Dile kolay; beş bin yıllık hiyerarşik egemenlik, ilk olarak kadın üzerinde başlamış. Önce kadının beden bütünlüğü, sonra kişiliği gasp edilmiş. İlk sömürge, kadın olmuş. Daha sonra, bu zihniyetle şekillenen ataerkil yapı, yeri gelmiş gözünü başkalarının vatanına, topraklarına dikmiş. İstilacılık, sömürgecilik, sınıflı topluma geçiş, vs insanlık ailesinin daha paylaşımcı, saf ve duru olan özellikleri birer birer eril hegemonilere dönüşmüş. Tam beş bin yıldır bu zihniyetle, halklar üzerinde her türlü soykırım denenmiş, fiziki imha dahil, kültürel asimilasyon dahil, birçok halk yok edilmeyle karşı karşıya kalmış.
Yani, "adaleti" yere batasıca dünyanın şu hali, baskıcı-sömürücü-talancı uygulamaların tamamı ilk olarak kadın üzerinde denenmiş. O yüzden bugün kadın, en fazla direnmek zorunda kalandır; en fazla mücadele eden; yeri geldiğinde dövüşen ve savaşan. Tutsak edilmeyi, idam edilmeyi, recmedilmeyi, tecavüze uğramayı, kurşuna dizilmeyi göze alarak hem de… Bunun en güncel örneğini 40 yıldır savaşan Kürt kadın gerçekliğinde görüyoruz. Rojava devrimini kadın devrimine dönüştüren kadınlarla birlikte artık dünya da görmezden gelemiyor üstelik.
Hal böyleyken, gün geçmiyor ki, kadın cinayetleriyle sarsılmayalım. Son 3 günde Türkiye’nin farklı illerinde yaşanan vahşet ötesi bu olaylar, bir kez daha "kadın cinayetleri politiktir" söylemimizin haklılığını ortaya koydu. 20 yaşındaki Sevgili Özgecan’ın öldürülme biçimi, vahşi faşizme denk gelen bir örnektir. Tecavüze yeltenme; direnişler karşılaşınca, gasp etmeye çalışma, parçalama, yakma, yıkma, en son da acı çektirerek imha etme. Naaşını bile parçalara bölme; her bir parçasını bir yere atma. İşte eril hegemonik zihniyet budur. Karşı cins olan kadında, her zaman "işgal, ilhak, talan" etme hakkını kendinde gören erkek zihniyeti! Ne bekleniyordu ki! Binlerce örnek verebilirim ancak yüzyıllardır değişmeyen eril devlet söylemine bir bakın:
- "Kadın mıdır kız mıdır" (Dönemin başbakanı Erdoğan)
- "Kadının fıtratındandır; kadınla erkek eşit değildir" (aynı kişi)
- "Erkek öğrencilerden bir tim kuracağım. Erkekler mini etek giyen kızları önce uyaracak. Eğer devam ederlerse taciz yaptıracağım" (Kepez Atatürk Anadolu Lisesi Müdür Yrd.)
- "Mahalle namusuna sahip çıksın" (AKP’li vekil İsmet Uçma)
- "Yılda yüz bin kürtaj, yüz bin cinayettir. Anası olacak kişinin hatası için suçu neden çocuk çekiyor. Anası kendini öldürsün." (Ankara B.şehir Bld. Bşk. Melih Gökçek)
- "Kadın, herkesin içinde kahkaha atmayacak." (B.Arınç)
- "Tacizden korunmak için çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin!"(Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, Ayşenur İslam)
Yaşanan onca çocuk istismarına, kadın kırımına, tecavüzlerine karşılık önerilen "devlet" yöntemleri ortada! Üstelik de Özgecan olayından sonra idam cezasını gündeme getirerek. Dünyada idam cezasının uygulandığı ülkeler, tecavüzün ve kadın katliamlarının en fazla olduğu ülkelerdir. Dolayısıyla neymiş; devlet şiddeti, sorunu gidermiyormuş! Şu anki buyrukçu, otoriter, "tek adamcı" AKP iktidarının, sorunu ağırlaştırdığı ortada! Çocuk istismarlarına ve kadın cinayetlerine yönelik olarak defalarca sunduğumuz alternatif yasal öneriler asla dikkate alınmadı. Bu suçların insanlık suçu olması hasebiyle asla cezai indirimden faydalanmamaları, zamanaşımına uğramamaları, ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmaları lazım.
Ama bir af yasası çıksa ilk tecavüzcüler dışarıda!
Yok "duruşmalarda mahkeme heyetine saygılı olduğu" için İYİ HAL indirimi; yok, haksız tahrik indirimi, vb karşı karşıya kaldığımız durum ortada.
Sonuç; her gün yeni bir kadın katliamı.
Kadın bedenini, üzerinde hüküm sürdürecekleri toprağa benzeten "imparator" haleti ruhiyesi; yani sistemin yarattığı eril zihniyet, gücünü "muktedirlikten" almakta. "Bizim esnafımız, polise gerek kalmadan kendini savunabilmelidir" diyen Cumhurbaşkanından sonra, esnaf, camına kar topu atan gazeteciyi öldürür! Tablo ortada!
Dolayısıyla biz kadınlara düşen, kadın düşmanı, insanlık düşşmanı erkek iktidarına karşı topyekün özgürleşmek, direnmek, demokratik ulus yaratmak olmalıdır.