İngiltere Gündemi


Siyasetçilerin ve hükümetin yasa değişikliklerinin derdi ve tasasına düşmekten doğal afetlerle birlikte memleketin ahvalini unuttuk. Son 250 yılın en yağışlı kışını geçiren İngiltere’de binlerce kişi bu yoğun yağıştan feci bir şekilde etkilendi. Aşırı yağışların ardından Thames nehrinin taşması sonucu yüzlerce kişi evlerinden tahliye edildi. Rüzgarlar birçok bölgenin elektriksiz kalmasına, Cardiff de dahil birçok bölgede ağaçların kökünden sökülerek devrilmesine de yol açtı. Trenler durdu. Yolcular günlerce sersefil. Şu an dek de 6 kişi hayatını kaybetti. İlahi adalet ya da takdir-i ilahi değil; bildiğiniz doğal afet.
Yardım çalışmalarına destek vermek üzere bazı yerlere de ordu birlikleri sevk edildi. İngiltere ordusu, sel baskınlarına karşı kıyı şeridini güçlendirme çalışması başlattı. Ne kadar iyi bir ordu. Herkesin keşke böyle iyi bir ordusu olsa. Ordu vatandaşları selden kurtarmaya çalıştığı için askerler kahraman, militarizm tavan yaptı. Harry ve George prens kardeşler, olay mahalline gidip askerlerle birlikte evlerin boşaltılmasına yardım ettiler. Kraliyet ailesi ve ordu yan yana. Bu arada hatırlatalım bu mutlu aile tablosu aslında yeni bir durum değil. Kraliyet ailesi üyeleri geleneksel olarak Britanya Ordusunda görev yapmışlardır.
Özellikle cephede Kraliyet ailesinin bir üyesinin bulunması askeri stratejileri etkileyen bir faktör olmuştur. Keza prens Harry ve George kardeşlerin ikisi de orduya subay olarak katıldılar. İngiliz ordusu dünya çapında düzenli bir silahlı güç haline gelmiş bir ordu. Biz onları en çok Irak ve Afganistan’daki gövde sergilemeleriyle bildik. İkinci dünya savaşı ve Falkland savaşı diye bildiğimiz gereksiz savaşlar, İngilizlerin en son başarısı olsa gerek, zira bu saatten sonra ABD’nin yardımı olmadan kendi başlarına bir şey yapmalarını beklememek lazım. ABD’nin izni olmadan sel mağdurlarına yardım edilmesi İngiliz ordusunun büyük bir inisiyatif kullanımını gösteriyor bir nevi.  
Ordunun yanı sıra hükümetten sözde destek gecikmedi. Senaryo hep aynı. Gezi seyahatleri iptal edilir. Vaatlerde bulunulup, mevzu bahis eylem mertebesine gelince de her şey yavaşlatılmış film seyrini alır. Örneğin, Ortadoğu gezisini iptal eden Başbakan David Cameron, dün parlamentoya hitap etti. Konuşmasında, “Bu zor zamanın atlatılması için gereken ne ise yapılacağını ve ailelere yardım edileceğini” kaydetti. Hükümet muhalifi İşçi Lideri ise Ed Miliband da keza Hindistan seyahatini iptal edip hükümeti çalışmaya ve yardıma çağırdı. Yardım derken? Milli güvenlik tehlikede anonsuyla devlet kurumları sözde hareketlendi. Ortalık kaos halinde, sel mağdurları ise gayet mutsuz. Ee çok normal. İşin içinde doğal afet varsa yetkililer, sorumluluklarından çok kolay kaçabiliyorlar. Ne varsa ne yoksa hep bu küresel ısınma. Gelişmiş ülkelerin, gelişmemiş ülkelerin ensesinde rahatlıkla boza pişirebilmesine imkan veren bir bahane bu küresel ısınma muhabbeti. Sen yıllarca her türlü fabrika, enerji santrali kuruluşları ile çevreyi kirlet, sıra az gelişmiş ülkelere gelince de yaygarayı kopart. Ancak bu hafta çok gelişmiş bir ülke bu bahaneye sarılıyor.
Çevre Dairesi, sellerden etkilenenler için yeterli yardım sağlamadığı eleştirilerine maruz kalırken, evlerin ve işyerlerin onarımı maddi destek sağlamaktansa yetkililer tavsiyeler de bulunuyor. Ee sözler karın doyurmuyor. Milyonlarca sterlin ise ileride yaşanacak sellerden tren ray hatlarını korunması için kullanılacak, mevcut mağdurlara ise bir şey yok. Çiftlik sahiplerine tadilat için ödenek verilecekken, işyerleri sahiplerinde 3 aya kadar vergi kolaylığı sağlanacak. Yani bunun açıklaması şöyle: İşyerin yıkıldıysa sana yardım ederim çünkü senin gelirinin bana geri dönüşümü olacak, evin yıkıldıysa bak başının çaresine bana ne! Klasik bir kapanışla: Sellere kapılanlar hep fakirler olur.