Almanya Gündemi
Almanya ve Türkiye ilişkileri bir süredir gergin ve karışık. Referandum sürecinde yaşanan aleni kabadayılık ölçülerinde olmasa da, şimdi bir kez daha İncirlik Hava Üssü sorunu gündemde. Türkiye bir süredir Alman milletvekillerinin İncirlik’i ziyaret etmesine izin vermiyor. Alman ordusu Federal Hükümet’in emrine tabi olduğu için milletvekillerinin askerleri ziyareti de hükümetin kaideleri arasında yer alıyor.
“Görünür” ilişkilerin durumu ne zaman kontrolden çıkan bir hal alsa, Erdoğan elindeki kozlardan birini piyasaya sürmekten çekinmiyor. Zira uzun bir süre mültecilerin durumu ile ilgili yaptırımlar söz konusu idi. Şimdi de yaptırımlarını uygulamak adına İncirlik tekrar piyasaya sürüldü. Böylesi bir tartışmanın açılması akabinde Türkiye’nin bir karın ağrısı olduğu çok geçmeden ortaya çıkmıştı. Bu karın ağrısını da Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ABD gezisi sırasında yaptığı açıklama ile netleştirmişti. Türkiye Almanya’ya iltica eden asker ve diplomatları geri istiyor. Gabriel, Erdoğan’ın iltica başvurusunda bulunanların iade edilmesini istediğini, bunun ise Anayasaya aykırı olduğunu açıkladı. Gabriel ayrıca 450 iltica başvurusunun olduğu ve 80 kişiye iltica hakkı verildiğini de aktardı.
İncirlik meselesi artık iki ülkenin mesele olmasından çok bir NATO meselesine dönüştü. Gabriel’in “NATO müttefikinin diğer bir NATO müttefikine şantaj uyguladığı bir durumdur. Bu kesinlikle mümkün değil" açıklaması da buna işaret. Nitekim Brüksel’de NATO zirvesine taşınan mesele, burada da bir çözüme ulaşmadı. Fakat Brüksel’de görüşmelerde Erdoğan’ın önüne ağırlıklı olarak insan hakları sorunu kondu. Erdoğan’ın dönüşte yaptığı açıklamalar ise aynı eksende kaldı.
Dönüş yolunda yaptığı açıklamada Erdoğan yine koltuğunun altında sakladığı listeyi gündeme getirerek, kafayı gazeteci Deniz Yüce’ye taktıklarını, fakat onlarda çok ‘Deniz’ olduğunu ve dosyaları onlara verdiğini söylemişti. Türkiye’nin Almanya’ya verdiği 4 bin 500 dosyada Kürtler başta olmak üzere, muhalif isimlerinde olduğu biliniyor. Yine İncirlik’i ziyaret eden milletvekillerinin listesinin onlara verilmesini, zira aralarında bazen teröristlere açıkça destek verenlerin olabileceğini açıkça ifade etmiş Erdoğan.
Fakat NATO zirvesinde Ortadoğu’da NATO’nun direk görev alması kararı, kuşkusuz Erdoğan’ın kararını da etkileyecektir.
Durumu olasılıklara bırakmak istemeyen Almanya, her türlü sonucu göz önünde bulundurarak İncirlik’e alternatif üs arayışına girdi. Bunlardan en akla yatanı da Ürdün olarak belirlendi. Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen Ürdün’e giderek incelemelerde bulundu.
Fakat İncirlik’e yönelik arayışlar hala tüketilmiş değil. Almanya Türkiye’ye sorunun çözülmesi için 2 hafta süre tanıdı. Dışişleri Bakanı Gabriel gelecek Pazartesi Çavuşoğlu ile görüşerek meseleye son noktayı koyacak. Zira Merkel’de bu görüşmenin sonucunu bekleyecek. Federal Hükümet’te ise bu nedenden dolayı tepkiler giderek artıyor, Almanya’nın İncirlik’ten çekilmesi gerektiği kararı da ağırlıkta.
NATO’nun Ortadoğu’da bundan sonraki rolü açısından, Erdoğan’ın çok da karşı koyma lüksü yok. Zira İncirlik Üssü’nün NATO’ya bağlı olması, diğer konularda olduğu gibi Erdoğan’a direk bir şantaj argümanı sunmuyor. Almanya ise konuyu çoktan genelleştirmiş durumda. 2018 yapılacak NATO zirvesinin İstanbul’da yapılma isteği Almanya’nın bastırması ile birlikte reddedildi. Almanya böylelikle "bizim elimizde armut toplamıyor" mesajını net bir şekilde vermiş oldu.
Gabriel ve Çavuşoğlu görüşmesinde tam anlamıya bir uzlaşma çıkmayabilir, fakat Almanya’nın çekilme kararının ne Türkiye, ne de Almanya açısından kolay verilecek bir karar olmadığını her iki ülke de biliyor. İlişkilerin zemini de zaten aksi bir karara müsait değil. Mesele; uzlaşma zeminini hangi pazarlıklar oluşturacak. Yine bekleyip göreceğiz.