HDP’nin demokrasi hattında birleşen ama farklılıklarıyla var olan adayları, seçim çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. İlahiyat profesörü de genç komünist de aynı şevkle çalışıyor.
Tüm toplumsal kesimleri kapsayan HDP’nin ilahiyat profesörü İzmir adayı Nurettin Turgay, TKP sonrası TİP’in kurucularından olan İstanbul adayı Erkan Baş, polise taş attığı gerekçesiyle 6 yıl cezaevinde kalan Amed adaylarından Abdurrahim Durmuş ve bir dönem Diyarbakırspor’da oynayan HDP Adana milletvekilli adayı Barış Karabıyık, neden HDP’de yer aldıklarını anlattı.
24 Haziran seçimlerinde toplumun tüm kesimlerinden birbirinden farklı profilde adaylarla seçmenlerin karşısına çıkan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) en dikkat çekici milletvekili adaylarından biri İlahiyatçı Prof. Dr. Nurettin Turgay. 1952’de Mardin Kızıltepe’de dünyaya gelen Turgay, İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra doktorasını Konya Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamladı. Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı'nda Öğretim Üyesi iken emekli olan Turgay, aynı zamanda Demokratik İslam Kongresi (DİK) üyesi.
HDP’den milletvekili adaylığı başvurusunda bulunan Turgay, parti tarafından İzmir 1'inci Bölgeden 2'nci Sıra adayı olarak gösterildi. Prof. Dr. Turgay, HDP’nin daha çok sol ve sosyalist kimliği ile öne çıkan adayları arasında olmanın kendisi için gurur verici olduğunu ifade etti.
Dil hürriyeti bile yok
AKP’nin 16 yıllık iktidarı boyunca halklara dil hürriyeti bile tanımadığına dikkat çeken Turgay, “AKP’nin ilk geldiği gün doğan çocuk, bugün 16 yaşında ve hangisi kendi dilini konuşabiliyor?” diye sordu. Bu 16 yılda dinde yaratılan tahribat nedeniyle insanların dinden uzaklaştığını söyleyen Turgay, “Eğer ben Kuran’ı kendim okumasam, kendim anlayamazsam, bunların anlattığı İslam nedeniyle başka bir din arayışına girecektim. 16 yıl boyunca iktidarda seccadesini kanın üstüne seren zihniyeti İslam’ın neresine koyacağız” dedi.
Prof. Turgay’ın, neden HDP’de olduğu sorusuna verdiği yanıt ise şu: “Allah’ı bütün insanların rabbi olarak kabul eden, bütün insanları bir arada kabul eden başka bir siyasi zihniyet var mı? Bu mücadele İslam'a, Kuran'a eşit düştüğü için buradayım.”
Ege Bölgesi’nde 23 yıl yaşadığını ve bölgeyi çok iyi bildiğini belirten Turgay, sürdürdüğü çalışmalar sırasında çok özel anlar yaşadığını paylaştı. İzmirlilerin kendilerine olan ilgisinin HDP’nin birleştirici kimliği ile alakalı olduğunu vurgulayan Turgay, “Benim Kuran’dan anladığım ilkelere en yakın parti olduğunu düşündüğüm için HDP’deyim. Önemli olan İslam’ın ismini kullanmak değil, İslam’ı kendinde yaşatmaktır” diye konuştu.
TAMAM demenin en etkili yolu
İstanbul 1. Bölge 3. sıradan HDP’den milletvekili adayı Türkiye İşçi Partisi Kurucu Meclis Üyesi Erkan Baş, 14 Temmuz 1979’da Berlin’de doğdu. Yugoslavya göçmeni Boşnak bir aileden gelen Baş’ın babası çalışmak için Almanya’ya giden işçilerden, annesi ise bir dönem tekstil atölyelerinde çalışmış bir işçi. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamlayan Erkan Baş, lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi bölümünde tamamladı. Bir süre İstanbul Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri bölümünde misafir öğretim görevlisi olarak çalıştı. İstanbul Üniversitesi yemekhanesinin özelleştirilmesi sırasında yemekhane işçilerinin mücadelesinin parçası olduğu için açılan bir soruşturma sonucunda okuldan uzaklaştırıldı.
Gençliğinden itibaren siyasette
İlk gençlik döneminde Sosyalist İktidar Partisi üyesi olan Erkan Baş, bu partide ve devamında kurulan Türkiye Komünist Partisi'nde çeşitli sorumluluklar üstlendi. Gençlik içinde başlayan çalışmalarını İstanbul il örgütünde yürüten Baş, partinin İstanbul il sekreterliğini yaptı. Örgüt Bürosu'nun ve Merkez Komitesi'nin içinde yer aldı. 2008 yılı 1 Mayıs eylemlerinde Taksim Meydanı'ndaki basın açıklamasında partinin sözünü halka ileten oydu. 2009’da henüz 29 yaşındayken, TKP 9. Kongresi'nde, partinin genel başkanı seçildi. Gezi Direnişi sonrası partide başlayan tartışmanın ardından, 2014’te yaşanan ayrışma sonrasında Halkın Türkiye Komünist Partisi’ni (HTKP) kuran kadronun kamuoyundaki temsilcilerinden birisi oldu ve Genel Başkanlık görevini sürdürdü.
TİP Kurucu Meclis Üyesi
Mart 2018’de TKP kökenli kadroların yanı sıra, pek çok farklı gelenekten devrimci kadrolar, işçiler ve aydınlarla birlikte Türkiye İşçi Partisi kuruluş çalışmalarını başlattı. Sosyalist hareketin yıllara yayılan sıkışmasını aşmak, işçi sınıfı ve emekçi halklar arasında gerçek bir güç haline dönüşmesini sağlamak, eksikliği hissedilen devrimcileşme hamlesinin bir vücut bulmasını sağlamak iddiaları ile yola çıkan Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluş çalışmaları devam ederken gündeme gelen 24 Haziran seçimlerinde TİP, HDP’yi destekleme kararı aldı.
Sözünü söylemekten çekinmedi
Gezi Direnişi’nde direngenliğiyle herkesin dikkatini çeken Erkan Baş, ayrışma yaşadığı ekip gibi Kürt sorununa duyarsız kalmadı. Sur’daki, Cizre’deki yıkım için sözünü söylemekten çekinmedi. Şimdi ise İstanbul 1. Bölge 3. sıradan HDP’den milletvekili adayı. Erkan Baş, neden HDP’de olduğunu şöyle anlattı:
Bizim açımızdan komünist kimliğin iki belirleyici yönü var; görüşlerini gizlemeye tenezzül etmezler ve işçi sınıfının çıkarlarından başka bir çıkarı yoktur. Seçim kararımızın arkasında bu iki ilke yatıyor.
Saray rejiminin hedeflerinden biri de HDP’nin baraj altına itilmesi. Bu yolla hem Meclis’te AKP-MHP ittifakının çoğunluğu elde etmesini sağlamaya, hem de milyonlarca yurttaşın ve Kürt halkının iradesinin Meclis’e yansımasını engellemeye uğraşıyor. Bu koşullar altında HDP’yle dayanışma içinde olmak bizler açısından devrimci bir sorumluluktu. Türkiye’nin AKP iktidarından kurtulmasının yolu, yaygınlaşan ifadeyle söylersek, bugün TAMAM demenin en etkili yolu HDP’yle omuz omuza olmak.
Ayrıca HDP bu seçimde daha fazla sayıda sol, sosyalist ve direnişçi arkadaşımızı Meclis’e taşımak niyetinde oldu. Bu çerçevede bize gelen öneri de partimizin kurullarında değerlendirildi ve olumlu bulundu. Türkiye İşçi Partisi’nin üyesi olarak HDP listesinden Meclis’e girip Meclis kürsüsünü işçi ve emekçi sınıfların mücadelesini güçlendirmek için kullanmak olanağı kararımızda belirleyici oldu.
Sık sık eylemlerde attığımız slogan biliniyor: Faşizme karşı omuz omuza! Bu sloganın bir temenniden çıkıp gerçek bir dayanışmaya dönüşmesi, ayrıca meydanların yanı sıra parlamentoda da hayata geçirilmesi önemli. Bunun Türk ve Kürt halklarının ortak mücadelesi açısından, böyle bir dayanışmayı engellemeye çalışan Saray iktidarına karşı yürütülecek mücadele açısından faydalı olacağına inanıyoruz."
Taşa atan çocuk Meclis yolunda
HDP’nin genç adaylarından Abdürrahim Durmuş, 1991’de Şırnak’ın Cizre ilçesinde köyleri yakılan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını Cizre’de geçiren Durmuş, okul hayatı 2008’in 15 Şubat protestoları sırasında sınıf arkadaşı Yahya Menekşe’nin panzer altında ezilerek öldürülmesine kadar devam etti. Menekşe’nin ölümü Durmuş’un hayatında dönüm noktası oldu ve buna tepki olarak katıldığı eylemlerde polise taş attığı gerekçesiyle tutuklandı. 14 ay tutuklu kaldı. Tahliye edildikten kısa bir süre sonra hakkında açılan başka bir davadan yeniden tutuklandı ve 5 yıl cezaevinde kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra lise öğrenimini tamamlayan Durmuş, halen Marmara Üniversitesi’nde Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde öğrenim görüyor.
Her Cizreli çocuk gibi
Her Cizreli çocuk gibi siyasetle çocukluk yıllarında tanıştığını ifade eden HDP Amed 10’uncu sıra milletvekili adayı Durmuş, “Ben de Cizre’nin devletin baskılarına karşı sürekli sokaklarda olan ‘taş atan çocuklar’dan biriyim. Cizreli çocukların devletin baskılarına karşı politik bir duruşu var. Küçük çocukların bile güvenlik güçlerine karşı antipatisi var. Bu bir kültür halinde devam ediyor. 1990’lı yıllarda Botan’da gelişen direniş süreçleri, çocuklar üzerinde etkisini sürdürdü. Devletin Kürt gençlerine sert yaklaşımı da devam etti. Cizre’de yaşayan her genç, istese de istemese de politik bir duruşa sahip olmak zorunda” diye anlattı.
Son 3 yılda milliyetçi saldırı dalgasının tavan yaptığını dile getiren Durmuş, şunları söyledi: “Devletin politikalarına karşı devrimci duruş sergileyen gençler, yoz yaşama zorlandı. İlan edilen yasaklar sırasında yaşananlar üzerine düşünmeliyiz. Gençler neden devletin oyunlarının bir parçası oluyor. Gençlerin eğitimi, kültürü, yaşamı hiç düşünülmedi, aksine sürekli engellendiler. Gençlerin taleplerine karşılık olabilmek için HDP’ye başvurdum. Çünkü toplumda gençlerin yaşadığı sorunları bire bir yaşayan biriyim.”
Gençlerin seçim çalışmalarında öncü olması gerekliliğine işaret eden Durmuş, “Halkın ve özellikle gençlerin ses çıkarmasına dahi tahammül edemiyorlar. Gençler dinamik bir güce sahip, her alanda halka güçlü bir motivasyon olabilir. Bu kapsamda gençler seçim çalışmalarına güçlü bir şekilde katılmalı ve bu temsiliyeti birlikte yürütmeliyiz. Hep birlikte çalışmalı ve hep birlikte kazanmalıyız” çağrısında bulundu.
Yeşil sahalardan siyaset alanına
HDP Adana 4’üncü sıra milletvekilli adayı Barış Karabıyık, yeşil sahalardan şimdi de siyaset alanına hazırlanıyor. Adana’nın Kozan ilçesinde 1971’de doğan Karabıyık, evli ve 2 çocuk babası. Genç yaşlarda futbolla tanışan Karabıyık, 1993’te Diyarbakırspor’da oynadı. Kürtleri ve coğrafyayı Diyarbakırspor'da oynadığı zaman tanıdığını belirten Karabıyık, HDP Parti Meclis üyeliği de yapıyor.
Halkların Demokratik Kongresi'nin (HDK) kendisinde heyecan yarattığını belirten Karabıyık, “Yıllar önce arayış içerisinde olduğum bir çatı olmasından dolayı HDK’de yer aldım. HDP kurulduğunda 42 yaşındaydım. O güne kadar hiçbir partide çay içmedim. Bir parti de ilk defa çay içtim. İlk üyeliğimi HDP’ye yaptım. Sıfır kilometreli HDP’liyim. HDP benim için yaşamdır. Bundan dolayı aday oldum” dedi.
Dünyada barış isminin en çok anlamsızlaştığı yerin Türkiye olduğunu kaydeden Karabıyık, şöyle devam etti: “Türkiye’de yaşayan Barış isimli çocukların gerçek anlamda isimlerinin anlamını taşıması için elimden gelen mücadeleyi vereceğim. Ben bir Türk’üm. Ben de her Türk gibi dünyaya bedel olmak isterim. Ama ben dünyaya bedel olmanın yaşamdan, çoğulculuktan, gençten, çocuktan ve en önemlisi kadından yana olmaktan geçtiğinin farkında olan ve bunu soydaşlarına anlatmayı kendisine görev edinmiş bir Türk’üm. Ne olursa olsun bu ülkeye barışı inşa etmeyi kendisine görev edinmiş bir Türk’üm. İsmimin gerçek anlamını bu ülkeye inşa edeceğim. Bu ülkede artık Barış ismindeki çocuklar Savaş diye çağırılamasın."
Kürtler kazanırsa ben de kazanırım
Kürt halkının tüm demokratik haklarını mücadele edip bedel ödeyerek kazandığını ifade eden Karabıyık, şunları söyledi: “Kürtler kazanırsa ben kazanıyorum, demokrasi kazanıyor, ülkem, Türkiye’m kazanıyor. Ve bu bilinçle tüm hayatım boyunca Kürtlerle dayanışma içinde olacağım. Sadece onların yanında olmak yetmez, aynı zamanda onların kaderine ortak olacak ve onlarla yan yana duracağım. Biliyorum ki bir gün benim gibi düşünen Türkler ya da Türk oğullarımız ve kızlarımız bu ülkeye barış getirecek. Rabbimin izniyle mutlaka kazanacağız.”