
İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, İmralı Cezaevi’nin kapatılmasını talep etti. Çözüm için müzakerelere devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Türkdoğan, „Eğer çözüm istiyorsanız müzakereye devam edeceksiniz. Müzakere de eşit taraflar arasında olur. Dolayısıyla Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi ve mutlaka tecridin sona ermesi gerekiyor“ dedi.
Eski Milletvekili Haşim Haşimi, Öcalan üzerinde uygulanan tecridi anti-demokratik ve yanlış bir uygulama olarak değerlendirdi. „Tecrit, Kürt sorunun demokratik yollardan çözülmek istenmediğinin göstergesidir“ diyen Haşimi, tecridin sonlandırılmasını istedi. Devletin son dönemde „sertleşme politikası“ uyguladığına ve bu sertleşme anlayışının sorunun çözümüne hiçbir zaman katkı sunmadığına işaret eden Haşimi, Arap coğrafyasındaki isyanlara atıfta bulunarak, tecridin gerçekçi olmadığını ve çözüme hizmet etmediğini vurguladı.
Prof. Dr. Cengiz Güleç, „müzakere sürecine gidilirken“ sürecin yön değiştirmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Öcalan’a uygulanan tecritle PKK’ye gözdağı verilmek istendiğine dikkat çeken Güleç, şöyle konuştu: „Yapılmak istenen PKK’ye bir ders vermektir. ‘Siz bizim siyasi ve askeri operasyonlarımıza yanıt veriyorsunuz. Alın biz de sizin liderinizi tecrit altına alıyoruz’ diyor bu uygulama. Bu böyle gitmez. Eminim koşullar değişecek ve çözüm yolunda adımlar atılacak.“
Yazar Şehmus Diken ise şunları söyledi: „Sadece Kürtler değil, Sayın Öcalan’ın uluslararası bir aktör olduğunu tüm dünya kabul ediyor. Sayın Öcalan’a bir tutsağa davranıldığı gibi davranılmamalı. Öcalan’a yapılan her türlü haksızlık, Ortadoğu coğrafyasında hatta dünyanın başka bir coğrafyasındaki herhangi bir Kürdün algısında derin travmalar yaşatıyor. Öcalan’a bunu bilerek davranmak gerekiyor. Bu nedenle de Sayın Öcalan’a yönelik en ufak bir haksızlığa karşı Kürtlerin tepki koymasını doğal buluyorum. Tecridin kaldırılmasını talep ediyorum.“
Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP) Parti Meclis Üyesi Avukat Rüya Elçi de Öcalan’a yönelik uygulanan tecride tepki gösterdi. „Kendi kendine yönetme, anadilde eğitim ve statü hakkı gibi Kürtlerin ana talepleri kabul edilirse, Sayın Abdullah Öcalan’ı da cezaevinde tutmanın bir anlamı olmayacaktır“ diyen Elçi, tecridin hukuk ve insanlık dışı olduğunu vurguladı. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin Türkiye’ye yaptığı „Öcalan’ı ev hapsine alın“ çağrısını hatırlatan Elçi, „Türkiye bu seslere kulak vermeli“ dedi.