
Rojava Devrim ve yaşamı; devriminin kazanımlarını ve sorunlarını yerinde görme imkanım oldu. Mayıs sonu Haziran başı (2014) Cizîrê Kantonunda ICOR delegasyonu olarak yapılan birçok görüşmeden ve izlenimlerden çıkartılması gereken dersler var. Tabii bunların hepsini burada ele almanın imkanı yok. Önemli gördüğüm, dikkati çeken bazı konuları ve sorunları ele almakla yetineceğim.
Dış dünyada -diyelim ki Rojava dışındaki dünyada- bu devrim hakkında oldukça olumlu düşünenlerin, onu bir umut, bir ışık olarak görenlerin yanı sıra bu devrimi, özgün yanlarını anlayamamanın, görememenin sonucu olarak olumsuz düşünenler de var. Bu çevreler genellikle kafalarında canlandırmış oldukları devrim kalıbına tıpa tıp uygun düşen bir devrimi Rojava’da göremedikleri için eleştirilerinde oldukça acımasız olabiliyorlar. Hangi çevrelerdir, kimlerdir bunlar sorusunu burada açmanın bir anlamı olmadığı gibi, “eleştirileri”nin hepsini buraya aktarmanın da bir anlamı yok. Ama en çok dikkati çeken ve duyarlı insanlar tarafından da dile getirilen iki noktayı belirtmeden geçmeyeceğim. Bunlardan birisi ‘orada devrim olmamıştır, Esad rejimi çekilmiş, anlaşmalı olarak yerini Kürtler doldurmuştur’.
İkincisi ‘orada proletarya yok ki, devrim yapılmış olsun. Rojava’da Esad rejimi çekildi ve anlaşmalı olarak yerini Kürtler doldurdu’ diye bir şey yok; en azından Kobanê’de 18/19 Haziran 2012 süreci bunun böyle olmadığını gösterdiği gibi sonraki gelişmeler de bu anlayışta olanların ne denli önyargılı olduklarını, yanlış düşündüklerini göstermektedir. Diğer taraftan diyelim ki, öyle oldu; Esad rejimi çekildi ve anlaşmalı olarak Kürtler de yönetimi ele aldı. Peki, bu düşüncede olanlar, ellerine böyle bir fırsat geçerse değerlendirmeyecekler mi? Örneğin Türkiye’de veya İran’da veya Almanya’da rejim çekilince yönetimi ele almayacaklar mı? Çatışmadık, zor kullanmadık, rejim kendisi gitti, bu devrim sayılmaz mı diyecekler? Orada proletarya yok ki, devrim yapılmış olsun anlayışına gelince: Doğru Rojava’da sınıf olarak proletaryadan pek bahsedilemez. Ama orada devrim için mücadele eden tek özne proletarya değil; Kürt ulusu, başkaca azınlıklar Rojava’da özgürlük ve demokrasi için mücadele ediyorlar. Bu anlayışta olanlar Rojava’nın veya Ortadoğu’nun toplumsal yapısını ya tanımıyorlar veya da görmek istemiyorlar.
Devrimin kazanımları, bu ve benzer düşüncede olanların ne denli bir yanılgı içinde olduklarını göstermektedir.
‘Üçüncü Yol ayrı bir okumadır’
Rojava Devrimine ilişkin tartışmalar devam ederken, biz Rojava’da devrimin kazanımlarını mücadele içinde olanlardan dinledik. Başkent Amude’de Cizîrê Kantonu Yasama Meclisi Eşbaşkanı Hakem Xelo’yu dinleyelim:
“Tarihi boyunca birçok devrimler oldu, Roma’dan Atina’dan Fransız devrimine kadar insanlık için iyi bir miras bırakıldı. Başkan Apo’nun çıkışı Ortadoğu halkları ve dünya için iyi bir başlangıç oldu. Kapitalizm olgusuna karşı geliştirdiği felsefesine Rojava Devrimi bir dayanak oldu. Üç yıldan beri onun felsefesini uygulamaya çalışıyoruz.
Tabii daha önceleri de devrim deneyimleri oldu ve bir noktaya kadar gerçekleştirildi. Ama bu devrimler emperyalizme karşı alternatif olamadılar. Rojava’da diğer devrimlerin sorunlarını çözebileceğimize inanıyoruz.
Ortadoğu’da başlayan halkların baharı, halklar için despotizme karşı bir başkaldırdıydı. Bu bizim için iyi bir şanstı. Halkların umudunu gerçekleştirmek için, Ortadoğu’da gelişen devrimler bizim için güç oldu. Devrimleri gerçeğe dönüştürmek istiyoruz, Ortadoğu’nun zenginliği vardır, kültürleri zengin, kendi deneyimlerimizle bunu daha da zenginleştirmek istiyoruz.
Üçüncü Yol ayrı bir okumadır bizim için. Yer ve iktidar değişimi olarak görünüyor, fakat bu, bir zihniyet devrimi olması gerekiyor. Birlikte yeni toplumu nasıl oluştururuz? Zihniyet boyutuna baktık. Demokratik Özerklik üzerine toplumu nasıl inşa edebiliriz diye yoğunlaştık. Nasıl güçlü alternatif bir toplum olacak, birçok meclis, kurum kuruldu... Apo’nun felsefesiyle devrimi inşa ediyoruz. Bu felsefe şimdiye kadar pek anlaşılamadı/kavranmadı. Marksist-Leninistler teoride her şeyi araştırdılar, ama Apo’nun felsefesi var.
Rojava Devrimi sadece bir halk devrimi değildir, o aynı zamanda bir kadın devrimidir. Esas olan, nasıl bir toplum oluşturacağımızdadır. Halklarla bir sözleşme yaptık, onun esasını oluşturduk. Bu proje kapsamında bize Arap ve Kürt milliyetçileri saldırdılar, aynı zamanda İslamcılar da saldırdılar. Bu saldırılara rağmen kendimizi savunabildik. Bütün saldırılara rağmen burası Suriye’de en güvenli olan yerdir.
Çok halklı bir otonomi
1963’ten beri Suriye’de Baas burjuva bir iktidar oluşturdu. Bu, baskıcı bir rejimdi. Suriye, İsrail’e karşı Filistinlilerin yanında olmakla dünyadaki devrimcileri kandırdı ve gerici bir diktatörlük oldu. Rojava gerçeğinin dünyaya yansıtılmasını istiyoruz... Suriye’de muhalefetin durumu nedir, devrimci güçlere bunu yansıtabilmek önemlidir. Konuşmakla değil, kendimizi pratikte görmek istiyoruz. Demokratik Özerkliği dünya çapında tanıtmak istiyoruz. Gerçek fotoğrafı yansıtmanızı istiyoruz.
Burada bir güven, halk ortamı var. Biz bu tecrübeyle başlarken birçok saldırı vardı (Esad rejimi, Türkiye, İslamcılar). Böyle zor bir tecrübe oldu, ama buna rağmen devrimi gerçekleştirdik. Dünya halklarının bunu tanıması önemlidir.
Toplumsal sözleşme 82 maddeden oluşuyor. Her kesimin (etnik topluluklar) taleplerini ifade ettiğine inanıyoruz. Burada sadece bir Kürt otonomisi yok; burada çok halklı bir otonomi var. Sözleşmenin dışında meclis iç tüzüğü ve partiler kanunu var. Neye dayanarak bu yasaları oluşturduk? Daha çok dünya devrimlerinden ders çıkardık ve kendimiz de katkı yaptık. Bir yerden kopyalama yapmıyoruz, var olanlardan yararlanıyoruz ve kendi tecrübelerimizi değerlendiriyoruz. Meclisimizin değişik partilerden 80 üyesi var. Tartışmalarda herkes görüşünü açıkladı. En demokratik meclis olduğuna inanıyoruz, çünkü herkes içinde yer alıyor: Partiler, bağımsızlar herkes kendini rahatlıkla ifade edebiliyor. Zorluklarımız çok, saldırılar çok, fakat saldırılara rağmen başaracağımıza inanıyoruz.
Toplumsal mülkiyet geliştirilecek
Devrim zaten tüm sorunların cevabını oluşturmaya çalışıyor. Bunlardan birisi işte ekonomik sorundur. Özel mülkiyete karşı değiliz, fakat bir sınırı olması gerekir. Dolaysıyla toplumsal ekonomi diyoruz; herkesin yararlanabileceği bir ekonomi.
Ekolojik yanı da var tabii, onun geliştirilmesi gerekiyor. Üretimimiz daha çok toplumun ihtiyaçlarına göredir. Kar hırsına dayalı değildir. Zaten kapitalizme karşı, ahlaki toplum yaratmaya çalışıyoruz, ahlaki birey oluşturmaya çalışıyoruz. Zenginleşme, para değil de ahlakı esas alan sistem geliştirmeye çalışıyoruz. Para ihtiyaçtır, ama her şey para değildir. Özetçe: Özel mülkiyet sınırlandırılacak ve toplumsal mülkiyet geliştirilecek.
Kota sorunu: Kota zaten halkların kendini temsil etmesi için vardır. Yüzde 40 cinsiyet kotası. Etnik gruplar kotası yüzde 10 ve mezhepsel kotası da yüzde 5.
Toplumsal sözleşmeyi oluştururken zorluklar çektik, kavgalar olmadı ama tartışmalar oldu. Bu anlamda herkes görüşünü ifade etti, çok tartışma olmadı, baskı olmadı, uzlaşma temelinde yaptık; seçimle değil de tüm etnik gruplarla, partilerle uzlaşma temelinde anayasayı oluşturduk.”
Üç ana halk grubu Cizîrê Kantonu Hükümet Başkanı Ekrem Heso anlatıyor:
Rojava barışçıl, kendini savunma, devrim yolunda ilerlemektedir. Savaşın başlangıcında komiteler olarak örgütlendik. Cizîrê parlamentosunda 22 Komite (bakanlı) var. Seçim yoluyla oluşmuş bir parlamento değil. 4 ay içinde seçimler yapılacak.
Halkın birliğinin oluşturulması, üç ana halk grubunun (Kürtler, Araplar ve Süryaniler) birbirleriyle ilişkilenmeleri üzerine sürekli tartışmalar oldu. Özyönetim kurmak istiyoruz. İktidar organları olmayacak; ortak yaşamı geliştirmeye çalışıyoruz.
Komitelerin (bakanlıkların) sorunları nasıl ele aldıklarına gelince: Örneğin tarımda komünal zeminde halk ile ortaklaştırılmış çalışma yapılmaktadır. Hükümet, sorunların orada çözülemediği durumlarda yardımcı olmaktadır.
İnşa sürecinde oldukça çok sorunlarla karşı karşıyayız. Çocuklar kaçırılıyor, onların güvenlik sorunu var. Bütün çocukların okula gitme sorunu var. Öğretmenlerin de korunması gerekmektedir. Dış dünya sorunlarımızı ele almalıdır ve yardım etmelidir...
‘Sistem temeli komünlere dayanır’
TEV-DEM Yürütme Konseyi Üyesi İlham Ehmed’e TEV-DEM’i ve Rojava Devrimini sorduk. Ehmed şöyle özetledi:
“Bu sistemde TEV-DEM ve Batı Kürdistan Halk Meclisi var. Batı Kürdistan Halk Meclisinde herkesin temsilcisi var ve bağımsızlar da yer alıyor. TEV-DEM de bu meclisin yürütme organıdır. Halk Meclisinin yürütme organı Kürtlerdedir, fakat programına göre herkes katılabilir. Bu sistem temeli komünlere dayanır; şehirlerde, kasabalarda, köylerde ihtiyaca göre kuruluyor, kadın, gençlik, meslek komünü vs. Yani TEV-DEM demokratik bir kitle örgütüdür. İnşası komünlerle başlar; her komün yaklaşık 25-30 kişiden oluşur. Komünler içinde komiteler yer alır. Örneğin sağlık, eğitim vs. Komiteler her iki haftada bir toplanırlar ve kararlar alırlar.
Komünlerin üzerinde yerel meclisler, şehir, bölge meclisleri vardır. Komün meclisleri var, hepsinin kendi komiteler var, eğitim, sağlık vs. Yürütme sürekli bir araya gelir, gündemdeki konuları tartışır.
Êfrin’in ise 257 üyelik kendi meclisi var. Rojava’yı kapsayan Rojava Halk Meclisi 300 kişiden oluşuyor. Eşbaşkanlık sistemi esas alınıyor, hem yürütmede hem de mecliste. Bağımsız yargı sistemi de var.
Toplumsallık esas alınıyor, katılımın esası yeteneğe ve gönüllülüğe göredir. Doğrudan demokratik bir sistemdir. Kendi öz gücüyle hareket eder, özgürce kendisini yürütmesi gerekiyor. Her bölge kendisine yetebiliyor. Sistemin zihniyet temeli, fikri esası, demokratik politik bir topluma dayanmaktır.
TEV-DEM bir cephedir
Bu, devlete karşı bir sistemdir; ama devleti ortadan kaldırmıyor, yetkilerini daraltıyor. Sistem ne kadar genişlerse, devlet de o kadar daralıyor ve politik, demokratik bir toplum kendini o düzeye getirebiliyor. Sovyetlere biraz benziyor. Sovyetler Birliği’nde devlet, yaşamı yukarıdan aşağıya örgütlemeye çalıştı, oysa bu aşağıdan yukarıya doğru olması gerekirdi.
TEV-DEM’de partiler yer alıyorlar. Koordinasyonda üç partili sürekli hazır bulunur. Partiler sisteme onay verdikten sonra her aşamada yer alabilirler. Siyasi, ekonomi, kadın komiteleri var, bu komiteler içinde parti olarak yer alıyorlar. PYD mücadele etmiş, güç kazanmış, dolayısıyla da etkili. Diğer partiler de örgütlü oldukları alanlarda etkili olabilirler. Kim daha çok yerellerde örgütlüyse, o kadar temsil ediliyor.
Yöneten TEV-DEM’dir, partiler değil. PYD, TEV-DEM’de sadecede siyasi bir partidir. TEV-DEM bir cephedir, toplum hareketidir. TEV-DEM her zaman PYD’nin dediğini yapmayabilir.
TEV-DEM’i yukarıdan aşağı anlatalım: Eşbaşkanlık, yürütme, halk meclisi, komünler, komün temsilcileri mecliste yer alıyor. Örneğin bir semtte 10 komün var. Her komün, temsilcilerinin bir araya gelmesiyle meclis oluşturuluyor, hepsinin toplamı da şehir meclisini oluşturuyor.
Qamişlo özyönetim örneği
Demokratik özyönetim: TEV-DEM birçok işi hükümete devretti. Örneğin savunma, iç işleri, asayiş, sosyal, belediye.
TEV-DEM’in görevi bitmedi, aksine geliştiriliyor. TEV-DEM daha çok Kürtlerin gücü var, ama yönetim herkesi kapsıyor.
TEV-DEM, parlamentoda yer alıyor, parlamentoda bir bloktur. TEV-DEM bu sistemi proje olarak önerdi ve diğer partilerle paylaştı ve kabul etmelerinden sonra oluşturuldu. Farklı ihtiyaçlardan dolayı komün oluşturuluyor. Tartışıp karar alıyorlar, sorunu gideriyorlar. Örneğin eğitim komünü var, bir köyün neye ihtiyaçları var diye soruyor, eğitim programları hazırlanıyor, proje oluşturuluyor. Toplumsal dayanışmanın bir biçimidir bu.
Toplum ekonomisi daha çok kooperatiflere dayanıyor. Ayrıca, bölgede şirketlerle halka hizmet sunmak amaçlanıyor, toplumsal ekonomiyi örgütlenmeye çalışıyoruz. TEV-DEM ilkesel olarak özel mülkiyete karşı değildir, ama tekelleşmeye karşı bir tutumu var. Kooperatiflerin amacı tekelleşmeye karşı çıkmaktır, bunun için kooperatifler önemlidir. Toprak ağalarının sayısı çok azdır.
Zaten eğitim, bilinçlendirme esas alınıyor. Diğer yönüyle mülkü fazla olanlara bir dengeleme uygulanıyor. Üç kantonun birleşmesini düşünelim, kendi kendini idare eden bir yapıya sahip olurlar. Şu andaki durumda yatırımlara ihtiyacımız var. Rekabeti kontrol altında tutacağız, halkı, toplumu etkilemesine izin vermeyeceğiz.
Toplumsal mülkiyetin yaygınlaşmasına gelince: Devlet mülkü üretimdedir, halk yararlanabiliyor. Gelişmesi henüz yeterli değildir. Ama gelişmesi için çalışıyoruz. Ambargodan dolayı dışarıdan bir şey getirilemiyor, çadır bile alamıyoruz, o yüzden geliştiremiyoruz. Demokratik konfederalizm dünya çapında bir önem kazanacak, projenin çekirdeği Rojava’dır.
TEV-DEM’de PYD’nin yanı sıra 5 parti ve küçük gruplar da yer almaktadır. Bu partiler şunlardır: Liberal Parti, Kürdistan Komünist Partisi, Demokratik Barış Partisi, Kürdistan Yurtsever Birliği, Suriye Demokratik Topluluğu. Kadın Hareketi ve Gençlik hareketi de bu çatı örgütünde yer alıyorlar. Önceleri sadece PYD, TEV-DEM’i oluşturuyordu. Diğerleri daha sonra katıldılar.
Qamişlo’da Esad rejimi sadece bir bölgede var. (Türkiye sınır kapısı ve aynı zamanda Qamişlo havaalanı rejimin elinde. Buradaki güçler Qamişlo’nın diğer kesimlerine giremiyorlar, ama özerk yönetim güçleri oraya giriyor). Bu güç daha ziyade sembolik anlamlıdır, etkisi yoktur. (Başka bir sohbette şu söylendi: Bu gücü derhal çıkartabiliriz, bize saldıracak durumları yok, ama bunu bugün yapmanın devrime hiçbir yararı olmayacaktır).
Qamişlo’da halkın yüzde 70’i PYD’yi destekliyor. Burada gerçekten devrim yaşanıyor.”
Çalışanların hepsi gönüllü
Qamişlo Heleliye semti meclis başkanı anlatıyor:
Demokratik alternatif Apo’nun bir projesidir. Bu, toplumsal bir alternatiftir. Bu, temel bir komün sistemidir. Heleliye’de sekiz komün var. Her bir komünün farklı komiteleri var; örneğin sağlık, gençlik, politika, eğitim, güvenlik vs. Örneğin güvenlik komitesi sokağın güvenliğini sağlıyor, hırsızlığa karşı mücadele ediyor. Siyasi komitenin görevi haftada bir ihtiyaca göre durum açıklaması yapmak oluyor; ne yapılması gerektiği açıklanıyor.
Kendi sorumluluklarını yerine getirmeyince Halkevi’nde eleştiri gündeme geliyor. Bu komünlerde, komitelerde kadın-erkek karışıktır. Her birinin eşbaşkanlığı var. Bu sekiz komünün her birinden beş kişi bir araya gelir ve meclisi oluşturur. Eşbaşkanlardan Qamişlo yürütmesi oluşmaktadır (14 kişi). Komünler bir sorunu çözemezlerse bir yukarıya iletirler.
Qamişlo’da yedi meclis var
Her mecliste her gün başka bir komün çalışır. O gün çalışan komün aynı zamanda nöbet de tutar. Komünlerin farklı görevleri var; örneğin ihtiyaçlar komünü, ekmek komünü, mazot vb. temini komünü, çocuklarla ilgilenen komünü, sokağın sorunlarıyla ilgili olan sokak komünü vs.
Semt insanları her an meclise gelebilirler. Meclis, TEV-DEM’in bir bileşenidir. Semt sakinleri meclisi kabullendiler. Başkan sürekli olarak kapı kapı dolaşıyor ve insanları harekete geçirmeye çalışıyor. Burada çalışanların hepsi gönüllü. Gönüllü yapıldığı için, tüm insanlar Halkevi çalışanlarından memnundur, çünkü özel çıkarları yok, insanlar memnun kalıyorlar.
Özel sorunlar olunca, kadın kurumu, dil kurumu müdahale ediyor, yine meclis yolu ile gerçekleşiyor (örneğin şiddet kullanma ya da eğitim sorunları). Şu an kanton yönetimi oluşturuldu, çalışma bakanlığı var, çalışamayan bakanlığa iletiliyor.
Şu ana kadar Demokratik Özerkliği benimseyenler arasında Meclisin üstesinden gelemeyeceği sorunlarla karşılaşmadık. Ama karşı çıkanlar sorun çıkartıyorlar, sistemin oturmasını engellemeye çalışıyorlar. Demokratik Özerklik ile dar parti anlayışından çıkıp, halk örgütü olduk. Mutluyuz, sistemi geliştireceğimize inanıyoruz. Demokratik Özerkliğin özelliği, parti üyesinin komün başkanı olamamasıdır, bağımsız olması lazım, meclis başkanı bağımsız olması lazım; meclisin herhangi bir partiye bağlanmasını istemiyoruz. Sayım çalışması başlatıldı; kaç kadın, kaç işsiz, kaç ev var vs. Ama bütünlüklü bir sonuç henüz alınamadı.
Elektrik sorunu var, yüz kişi bir araya gelip jeneratör almaya çalışıyoruz. Her semtin halk belediyesi var (temizlik vb. örgütleniyor). Belediyeler, Meclise bağlı değiller, ama kendi aralarında koordine oluyorlar. Qamişlo merkez belediyesi var. Semt meclisleri talimatı, perspektifi daha çok oradan alıyorlar. Önceleri Meclisler hizmet sunuyorlardı; çöp sorunu vb. vardı. Belediye bu işleri çözüyor. Belediyeler, yerel yönetim bakanlığına bağlıdır.
Haftalık mesai akışı: Haftalık olarak komün sorunu buraya aktarılıyor, burada yapılan toplantı sonuçları Qamişlo genel meclisine götürülüyor, oradan da TEV-DEM genel meclisine aktarılıyor. Pazartesi günleri toplantı var. Haftada bir gün üyeler çağrılır, semt sakinler için eğitim, tartışmalar yapılır. DEVAM EDECEK
İBRAHİM OKÇUOÐLU