Avrupa’da, “Keşifler çağı” olarak da literatüre giren ve dünyanın cehresini değiştiren renaissance/ rönesans (re -yeniden; naissance - doğuş), 14. 16.yüzyıllarda gerçekleştirdi. Aynı Avrupa 17. 18. yüzyıllarda ise düşünsel gelişimini sağlayarak “Aydınlanma çağı”nı yakaladı. Abartısız diyebilirizki; son modern iletişim buluşları da dahil, güncel yaşamımızda kullandığımız bütün yeni keşif ve buluşlar, Avrupa’daki gayri müslim bilim insanları tarafından ortaya çıkarılmıştır. Her ne hikmetse; İslam ülkelerinde, Müslüman aleminde bu türden “yeniden doğuş” haraketleri, bir türlü gerçekleşmemişdir. Lakin buna karşın İslam devletlerinde, Müslüman coğrafyasında, kan ve göz yaşı hiç bir zaman dinmemiştir. Acaba bu duruma, başta buluşların-keşiflerin yuvası olması gereken üniversiteler (!) olmak üzere, İslam devletilerinin Müslüman yöneticilerinin verebilecekleri mantıklı bir cevap var mıdır? Elbette vardır! O da; masalların bilimselleştirilmiş birçok varyantları, ağaçlar kesilerek kitaplaştırılmış ve İslam alemi hep uyutulmuştur! Hepisi o kadar! Dünyada televizyonu; 1926 yılında ilk icad eden İskoçlu mucid John Logie Baird’dir. Gelişen devinimler sonucunda o sihirli kutu, insan hayatına girdi ve günümüzde ise büyük bir öneme dönüştü.
İslam aleminin hurefacıları; ilk başlarda bu sihirli kutuya karşı direndiler. Fakat sonunda onlar da, bundan faydalanma yoluna gitmek zorunda kaldılar! Devlet yöneticileri de bu sihirli kutuyu, tebâsını uyutmak için hep kullandılar, kullanıyorlar!
Mister Baird’den tam 69 yıl sonra Kürtler, ilk televizyon kanalları olan Med kanalını, 1995 yılında yayına soktular. O gün bugündür, Türkiye iktidarlarının ulusal ve uluslar arası düzeyde Kürtlerin bu icadının patentini ellerinden almak için hep uğraşıyorlar. John Logie Baird’e kızması gereken Türk yetkilileri, nedense Kürtlere öfkeleniyorlar! Dillerinde hiç düşürmedikleri “etle dırnak gibi oldukları, Müslüman Kürt kardeşlerinin” yeryüzünde bir kedisinin bile olmasına tahammül edemiyorlar! Avrupa’da yayın yapan Med, Medya, Roj, Nûçe ve diğer Kürt kanallarına yönelik, denemedikleri avcı sinyaller ve diplomasi trafiği bırakmadılar! Artık bu alanda yapacak bir şeyin kalmadığını anladılar! Dolayısıyla bugünlerde, ezilen kesimlerin sesi olmaya çalışan ve beş yıldan beri bütün maddi imkansızlıklara rağmen yayın yapan, İMC televizyon susuturdular! Ve tam da basın özgürlüğü, gazeteci kıyımlarının tartışıldığı 26.02.2016 tarihinde, Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliyelerinin gerçekleştiği bir anda, İMC televizyonu karartıldı. Daha öncesinde ise cemaate ait olduğu söylenen bazı yayın-medya kuruluşları kapatılmıştı. Biraz daha gerilere gidildiğinde, yine bu iktidar döneminde 2002 yılında Uzan’ların medya kuruluşlarına el konmuş ve yandaşlara sunulmuştu! Hele şu işe bi bakar mısınız? Mister Baird, televizyonu bulsun ve insanlığın hizmetine sunsun!
Bizim coğrafyamızda, Müslüman yöneticiler de kendilerinin borazanlığını yapmadığı için televizyon kanallarını karartsın, sustursun, devralsın! “Terör örgütü propagandası” yaptığı gerekçesiyle bir soruşturma başlatan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türksat Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği bir yazıyla; İMC kanalının Türksat uydusundan çıkarılmasını talep etti. Bu danışıklı paslaşma gereği; Türksat, hemen bu isteği yerine getirerek, kanalın yayınını kesti. El Cizire televizyon kanalı; Irak işgali (2003) sırasında ABD’yi, en çok eleştiren hatta Bin Ladın’in ve diğer İslami Cihad örgütlerinin görüntülerini, demeçlerini yayınlıyordu. Ama ne varki ABD; El Cizire kanalı için, olumsuz hiç bir yaptırımda bulunmadı. El Cizire’nin yayınlarının karartılmasını, tenezzül edip gündemine bile almadı! Çünkü ABD çok iyi biliyorduki; bu işin tek suçlusu televizyonun mucidi mister Baird idi! Aslında bütün bunlar bir yana, ama burada önemsenmesi gereken bir paradoksal durum var! Gayri Müslimlerin buluşları, icadları; kendi çıkarlarına ters düştüğü zaman Müslüman devlet yöneticileri tarafından, bir çırpıda ortadan kaldırılabiliniyor! Yani gayri Müslimler; teknolojik güzellikleri bulup, üretip insanlığın hizmetine sunarken; Müslüman devlet yöneticileri de bunların üzerinden rant devşiriyor ve gerektiğinde tebâsına yasaklıyor!
Bir ülkede mualif sesler olmazsa, bir ülkede basın özgürlüğü yoksa, bir ülkede televizyon kanalları susturuluyorsa, vay o ülkenin haline! Çeyrek asırdan beri Avrupa’da; Alman ve İtalyan televizyon kanallarını takip ediyoruz. Şu ana kadar bir televizyon kanalının dahi karartıldığına tanık olmadığımızı, yeri gelmişken bellirtmeliyiz! Bütün bunlar biryana; İMC tv yayın hayatını, şimdi de hotbird frekansı üzerinden devam ettiriyor! Ne oldu? İMC tv kapatıldı-mı?