hekimlerimizi kutluyorum. İstanbul’da ‘sizin ailelerinizi bizler tedavi ediyoruz’ dediler. Barikatlar aşıldı ve sonuçta bir anma töreni yapıldı ve kamuoyuna sesimiz duyuruldu. Şunu söylemek gerekiyor; orada kullanılan şiddet de bir sağlıkçıya şiddettir. Çünkü insanlar yaslarını tutmasın, üzüntülerini ifade etmesin isteniyor. Bu yanlıştır. Biz sonuçta bir meslektaşımızı kaybediyoruz ve ilk kaybettiğimiz meslektaş da değil; 13 meslektaşımızı kaybettik. Bizler hiçbir arkadaşımızı unutmadık. Sağlık emekçileri büyük bir infial içerisinde hizmet üretmeme kararı aldı. Meslektaşlarımızdan gelen öneri süresiz iş bırakmak. Buradan herkes işitsin, çünkü bu sorunlar çözülene kadar süresiz iş bırakma teklifleri de var. Bizler muhtemelen bir genel yönetim kurulu yapacağız tabip odaları başkanlarımızla ve tüm kurullarımızla organlarımızla bir karar varacağız.”