33 yılllık destan -5-

1990’lı yıllara gelindiğinde devletle PKK arasındaki savaş şiddetlenmiş, Kürt halkı da serhıldanlarıyla devrimci halk savaşına daha aktif katılmaya başlamıştı. Bu PKK’nin devrimci halk savaşı açısından önemli bir başarıydı. Bu süreçte de Kürt Halk Önderi savaşın taktiklerini bile birebir belirlemiş bu konuda ayaklanma tezlerini ortaya koymuştur. Yine 90’ların başları dünya dengelerinin değiştiği yıllardı. Reel sosyalist sistemin dağılması gerçekleşmişti. Kürt Halk Önderi ve PKK’de dünyada gelişen bu siyasal değişimi değerlendirdi. PKK’de değişim tartışmalarını başlattı ve stratejik değişim arayışına girdi. Böyle bir süreçte Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Celal Talabani’nin arabuluculuğuyla PKK’ye ateşkes talebinde bulundu. Demirel’in de “Kürt realitesini tanıyoruz” mesajı Özal’ı destekler nitelikteydi. Bunun üzerine, Öcalan, Özal’a verdiği olumlu yanıtla 19 Mart 1993 tarihinde Lübnan’ın Bar-Eliyas kasabasında bir basın toplantısı düzenleyerek Kürt sorununun siyasal çözümüne yol açmak için ateşkes kararı aldıklarını açıkladı. Fakat bu arayış 33 asker olayı ve Turgut Özal’ın tasfiyesiyle sona erdi ve savaş daha da tırmandı.

‘Tarihi bir fırsat kaçırıldı’


Kürt Halk Önderi bu dönemi şöyle değerlendirdi: “iç ve dış Gladio’nun bu dönemde her ne kadar PKK ve öncülük ettiği devrimci halk savaşı deneyimini bastırıp tasfiye etmeyi başarmadıysa da, gerilla savaşının planlandığı gibi kendi öz taktikleri temelinde hayata geçirilmesini engelleyebildi.(…) 1993 başlarında tarihî bir çözüme gidilebilirdi. Kaçan veya kaçırılan bu tarihi fırsat oldu.”
Turgut Özal’ın yaşamını yitirmesi ardından Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı ve Tansu Çiller Başbakan oldu. Doğan Güreş ise Genel Kurmay başkanlığına getirildi. Bu yıllarda Güreş İngiltere’ye giderek Kürt Özgürlük Hareketi ve halkına karşı en kirli özel savaş dönemlerinden birini daha başlatmaya icazet aldığını bizzat kendisi ifade etmişti. Bu üçlü öncülüğünde “denizi kurut ki balığı öldüresin’’ politikasıyla binlerce köy yakma ve faili meçhul cinayet geliştirildi.
1993 yılı sonrası da PKK ile Türk devleti arasındaki savaş sürdü ve her iki taraf içinde bir tekrarı yaşadı. 1998 yılında demokratik ve barışçıl çözüme şans vermek için Öcalan, 2. kez tek taraflı ateşkes ilan etti. Öcalan’ın basın toplantısında Türkiye’nin bu süreçte de en az 1920’lerdeki kadar ağır bir bunalımdan geçtiğini ulus olarak değil ama toplumun demokratik yaşamının tehlike altında olduğunu vurguladı. Fakat bu değişim ve barış çabaları da NATO ve Gladio öncülüğünde gerçekleştirilen uluslararası komplo ile yanıt buldu.

Yeni bir dönemin adı: İmralı

Türkiye halklarına yapılan en büyük komplo olan uluslararası komplo Kürt Halk Önderi’nin İmralı mücadelesiyle zihinsel, felsefi devrime dönüştü. Öcalan’ın İmralı’daki zihniyet patlaması kendisinde, PKK ve Kürt halkında paradigma, felsefi, örgütsel, stratejik dönüşüme yol açtı. 2000’li yıllar Kürt Özgürlük Hareketi ve halkının Öcalan’ın perspektif ve savunmaları doğrultusunda her alanda yenilenmiş ve derinleşmiş olarak mücadele sahnesine çıktığı yıllar oldu. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın perspektifleri doğrultusunda PKK öncülüğünde Kürt halkı kendi demokratik sistemi Koma Civakên Kurdistan (KCK) örgütledi.
Kapitalist modernitenin Kürt Halk gerçeği üzerindeki etkisi her zaman komplolar biçiminde olmuştur. Emperyalist güçlerin Kürt halkına reva gördükleri bu komplolar Türk devlet geleneğine bizzat İttihat ve Terakki cemiyeti ile eklenmiş, Türkiye cumhuriyeti tarihide bu komplo ve kültürel soykırımın tarihi olmuştur. Fakat Öcalan öncülüğündeki PKK bu gerçeğe bir “dur’’ demek için tarih sahnesine çıkınca aynı komplo oyunu derinleştirilerek sürdürülmek istenmiştir. Bunun tek yolu Kürt Özgürlük Hareketi’nin yaratıcısı Abdullah Öcalan’a karşı geliştirilen büyük komplo oldu. Kürt halkı bulunduğu her alanda infial haline geçti ve fedai eylemleri gerçekleştirdi. PKK topyekun savaş kararı aldı. Ama daha ilk andan komplonun hedeflerini anlayan Kürt Halk Önderi kendini bu komployu boşa çıkarmaya ve Kürt halkının ve insanlığın geleceğini aydınlatmaya adadı.

Komploya karşı ilk savunma

Komplo oyunlarını fark ederek boşa çıkarma mücadelesine giren Kürt Halk Önderi ilk avukat görüşmesinde 1 Eylül 1998 ateşkesinin geçerli olduğunu belirtti. Öcalan 13–7–1999 ve 1 Ağustos 1999 tarihinde iki mektup kaleme alarak örgüte gönderdi. Bu mektuplarda geçmiş süreçte PKK’nin yaşadığı eksikliklere ve hatalara da eleştirel yaklaşan Öcalan bunların yeni süreçte tekrarlanmaması gerektiğini kaleme aldı.
Öcalan mektubunda, Kürt sorunun çözümünde şiddette değil,  demokratik, barışçıl yöntemlere ağırlık verilmesi ve bu doğrultuda bir sistem dahilinde kadro ve halkın eğitilmesine dikkat çekti. Ayrıca mektubunda gerilla güçlerinin Güney Kürdistan sınırları içine çekilerek, barışa şans verilmesini isteyen Öcalan, devamla PKK’nin olağanüstü bir kongre ile dönüşümü işaret etti. Yine komployu boşa çıkarmak için ilk savunmasını hazırladı. Bu savunma PKK’nin stratejik değişimi için tarihsel perspektifler içerdi. Öcalan’ın mektubu üzerine PKK 2 Ağustos 1999’da silahlı güçlerini Türkiye sınırlarının dışına çekme kararı aldı.
1 Eylül 99 tarihinde dördüncü sefer tek taraflı ateşkes ilan etti. Yine Kürt Halk Önderi’nin talebi üzerine Türkiye’ye iki barış gurubu gönderildi. PKK, Kasım 2000 yılında gerçekleştirdiği 7. Kongresinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı’da avukatlarıyla yapmış olduğu görüşmelerde ki değerlendirmeleri ve ilk savunmasındaki açımlamaları doğrultusunda program ve stratejisinde değişikliğe giderek, barış projesi geliştirdi. Projesinin ilk maddesini Öcalan’ın yaşamının garantiye alınması olarak belirledi. PKK bu kongre de silahlı mücadele çizgisinde değişime giderek şiddet anlayışını yeniden tanımladı. O sürece kadar uzun süreli silahlı mücadele stratejisinin cephe örgütü olan Eniya Rızgariya Netewa Kürdistan (ERNK) fes edilir. Ordu ayağını oluşturan Arteşa Rızgariya Gele Kürt (ARGK) ise HPG (Halk Savunma Güçleri) olarak yeniden örgütlendirilmesi kararlaştırıldı. PKK silahlı mücadelenin artık sadece meşru savunma anlamında kullanılması kararına gitti.  DEVAM EDECEK