Yıl 1983. Bir gerilla grubu Botan-Behdinan sınır hattında Sait Tanıt adında bir kaçakçıyla tanışırlar. Ona davalarını anlatırlar. Sait, arkadaşlara, “Bu davada eğer bir kişi varsa, ben ikinci kişi olarak yer almaya hazırım” der. Söz o sözdür. Gerilla ile ilişkilerini geliştirir. Agit ve Bedran arkadaşlarla tanışır. Komutan Agit kendisine güvenilir, sağlam ilişkiler bulma, örgütlenme ve kuryelik yapma görevini verir. Adı artık Sait değil, Gundik Remolu Ali’dir. O artık bir milistir.  

15 Ağustos’un öngünlerinde Agit arkadaş kendisine bir not verir ve Lolan’a, Abbas arkadaşa ulaştırmasını, cevabını alıp dönmesini söyler. İki arkadaşıyla birlikte Botan’dan Lolan’a gider, notun cevabını alır ve döner. Notun içeriğinin ne olduğunu bilmez. Kim bilir belki de Agit Ana Karargâhdaki arkadaşlara ilk kurşunun sıkılacağı tarihi bildirmiş, olası operasyon veya hava saldırısına karşı tedbirli olmalarını yazmıştır. Kim bilir?

Ali, komutanı tarafından bir kez daha göreve gönderilir. Bu sefer güzergâhı, daha önce defalarca gidip geldiği Mardin, Siirt, Batman alanıdır. Yola çıkmadan önce Agit, “Yakında çok önemli şeyler olacak. Duyunca çok sevineceksin” der. 

Dönüş yolunda dağ-taşın askere kestiğini görür. Yollarda aramalar yapılmaktadır, köyler adeta işgal altındadır. Kendi köyü de öyle…

Kimilerinin “intihar”, kimilerinin “İlk Kurşun”, kimilerinin “Kürtlerin diriliş günü” dediği 15 Ağustos Atılımı Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla gerçekleştirilmiş, HRK’nin kuruluşu ilan edilmiştir.  Agit arkadaş komutasında diriliş hamlesi başlatılmıştır. 

Cuntacılar, devlet, ordu neye uğradığına şaşırmıştı. Öfkeyle, şuursuzca karşı saldırıya geçtiler. Kürtleri diliyle, kültürüyle, kimliğiyle neyi var neyi yok her şeyiyle tarihten silmek isteyenler, bunun için Diyarbakır zindanında yapmadıklarını bırakmayanlar günün döndüğünü görmenin verdiği çılgınlıkla yüklendiler. Bizde ‘Keskin sirke küpüne zarar’ derler. Her vuruşmadan kaybederek çıktılar. Kürtler kazanan taraf oldu. Kaybederken bile kazanmanın ne olduğunu anlayamayan, bu diyalektiği çözemeyen sömürgeciler hep kaybetti. 

O meşhur ‘Kuşattık, ablukaya aldık, bitirilmeleri an meselesi’ edebiyatı da o gün başladı. 33 yıldır aynı nakarattı tekrarlıyorlar. 

Onlar böyle yapmaya devam ede dursun, az kişiyle başlayan özgürlük mücadelesi on beş bin şehidi, dört parça Kürdistan’da yüz bini aşan savunma gücüyle büyüdükçe büyüdü. Geride kalan yıllara kadın devrimini, kültür devrimini, örgütlenme ve ideolojik yeniden inşa devrimlerini, en son Rojava devrimini sığdırdı. 

Batı cephesinde ise değişen bir şey yok: ‘Köşeye sıkıştılar, bitmeleri an meselesi, kökü kazındı, kazınacak…’


Gundik Remolu Bedran

Bu teraneye en çok gülen Kürtlerden biri de Gundik Remolu Ali idi. 15 Ağustos eylemini duyduğu günden beri sevinç ve sabırsızlık içinde Agit’ten haber beklemektedir. Nihayet haber gelir. Komutanı onu Besta’ya çağırmıştır. Uçarcasına gider. O gün silahlanır ve o artık silahlı bir milistir. Cudi, Besta ve Gabar alanlarında Agit’ten gerillalığı öğrenir. Disiplinin ne olduğunu, gerillanın kim olduğunu ondan öğrenir. Hem de gerillanın neden sigara izmaritini, yaktığı ateşin külünü-közünü-taşını kamufle etmek zorunda olduğuna kadar bütün ayrıntılarıyla… 

Komutanı ona, Silopi-Rojava geçiş hattını açma görevini verince, ailesini ve evini bu iş için en uygun yer olan Kurkit köyüne taşır. Ve Kurkit’teki korucubaşının çobanlığını yaparak kendisini kamufle eder ve Habur suyunun en uygun yerinden gerilla için geçiş hattını açar. 

Verilen görevi başarmış olmanın iç rahatlığıyla eski görevine dönen Gundik Remolu Ali, kendisini çok etkileyen ve çok sevdiği komutanı Bedran arkadaş şehit düştüğünde onun adını alacak ve o artık Gundik Remolu Bedran olarak tanınacak ve tarihe geçecektir. 

1989’da ilk kez gittiği Mahsum Korkmaz Akademisinde artık askeri eğitim verebilecek kadar kendisini geliştirmişti. Bir süre Başkan Apo’nun güvenliğinde yer aldı. 1991’de mayına basınca ikinci kez önderlik sahasına gitti. Oradan Cudi bölge sorumlusu olarak döndü. Eruh-Şemdinli eyleminden sonra bir ilk olarak, Silopi şehir baskını eylemini bizzat gerçekleştirdi. 

1997 önderlik sahasına bir kez daha gittiğinde o artık bir şehit babasıydı. Kızı Aryen babasının şehit düştüğü yanlış haberini alınca, babasının hayallerini gerçekleştirmek için dağın yolunu tutmuştu. Oğlu Hamza’da gerillaydı. Babasının Cudi komutanı olduğu günlerde katılmıştı. Gundik Remolu Bedran onun da şahadetine tanıklık etti. Ve yine büyük bir vakarla karşıladı. 

Düşman onunla göğüs göğse kavgada hiçbir çarpışmada baş edemedi. 34 yıl boyunca onun karşısında yenilen, dayanamayıp kaçan hep kendisi oldu. En son hava saldırısıyla, en gelişkin silahlarla sinsice, kalleşçe oğlu Mehmet ve beş arkadaşıyla birlikte katletti. 

15 Ağustos’un özünün tarihi hesap sorma hareketi olmak kadar eskiye ait ne kadar kötülük, haksızlık, ucubelik, köhnelik varsa silip süpürerek özgürlükçü, eşitlikçi, adil bir yaşam inşa etme hareketi olduğunu yaşayanlar görecektir. 

15 Ağustos Atılımına emeği geçmiş bir yıldız olarak Bedran Gundik Remo’yu zılgıtlarla uğurladık. Geride bıraktığı dev mirasın hakkını verebilecek, ant içen on binlerce yoldaşı, şu anda her yerde ve hiçbir yerde. Aynen Agit’in öğrettiği gibi! 

Ve mutlaka ama mutlaka Bedran Gundik Remo’nun büyük düşünü gerçekleştireceklerdir. Bedeli ne olursa olsun.