İmamoğlu’ndan Kanal İstanbul açıklaması: Büyük risk altındayız
Kanal İstanbul projesine ilişkin açıklamalarda bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Sadece bugün hayatta olan 82 milyon için değil, çocuklarımız ve torunlarımız için büyük bir risk altındayız” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul Projesi’nin yaratacağı risklere ilişkin Saraçhane’deki başkanlık binasında basın toplantısı düzenledi.
Açıklamalarının hiçbiri siyasi olmadığını belirten İmamoğlu, “Tüm İstanbullulardan ve ülkemizin dört bir köşesinde yaşayan vatandaşlarımızın çok dikkatli dinlemeleri rica ediyorum. Sadece bugün hayatta olan 82 milyon için değil, çocuklarımız ve torunlarımız için büyük bir risk altındayız. Pazartesi günü İBB olarak Kanal İstanbul projesinden çekildiğimizi duyurdum. Kanal İstanbul bir cinayet projesidir. Felaket projesidir. Kimlere ne söz verilmiş olursa olsun, ne rant vaat edilmiş olursa olsun iptal edilmelidir. Sadece bilimsel gerçekleri, dayanakları sıralayacağız” dedi. İmamoğlu, projenin vereceği zararları 15 maddeyle sıraladı.
‘Hukuksuz protokolden çekildik'
“İBB ve ilgili bakanlıklar arasında hazırlanmış hukuksuz protokolden çekildik çünkü o protokol dönemin atanmış başkanı (Mevlüt Uysal) tarafından İBB Meclis kararı olmadan yetkisiz şekilde imzalanmıştı” diye belirten İmamoğlu’nun projeye neden karşı olduklarını şöyle açıkladı:
Su kaynakları yok olacak
* Kanal İstanbul yapılırsa, İstanbul’un 8 bin 500 yıldır var olan yer altı ve yer üstü kaynakları yok olacak.
* En büyük tehlike Terkos Gölü’ne karışacak tuzlu su. Terkos Gölü ve havzası İstanbul için depolama alanıdır. Binlerce yıldır Avrupa yakasındaki en büyük su deposudur. Bu muazzam su kaynağı yok olacak.
* Bir avuç insanın önceliği beni ilgilendirmiyor. Milyonlarca insanın önceliği beni ilgilendiriyor. İnşa edilecek kanalın 5.2 kilometrelik zeminin tamamı kireç. Terkos’a tuzlu suyun karışacağı net. Sızıntı ihmali büyük bir risk oluşturuyor.
* Projeyle Sazlıdere Barajı da devre dışı kalacak. Şu anda Sazlıdere, İkitelli sisteminde her üç kişiden birinin su ihtiyacını karşılıyor.
Yeşil alan yok olacak
* 427 milyon metreküp içme suyu rezervi elden çıkar. Bu susuzluğa mahkumiyet demektir. Aynı zamanda strateji ve güvenlik çerçevesinde durum bir felakettir. Projeyle 23 milyon metrekare yeşil alan yok olacak.
Deprem riskini tetikleyecek
* Kanal İstanbul demek kesinlikle deprem riskini tetiklemek demek. Öyle raporlara öyle gecelik değişiklikler yapılıyor ki fay hattı da değişebilir! 20 yıllık veri incelendiğinde kanal güzergâhı boyunca yapılacak yapılaşma İstanbul için büyük bir risk taşıyor. Pek çok geometrik sorun söz konusu.
* Proje; birinci, ikinci, üçüncü deprem bölgelerinde kalıyor. 11 km mesafeden de Kuzey Anadolu Fay Hattı geçiyor. Küçükçekmece Gölü’nde üç tane sığ fay hattı var. Bilim insanları Kanal İstanbul projesinin yer altı ve yer üstü gerilmeleri ortaya çıkaracağını söylüyor.
* Plana göre kanalın Marmara girişi olan Avcılar Deniz Köşkler’deki 631 bin metrekarelik denize dolguyla konteyner alanı yapılacak. Olası İstanbul depreminin 6 metre yüksekliğinde dalgalar yaratacağı söyleniyor. Bilim insanları hepimizi ikaz ediyor. Akıldan ve bilimden uzaklaşan herkese Allah akıl versin.
İstanbul'un doğası katledilecek
* Kanal demek İstanbul’un doğasını sonsuza kadar katletmek demek. Hem de katrilyonlar harcayarak katletmek demek. Milli ve stratejik su kaynaklarımızı kurutacaksınız. Milyonlarca İstanbulluyu susuz bırakacaksınız.
* Kimi aldatıyorsunuz? Bu yapıların ne tür çevresel sorunlara var olacağı sorusuna ÇED asla cevap vermiyor. Bir aldanma geleneğimiz olabilir ama milleti aldatamazsınız, biz buradayız.
Boğaz trafiğinde artış yok
* Birkaç kazayı referans gösterip, bunu gerekçe gösterip kanalın bitmesiyle boğaz trafiği azaltılacakmış. Bahaneye bakar mısınız? ÇED başvuru dosyasında iddia edildiği gibi yıllara göre boğaz trafiğinde bir artış yok. Son 10 yılda yüzde 22 oranında azalış var.
Bedelini milletin sırtına yükleyecekler
* Kanal İstanbul demek 82 milyonun sırtına en az 110 milyar liralık vergi bindirmek demektir.
2020 bütçesinden daha fazla
* Kanal İstanbul demek İBB’nin sırtına lüzumsuz 35 milyon liralık maliyet yüklemek demek. Mevcutta yürüyen işlerimiz bile devre dışı kalacak. Üç farklı lokasyonda İGDAŞ hatlarını ortadan kaldıracak, bunların yerine milyarlarca liralık ek maliyet olacak. Sadece iki kuruma milyarlarca liralık maliyet çıkıyor. Bu rakam İBB’nin 2020 yıllık bütçesinden neredeyse yüzde 50’ye yakın fazla.
* Kanal İstanbul demek gelir rüyası görmek demek. Panama Kanalı dediğiniz şey gemilerin yolunu 13 bin km kısaltıyor. Süveyş Kanalı Akdeniz ve Kızıldeniz üzerinden Hint Okyanusu’nu birbirine bağlıyor. Ortalama 6 bin km yolu kısaltıyor. Gemilerin o yüzden iki kanala para ödeyerek o kanallardan geçiş yapıyor. Kanal İstanbul’da gemiler için tasarruf söz konusu değil ki. Aynı mesafe. Akıntı nedeniyle Marmara’dan Karadeniz’e geçiş 3-4 saat sürecek. Bedava geçmek varken boğazdan, neden Kanal İstanbul’dan geçsin?
Yollar sık sık kapatılacak
* Kanal İstanbul demek trafikte iki kat perişanlık demek. Köprülerle TEM ve E-5 sık sık trafiğe kapılacak. Büyük çile halen planlanmış olan Mahmutbey, Esenyurt gibi metro hatlarını da derinden etkiliyor.
İstanbul'un 50 yıllılk hafriyatı çıkacak
* İstanbul’un yıllık hafriyat kapasitesi 40 milyon metreküp. Kanal İstanbul’da iki milyar metreküp. İstanbul’da 50 yılda çıkabilecek hafriyatın toplamı sadece kanaldan çıkıyor ve bunu denize dökmekten başka çare yok.
* Çıkan hafriyat; Güngören, Bağcılar Esenler’deki kıymetli hemşerilerim duysun. O yaşadıkları yer bir anda 10 katlı bina kadar her yerinin dolduğunu düşünsünler. Bu kadar büyük bir faciadan bahsediyoruz.
Nüfus artacak
* Kanal İstanbul demek İstanbul’a 1.2 milyonluk yeni nüfus demek. Altı tane Beşiktaş demek bu.
Stratejik ihanet projesi
* Kanal İstanbul demek 8 milyonluk nüfusu bir adaya hapsetmek demek. Milyonlarca insanı deprem esnasında canını nasıl koruyacaksınız? Bu proje hem İstanbul’un güvenliği hem de Trakya’nın savunması için stratejik bir ihanet projesidir. Hakikaten bu projeye ‘Evet’ dememizi, milyonlarca insanımızın canını tehlikeye atmamızı nasıl bizden bekliyorsunuz?
Balıkçılık yok olacak
* Kanal İstanbul demek Karadeniz’in balıklarını ve balıkçılığını yok etmek demek. Marmara denizindeki ilk 25 metrelik su az tuzlu Karadeniz Suyu. Karadeniz’de tuz miktarı çoğalacak, kanalla doğal denge bozulacak. Tüm Marmara bir zaman Haliç’in koktuğu gibi kokacak. Silivri’de yazlığı olanlar, Beylikdüzü, Bakırköy’de Maltepe’de Kartal’da, Yalova’da yani tüm Marmara’dan yararlanan milyonlarca insan bundan etkilenecek.
Mezarlıklar taşınacak
* Kanal İstanbul demek maneviyatı yok etmek demek. Mezarlıklar Müdürlüğü’nün raporuna göre mezarlıklar proje alanında kalıyor. Bu coğrafyada ölüye bile rahat vermiyorsunuz. Arnavutköy, Küçükçekmece, Başakşehirde pek çok mezarın taşınmasını mecbur kalınabilir.
Felaket, ihanet, cinayet
* Kanal İstanbul demek bu milleti sevmemek demektir. Kendini sevmek demektir. Bu proje her yönüyle felaket, ihanet, cinayet projesidir.
Bütün okullar yeniden yapılır
Bu bütçe ile İstanbul’daki bütün okulları yeniden yaparsınız. Kanal İstanbul için harcanacak para, Çevre Bakanlığı’nın kentsel dönüşüme ayırdığı paranın yedi katı. Bu bütçe ile en az dokuz tane daha Marmaray yaparsınız. Deprem sorunlu ne kadar bina varsa yeniden yaparsınız. 150 yataklı tam 1056 tane hastane yaparsınız.
Ey atanmış bakanlar
* Ocak ayı başında iki çalıştay yapacağız, biri su çalıştayı biri de Kanal İstanbul çalıştayı. Devletin tüm kurumlarını çağıracağız. Tarihini duyuracağız. Gelmek zorundalar. Ey atanmış bakanlar! Hepiniz gelmek zorundasınız. İnsanları bilgilendirmek zorundasınız.
Proje olmayacak yapılmayacak
İmamoğlu, “Protokolden çekilmeniz projeyi nasıl etkileyecek?” yönündeki soruya şu yanıtı verdi: “Proje olmayacak ki. Proje yapılmayacak. Projeden çekilmemiz, yok olmamız demek değil. Olmaması için hukuki mücadelemizi sonuna kadar gerçekleştireceğiz.”
MA/İSTANBUL