PKK Yürütme Komitesi, AKP-MHP faşizminin rehine ve şantaj politikalarına daha fazla sarılarak ayakta kalmaya çalıştığını belirterek, ancak iç parçalanması ve kitlelerden tecrit oluşu, Suriye ve Libya savaşlarındaki yenilgisinin ciddi bir çözülüş ve çöküş içinde olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Bu kadar saldırgan oluşu ve özel savaş oyunlarına başvurmasının da işte bu çöküşü önlemeye dönük olduğunu kaydeden Komite, şunun altını çizdi: "Yürüteceğimiz etkili ve bütünlüklü özgürlük ve demokrasi mücadelesi karşısında ayakta kalma ve ömrünü uzatma şansı yoktur."
Tüm halkı ve devrimci-demokratik güçleri, tecride ve faşizme karşı kesintisiz mücadeleye çağıran PKK Yürütme Komitesi, "Güçlerimizi birleştirelim ve devrimci-demokratik direnişi her alanda yükseltelim" diye seslendi.
PKK Yürütme Komitesi, İmralı Adası’nda çıktığı söylenen yangın ve son yaşananlara dikkat çeken yazılı bir açıklama yaptı. Faşist-soykırımcı sistemin topyekun özel savaş saldırısını en üst noktaya çıkardığı ve buna karşı topyekun devrimci halk savaşı direnişinin her alandan yükseldiği son derece önemli tarihi günlerden geçildiğini belirten Komite’nin dünkü yazılı açıklamasında, şunlar ifade edildi: "ABD-İran savaşı bütün bölgeyi ve dünyayı iyice etkisi altına almış durumdadır. Son yılların düşman kardeşleri olan TC ve Rusya devletleri arasındaki İdlib savaşının derinleştiği ve TC devletinin önemli bir yenilgi yaşamakta olduğu görülmektedir. Tarihin en anlamlı 8 Mart kutlamasını gerçekleştirmek için kadınlar start verirken, halkımız da özgürlük bayramı olan Newroz’u kutlamak için hazırlıkları başlatmış bulunmaktadır."
İmralı için kaygı ve endişeler
İşte böyle bir ortamda 'Türk özel savaş şefi' olarak tanımladığı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 27 Şubat günü katıldığı bir TV programında “İmralı’da yangın çıktığı” bilgisini kamuoyuna duyurduğu hatırlatan Komite, "Biraz da ciddiyetsiz bir üslupla yapılan bu açıklamayı Kürt halkı ve dostları ciddiye alıp şiddetli tepki gösterince, bu sefer Bursa Valiliği tarafından dil ucuyla 'Yangının kontrol altına alındığı' ifade edilmiştir. Aradan üç gün geçmiş olmasına rağmen ve yine bu üç gün boyunca dört parça Kürdistan ve yurtdışında Kürt halkının ve devrimci-demokratik güçlerin sokakları dolduran protestosuna rağmenTC yetkilileri tarafından herhangi yeni bir açıklama yapılmamıştır. Kürt halkının ve dostlarının 'Avukatlar İmralı Adasına gitsin ve kamuoyuna doyurucu bilgi versin' çağrısı, AKP Yönetimi tarafından cevapsız bırakılmıştır. Bu da kaygı ve endişeleri daha da artırıcı bir etken olmuştur" dedi.
Çaresizliğinin öfkesiyle saldırıyor
Eğer basit bir özel psikolojik savaş oyunu değilse belli ki İmralı Adası’nda yeni şeylerin yaşandığını kaydeden Komite, şöyle devam etti: "İmralı’da rehin tutulan Önder Abdullah Öcalan ve diğer yoldaşlar üzerinde baskılar artırılmaktadır. Kürt halkının direnişi karşısında çaresiz kalan ve İdlib’de yenilen AKP-MHP faşizmi, bunların öfkesini İmralı’dan çıkarmak istemektedir. Yoksa kış ortasında ve deniz içindeki küçücük bir adada yangın çıkmış olması ve bunun da yapıldığı gibi lakayt bir biçimde kamuoyuna duyurulması anlaşılır gibi değildir. Bu durum, İmralı’da rehin tutulan Önder Abdullah Öcalan’ın ve diğer tutsak yoldaşların güvenliğinin tehdit altında olduğunu göstermektedir. Bu da İmralı tecrit sistemine karşı yürüttüğümüz mücadelenin ne kadar anlamlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu temelde de Önder Abdullah Öcalan özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşmadan, sağlık ve güvenlik sorunlarının çözülemeyeceği gerçeği açığa çıkmaktadır."
TC kadar ABD ve AK de sorumlu
İmralı’nın sıradan bir yer olmadığının çok iyi bilindiğini; başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların ve ezilenlerin özgürlük iradesini temsil eden Öcalan’ın burada siyasi rehine olarak tutulduğunu kaydeden Komite, şunların altını çizdi: "Dolayısıyla burada doğal olay olmaz, burada yaşanan her şeyin bir ideolojik ve siyasal anlamı vardır. Bu nedenle, çıktığı ifade edilen yangının da ideolojik-siyasal anlamının olduğu tartışmasızdır. Diğer yandan, söz konusu siyasi rehine sistemi sadece TC devletine ait de değildir, bu sistemi ABD öncülüğündeki küresel kapitalist modernite sistemi yaratmıştır. Dolayısıyla İmralı’da yaşanan her şeyden TC devleti ile birlikte ABD öncülüğündeki güçler de sorumludur. Özellikle Avrupa Konseyi ve ona bağlı olan CPT gibi kurum ve kuruluşlar en başta sorumludur."
Hesabı misliyle sorulacaktır
Kürdistan Özgürlük Hareketi, Kürt halkı ve tüm devrimci-demokratik güçler olarak, İmralı’da yaşanan ve yaşanacak olan her şeyden TC devletini, AKP-MHP iktidarını ve ABD öncülüğündeki sistemi sorumlu tuttuklarını bir kez daha ilan PKK Yürütme Komitesi, şunun bilinmesini istedi: "Yapılan her türlü kötülüğün hesabı, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da misliyle sorulacaktır. Yapılan kötülükler hiç kimsenin yanına kâr olarak kalmayacaktır. Önder Apo’ya ve devrimci tutsaklara uzanan eller mutlaka kırılacaktır. Bunun en açık kanıtı, son üç gün içinde yaşananlardır. İmralı’da yangın çıktığı duyulur duyulmaz milyonlarca insan anında harekete geçmiş, dört parça Kürdistan’da ve yurt dışında sokakları Kürt halkı ve devrimci-demokratik güçler doldurmuştur. Kadınlar ve gençler öncülüğünde sokaklara çıkan milyonlar, Önder Abdullah Öcalan’ı sahiplenmiş, TC yetkililerinin lakayt açıklamaları ile yetinmeyerek avukatların İmralı’ya gidip gereken bilgilendirmeleri yapmasını istemiştir. Böyle bir somut bilgilendirme olana kadar meydanları ve sokakları boşaltmayacağını açıklamıştır. Tüm devrimci-demokratik güçler, yapılan kötülüklerin hesabının sorulacağı konusunda ilgilileri uyarmıştır."
Daha fazla sahiplenme süreci
Öncelikle Öcalan’ı sahiplenmek üzere meydanları dolduran milyonları selamlayan Komite, şunların ifade etti: "Daha şimdiden özgürlük ve eşitlik mücadelesi yürüten tüm kadınların 8 Mart’ını, halkımızın ve Ortadoğu halklarının Newroz Bayramı’nı kutluyoruz. Bu 8 Mart ve Newroz’un, her zamankinden daha fazla Önder Apo’yu sahiplenme ve Önderlikle bütünleşme süreci olmasını diliyoruz. Dört parça Kürdistan ve yurtdışındaki halkımızın, kadınların ve gençlerin, tüm devrimci-demokratik güçlerin, ailesinin ve avukatlarının İmralı’ya giderek Önder Abdullah Öcalan ile görüşene kadar sokakları terk etmeyeceğine inanıyoruz. Tüm halkımızı ve devrimci-demokratik güçleri, tecride ve faşizme karşı Önder Abdullah Öcalan özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşana kadar kesintisiz mücadeleye çağırıyoruz!"
Türkiye halkları ve güçleri
Kuşkusuz söz konusu bu çağrının muhatabının, herkesten daha fazla Türkiye halklarına ve devrimci-demokratik güçlerine olduğunu belirten Komite, "İdlib’de yaşanan son durum, Kürt düşmanı zihniyet ve siyasetin nasıl bir yenilgi ve çöküş içinde olduğunu herkese gösteriyor. Elbette bu durumun bedelini de Türkiye halkları, kadınları ve gençleri, aydınları ve emekçileri ödüyor. Ve bu durum, İmralı işkence ve tecrit sisteminin varlığıyla doğrudan bağlantılı bulunuyor. Çok iyi biliyoruz ki, Türkiye insanı kendisine yaşatılan bu durumlara layık değildir. Onun hakkı bu güzel topraklarda özgür ve demokratik olarak kardeşçe yaşamaktır. İşte bunun yolu da mücadeleden geçmektedir, en başta da İmralı işkence ve tecrit sistemine karşı mücadeleden geçmektedir. Çünkü her türlü kötülüğün kaynağı olan faşizm böyle bir mücadele ile yıkılacak, İmralı işkence ve tecrit sisteminin parçalanması temelinde Türkiye özgür ve demokratik olacaktır" dedi.
Faşist-soykırımcı tehdit sürüyor
"Halkımız ve dostlarımız iyi bilmeli ki, Önder Apo üzerinde ve dolayısıyla hepimizin özgür ve demokratik geleceği üzerinde ciddi bir faşist-soykırımcı tehdit varlığını sürdürmektedir" diyen PKK Yürütme Komitesi, açıklamasını şu tespit ve çağrıyla tamamladı: "AKP-MHP faşizmi, komplonun yirmi ikinci yılında rehine ve şantaj politikalarına daha fazla sarılarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Ancak iç parçalanması ve kitlelerden tecrit oluşu, yine Suriye ve Libya savaşlarındaki yenilgisi göstermektedir ki, AKP-MHP faşizmi ciddi bir çözülüş ve çöküş içindedir. Bu kadar saldırgan oluşu ve özel savaş oyunlarına baş vuruşu da işte bu çöküşü önleyebilmek içindir. Ancak yürüteceğimiz etkili ve bütünlüklü özgürlük ve demokrasi mücadelesi karşısında ayakta kalma ve ömrünü uzatma şansı yoktur. Her şey yürüteceğimiz özgürlük ve demokrasi mücadelesinin gücüne bağlıdır. O halde, İmralı tecridini kırmak, AKP-MHP faşizmini yıkmak, Türkiye’yi demokratik ve Kürdistan’ı özgür hale getirmek için güçlerimizi birleştirelim ve devrimci-demokratik direnişi her alanda yükseltelim!”
ANF/BEHDİNAN
Halk görüşülmesini istiyor
İmralı’daki yangınla birlikte alanlara çıkan Kuzey-Doğu Suriye halkları, gündüz yürüyüş ve mitingler, akşamları da meşaleli yürüyüşlerle tepki ve talebini dile getiriyor. Kuzey-Doğu Suriye’nin tüm kentlerinde alanlara çıkan on binler, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dan haber alıncaya kadar alanları terk etmeyeceğini vurguluyor.