Zihinsel ve duygulara dayalı enerjimizin örgütlenmesi ilgilerimizi, ilgilerimiz gündemimizi, gündemimiz de pratiğimizi şekillendirir. Zihin enerjisi esnek ve yoğundur. Bu enerji güçlü ve bütünlüklü bir şekilde örgütlendirildiğinde bizi başarılı sonuçlara ulaştırabilir. Önemli olan bu enerji yoğunluğumuzu yaşanan toplumsal sorunlara odaklandırıp çözüm olabilmektir. 

Başarılı bir seçim kampanyası yapıldı ve hedeflendiği gibi baraj geçildi ama şimdi dinlenme zamanı değil. Her alanda komün ve meclislerin oluşturulması, aynı biçimde üretim-tüketim kooperatiflerin kurulması ve halkta bunun yaygınlaştırılması, dahası bunun yanı sıra akademilerin inşası ve çalıştırılması da başlıca görevlerimizdendir. Bu konuda dar ve yüzeysel yaklaşımları aşarak, derinliğine ve genişliğine demokratik toplum merkezli yaklaşımları pratikleştirmek önem kazanmaktadır.

Gerek Ortadoğu’da gerekse de Türkiye’de sıkça tartışma konusu edilen hususlardan birisi de din ve siyaset arasındaki ilişkinin özü ve biçimidir. Mevcut haliyle din, büyük ölçüde devlet tekeli altına alınmış, toplumla bağı zayıflamış ve sorun yaşamaktadır. 

Özünde toplumun inançlarıyla ilgili olan din, devlet vesayetinden kurtarılmadığı sürece sorunlar yaşamaya devam edecektir. Bu durumun aşılması için inanç önderleri ve cemaatlerin devletin din üzerindeki vesayetini aşarak (veya sınırlandırarak) toplumla olan bağ güçlendirilebilir. Bu da ancak tüm inançlara eşit mesafede yaklaşan kapsayıcı bir zihniyet dönüşümüyle mümkün olabilir. 

Bu yönlü işlevsel bir kurumlaşma aynı zamanda bu alandaki ihtiyacı koordine işlevini görebilecektir. İhtiyaç duyulduğunda hükümetle görüşmeler yaparak sonuç elde edebilen kurumlaşma anlamlı ve anlaşılırdır. Yine inanç önderlerinin dinde yoruma dayalı yaratılan çelişkilerin giderilmesi yönünde güçlü çalışmalarına ihtiyaç var. 

Bugüne değin bu alanda konferanslar da yapılmış olmakla birlikte konunun tarihsel, kültürel, toplumsal boyutu nedeniyle henüz yeterli sonuç elde edildiğini söyleyemeyiz. Şu açık ki, din devletin etki ve vesayeti altından kurtarılmadığı müddetçe, iktidarcı zihniyet tarafından istismar edilecektir. 

Rojava’da büyük mücadele ve bedellerle gerçekleştirilen devrimle elde edilen kazanımların kalıcılaştırılıp büyütülmesi stratejik önemdedir. Buna bağlı olarak kantonların bölgesel ve uluslararası alanda bir statüye kavuşturulması çabası devam ediyor. Yine kantonlar arasındaki coğrafi kopuklukların bir şekilde aşılması, kantonların güvenliği açısından hayati öneme sahiptir. 

Bu nedenle, Girê Sipî’nin özgürleştirilmesiyle, Cizîrê ile Kobanê kantonlarının birleştirilmesi tarihsel önem taşıyor. Dahası kantonların üzerindeki ambargonun kaldırılması, insani ve askeri yardımlar için koridor açılması, daha da stratejik bir hamle olarak ‘sınır’ların aşılması özerk demokratik sistemimizin temel gerçeklikleri olmaktadır. 

Büyük direnişiyle sembolleşen Kobanê’nin savaşan halk gerçekliğimize uygun, ekolojik bir şekilde yeniden inşa edilmesi, bu inşa sürecine halkın özgücüyle en aktif ve örgütlü biçimde katılım sağlaması başarı için vazgeçilmezdir.

Gündemimize gücümüzü, enerjimizi heba eden yapay sorunları değil, toplumun demokrasi sağlık ekonomi gibi sosyalite ve ekoloji sorunlarına öncelikli yer verilmeliyir.  Zihinsel yoğunlaşmadan örgütleme ve eylemliklere kadar bu alanlarda derinleşmeye ve ortaklaşmaya ihtiyaç var. 


Bolu F Tipi Cezaevi