Hasankeyf’i, Dicle Vadisi’nin önemli kısmını ve 199 köyü su altında bırakarak Kuzey Kürdistan ve Irak’ta büyük felakete yol açacak Ilısu Barajı’nın inşaatı Ağustos ayından beri durdurulmuştur. Bunun haberi Ağustos ayında basına kısa düştü, ancak bunu ileri düzeyde ele alan kamuoyu da olmadı.
17 yıldır gündemde olan bu yıkım projesi, 2002 ve 2009 yılında Avrupa’dan sağlanan finansal kaynak, büyük protesto ve kampanyalar sonucu geçici de olsa durduruldu. Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin öncülüğünde bu kararların alınması sağlandı, fakat 2009’den sonra etkili bir kampanya yürütülemediği için 2010’da devlet yeni bir finansla projenin inşaatına tam başlayabildi. Son 2-3 yıldır baraja karşı eleştiri ve protestolar devam etse de Türkiye ve Kürt kamuoyu – bununla uluslararası kamuoyu - çok daha az ilgi gösterdi.
Artık neredeyse herkeste bu barajın bitirilmesine kimse karşı duramayacağı düşüncesi hakim olmaya başladı. 2013 yılın Ocak ayında Ankara İdari Mahkemesi Ilısu Barajı Projesinin yürütmesi durdurma kararını, ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporu olmadığından dolayı alması bir istisnaydı. Birkaç ay bir kısmi umut doğdu ancak ardından yeni yasal düzenlemelerle barajın inşaatına devam edildi.
Ancak bu yılın Ağustos ayında bu devasa ölüm projesi bir fiziki müdahele ile durduruldu. İki müttehaitin HPG gerillalarca kaçırılması ve ‘inşaattan uzak durmaları konusunda uyarılması’ sonucu bütün işciler istifa etti ve baraj projesi durdu. O gün bugün herhangi bir faaliyet yok.
Dicle nehrini inşaat boyunca çeviren tüneller iki yıl önce bitirilmişti. 138 metre yüksek olması planlanan baraj gövdesi ise tam bitirilmedi, 15 metre yüksekliği eksik kaldı. Tamamlanmamış bir barajın manzarası ayrı bir güzellik taşıyor! Yine baraj gölün suyla tam dolmasında kullanılacak taşma oluğu (spillway) tam bitirilemedi. 1200 MW elektrik üretmesi planlanan hidroelektrik santrali (HES) yerel halkın anlattığına göre de büyük oranda kurulmamış.
Bu sevindirici habere Dargeçit’te (Kerboran) yerel halktan pek tepki de yok. Halbuki Kerboran’lıların ezici çoğunluğu yıllar önce – yani 2006 yılında Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi kurulduğunda - Ilısu barajına dar ekonomik açıdan bakıyor ve olumluyorlardı. Bu ara çok ciddi bir sosyo-ekolojik bilinç oluşmadı, fakat inşaatın tahminen yüzde 80’inin bitmesi bunda önemli rol oynadı. Yine HPG’nin devreye girmesi de inşaatın durmasında etkili oldu.
Son dönemde herhangi bir inşaat faaliyetinin olmadığı Ilısu’da dolaşmak çok güzel bir duyguydu. Sonbahar güneşinin batışında orda bulunan insanlarla sohbet etmek ve kimsenin şu anki duruma itiraz etmemesi hissini burda herkesle paylaşmak isterim. İnatçı, neoliberal ve palazlayıcı TC devleti bu duruma kahrettiğine eminim.
Yılların mücadelesinden sonra bu barajın durdurulabilineceği umudu yine doğdu. İnşaatın şu anki duruşu geçici bir duruma benziyor. Önemli olan toplumun Ilısu barajına karşı örgütlü şekilde durmasıdır. Bunun için bu ara çalışılması ve direnilmesi gerekiyor.