İlik kanseri olan Seyran Demir’in hastaneye götürüldüğünde "siyasi tutuklu" denilerek tedavi edilmediğini dile getiren babası Nadir Demir, kızının ölümle burun buruna olduğunu söyledi. 

Hakkari'nin Gever ilçesinde 2006’da ilik kanserine yakalanan Seyran Demir, 2009’da Ankara'da tedavi altındayken ve durumunda ciddi bir şekilde iyileşme görülürken 2013’te tutuklanarak Muş E Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Cezaevi koşullarında sağlığı hızla bozulan Demir, 40 gün içinde 56 kilodan 30 kiloya düştü. Ağustos 2014'te yapılan duruşmada tahliye edilen Demir, 25 Kasım 2015'te Urfa'da yeniden gözaltına alındı. Gözaltındayken polisin cinsel işkencesine maruz kalan Demir'in ruhsal ve bedensel sağlığı bozuldu. Tutuklanarak Urfa E Tipi Cezaevi’ne gönderilen Demir, 26 gün boyunca, tek kişilik hücrede tutuldu. Daha sonra Adana Karataş Kadın Cezaevi'ne sevk edilen Demir’in hastalığı yeniden nüksetti.

 

Ağzında iki diş, mamayla besleniyor

Daha sonra Tarsus C Tipi Kapalı Cezaevi'ne sevk edilen Demir, 13 Aralık günü, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde yaşadıklarını anlattı. Demir'in babası Nadir Demir ölüm döşeğinde olan kızının kendilerine, "Bu hapishaneye, hasta olmama rağmen ring aracıyla getirildim. Sevk sırasında baskı, işkence gördüm, darp edildim. Geldiğim günden itibaren de gardiyan ve askerler tarafından sürekli hakaret, küfür ve psikolojik baskı uygulandı” dediğini söyledi. Baba Demir, kızının hastaneye götürüldüğünde "siyasi tutuklu" denilerek tedavi edilmediğini belirterek, "Boyun fıtığı, solunum yetmezliği, dişlerinde kist oluşumu var. Şu anda ağzında iki diş tek kalmış. Bu nedenle mamayla beslenmek zorunda” dedi.  

 

Ölümle karşı karşıya

Baba Demir, gizli tanık ifadeleri sonucu kanser tedavisi gördüğü esnada tutuklanan Seyran Demir’in yargılama sürecine dikkat çekerek, "Ortada herhangi bir delil yokken kızımı tutukladılar. Gizli tanık dedikleri kişiyi herkes tanıyor. Kızım, daha önce bu kişinin kendisine zarar vereceği yönünde bize bilgi verdi. Onun ifadeleriyle kızım tutuklandı ve 4 yıldır hasta bir şekilde cezaevinde tutuluyor" diye konuştu.  

 Kanser hastası olan birinin cezaevi koşullarına dayanamayacağını, kızının da ölümle burun buruna olduğunu dile getiren baba Demir, "Kızımın 4 yıllık cezaevi süresi boyunca uğramadığı hakaret, işkence, zulüm kalmadı. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Ölümle pençeleşen bir insana yapmadıkları şey kalmadı. Yeter artık bıraksınlar, dışarıda tedavisine devam etsin" dedi. 



Tutsaklara ölüm tehdidi

Osmaniye T2 Kapalı Cezaevi'ndeki tutsaklar ölümle tehdit edildi.

Tutsaklar, aileleri aracılığıyla yaptıkları açıklamada yaşanan hak ihlallerine karşı bugün süresiz dönüşümlü açlık grevi eylemi başlatacaklarını duyurmuştu. Cezaevinde tutuklu bulunan kardeşi Mehmet Emin Dal ile 13 Aralık Çarşamba günü cezaevinde görüşen Mehmet Sait Dal, sistematik işkence uygulandığı söyledi. Dal, kardeşinin anlatımlarını şöyle aktardı: "Koğuşlarımız arama adı altında sürekli basılıyor ve ölümle tehdit ediliyoruz. Gardiyanlar 'Bizim dediğimizi yapmasanız buradan sağ çıkmazsınız' şeklinde tehdit etti. Avukatlarla yapılan görüşme kameralarla kayıt altına alınıyor. Ayrıca görüş esnasında gardiyanlar başımızda bekletiliyor. Adliye veya hastane sevklerinde saldırılara maruz kalıyoruz. Tedavisi yapılmayan arkadaşlarımız var. Bu yaşanan hak ihlallerinin son bulması için  dönüşümlü açlık  grevine başlayacağız." 

 Dal, tutsakların taleplerini şöyle sıraladı: 

* Hak ihlallerinin son bulması.

* Arama adı altında koğuşlara baskın yapılmasına son verilmesi.

* Hasta tutukluların tedavilerin yapılması.

* İşkence ve kötü muamele ile tutuklulara dönük tehditlerin son bulması.

* Tutukluların hakkı olan sosyal aktivitelerin yerine getirilmesi.

* Cezaevi idaresi tarafından kapatılan havalandırmanın üstünün açılması.

* Avukat görüşlerinin kamera ve gardiyan tarafından takip edilmesine son verilmesi.

* Tutukluların spora tek tek değil, toplu olarak çıkarılması.

* Cezaevine giriş ve çıkışlarında tutuklulara dönük saldırılara son verilmesi.



Tikit'i serbest bırakın

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenledikleri "F Oturumu"nun 299’uncusu için Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. 

Bu haftaki eylemde Mayıs 2017'de Bayburt Cezaevi’nden Sincan Kadın Kapalı Cezaevine sürülen hasta tutuklu Pınar Tikit'in durumuna dikkat çekilerek serbest bırakılması talep edildi. İnsan hakları savunucularından Taylan Bekin, Tikit'in beyninde 8 santimetre büyüklüğünde araknoid kisti olduğunun tespit edildiğini, Haziran ayında çekilen MR sonuçlarının da Sincan Kadın Kapalı Cezaevi doktoruna gösterildiğini dile getirdi. 

 Tikit'in beynindeki kist nedeni ile beyinde şişmelerin meydana geldiğini ifade eden Bekin, "Doktorlar bu kistin 10 santimetreye ulaştığını, ameliyat yapılmasının zorunlu olduğunu söyleyip Tikit'i Numune Hastanesine sevk etmiştir. Doktorlar hapishane koşullarında ameliyat edilmesinin doğru olmadığını söylemiş aksi durumda hayati riski bulunmaktadır. Uzun süredir Tikit'in bayılma ve kriz geçirme durumu da mevcuttur. Beynindeki kist nedeni ile ağır baş ağrıları çekmekte ve bunlarda revir doktorlarınca ağrı kesiciler ile geçiştirilerek tedavisi uzatılmaktadır" diyerek Tikit'in yaşadığı zorlukları anlattı. 

 Bekin, konuşmasına başta Tikit olmak üzere tüm hasta tutukluların serbest bırakılmasını talep ederek sonlandırdı. Eylem, sloganlar ile sona erdi.



Kanserli Boz sürgün edildi

Hasta Tutsaklara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için her hafta düzenledikleri eylemin 174’üncü haftasında bir kez daha özgürlük istedi. 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube önünde bir araya gelen İnisiyatif üyeleri, “Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın” yazılı pankart açarak, “Bijî berxwedana zindanan” ve “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” sloganları attı. Grup adına basın açıklamasını okuyan İHD Cezaevi Komisyonu üyesi Nuray Çevirmen, “Büyük bir sorun olan ve kamuoyunun vicdanını kanatan hasta mahpusların yaşamış oldukları sıkıntılar çözüm üretilmeden ortada durmaktadır” dedi. Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan Mehdi Boz’un sağlık durumuna dikkat çeken Çevirmen, “Mehdi Boz tiroit bezi kanseridir, tedavisi Edirne’de devam ederken Kayseri’ye sürgün edilmiştir. Kanser hastalığının kontrol altında olması ve tedavisinin aksatılmadan yapılmasının zaruretine rağmen sürgün edilmesi kabul edilemez” diye konuştu. 

 

Raporları ulaştırılmıyor

Boz’un ayrıca tansiyon, böbreklerinden protein kaçışı, mide ülseri, KOAH ve prostat hastalıkları olduğunu dile getiren Çevirmen, “Edirne’den sağlık raporları ulaştırılmadığı için tedavisine başlanamıyor ve tedavisi aksamış durumdadır. Ailesinin ve kendisinin raporların gönderilmesi konusundaki çabaları bir sonuç vermemiş, yazdığı dilekçelere ‘biz gönderdik’ karşılığını almışlardır. Ancak Kayseri de bunun tam tersini söylemektedir” dedi.

Boz’un aşırı kilo kaybı yaşadığını dile getiren Çevirmen, şunları söyledi: “Çok kilo kaybı yaşadığından dolayı sürekli olarak kilo kontrolü yapması gerekiyor ancak doktorun da talebi olmasına rağmen bu takip yaptırılmıyor. Bugüne kadar başlanamamış tedavileri, yaşatılan zorluklar göstermektedir ki; kendisinin bu koşullarda Kayseri’de değil tam teşekküllü sağlık imkanlarının olduğu bölgelerde Marmara Bölgesine gönderilmesi gerektiğini de ifade etmektedir.” 



Tutukluyu TEM'e götürmek yasadışıdır

Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Hikmet Delebe, "ek ifade" bahanesiyle cezaevinden TEM'e götürmenin yasal dayanaktan yoksun olduğunu söyledi. 

Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Hikmet Delebe, son aylarda Urfa başta olmak üzere bölgeden TBB’ye kayıtlı sayısız başvuru olduğunu kaydetti. Delebe, "Tutuklu kişinin tekrardan ifade için TEM'e götürülmesinin yasal karşılığı bulunmuyor. Bu husus, Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Çalıştayı'nda gündeme geldi. Yine bölgemizde tutuklu bulunan kişiler, tekrar TEM'e alınmakta ve sorgu adı altında son derece kötü muameleye maruz bırakılmakta. Bununla ilgili işkence iddiaları da ortaya çıktı. Hem kötü muamele hem de işkence iddialarıyla ilgili avukatların yaptığı şikayetler, insan hakları kurulumuza intikal etti" dedi. 

Urfa'da, "ek ifade" adı altında cezaevinden TEM'e götürmenin, kötü muamele ve işkence iddialarının “itirafçılık” dayatmasına vardığını belirten Delebe, son olarak şunları söyledi: "Urfa'da bu uygulama son derece yaygın. Hatta itirafçılık dayatılıyor. Bununla ilgili şikayetler hem aileler hem de avukatlar tarafından yapılıyor. Bu uygulamanın yasal dayanağı yok. Savcının gerekli görmesi halinde ek ifade alınması mümkün; ancak böyle itirafa zorlama ve işkenceyle ifade almanın hukuka aykırı olduğunu söylemek isterim. Bununla ilgili kişilerin gerekli yerlere şikayetini yapması gerekir. Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi de  bu şikayetleri alıp gerekeni yapacaktır." 



443 önergenin sadece 8’ine yanıt

Meclis Başkanlığı, hak ihlallerinin arttığı cezaevleriyle ilgili gündeme gelen konuların neredeyse tamamını yanıtsız bıraktı. 443 önergeden sadece 8’ine yanıt verildi.

Türk cezaevlerindeki hak ihlalleriyle ilgili olarak Meclis Başkanlığı'na sunulan soru önergeleri ve araştırma talepleri yanıtsız kaldı. Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi HDP Amed Milletvekili Sibel Yiğitalp’in 26. Yasama Dönemi'nde Meclis Başkanlığı'nın cezaevlerindeki hak ihlalleriyle ilgili çalışma performansına dair verdiği soru önergesine gelen yanıt, Meclis'in gündemden düşmeyen bu konuya duyarsız kaldığını da gözler önüne serdi. 

 AKP'li Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın'ın imzasıyla Yiğitalp'e gönderilen yanıtta, 26. Yasama Dönemi'nde sadece cezaevlerindeki hak ihlalleriyle ilgili olarak 443 yazılı soru önergesinin ilgili bakanlığa ulaştırılması için Meclis Başkanlığı'na sunulduğu belirtildi. Söz konusu yazılı soru önergelerinden ise sadece 8'i süresi içinde yanıtlandı. 353 soru önergesi ise süresi içinde cevaplandırılmadığı için sadece Gelen Kağıtlar Listesi'nde yer alarak kayıtlara girdi. 

Meclis araştırması talep edilen hak ihlalleri de Meclis'in duyarsızlığı ile karşı karşıya kaldı. Bu dönemde Meclis Başkanlığına cezaevleri ile ilgili olarak 50 Meclis araştırması önergesi verildi. Ancak bunlardan sadece 3’ü işleme alındı. Diğer araştırma önergelerinin ne zaman gündeme geleceği ise belirsiz.