20 yıldır İmralı’da ağır baskı altında tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a düşman hukuku uygulanıyor. Rehine statüsünde tutulan Öcalan için özel yasalar çıkartan devlet son 20 yılda evrensel hukuk ilkelerinin hepsini yerle bir etti.
HAZIRLAYAN: ZÜLKÜF KURT
Komplonun 20. yılında İmralı Sistemi 3.BÖLÜMİmralı’da uygulanmakta olan tecridi meşrulaştırmak amacıyla zaman zaman devlet ve hükümet yetkililerinin “Öcalan’ın bir hükümlü olduğu, devam eden davalarının bulunmadığı, bu nedenle avukatlarıyla görüşemeyeceği” şeklinde manipülasyonları söz konusu olmuştur. Gerek ulusal gerekse uluslararası mevzuata göre avukatların hükümlü de olsa müvekkilleriyle görüşme evrensel bir hukuk hakkıdır. Avukata danışma ve görüşme hakkı bu tür durumların önlenmesinde önemli bir araç ve hukuki usullere uygun davranılması şartı için önemli bir güvencedir. Ancak buna rağmen infaz rejimi süresince hiçbir hak tanımaz özel İmralı tecrit rejimi ihdas edilmiştir. Bundan dolayı Öcalan’ın yargı mercileri önünde derdest bulunan birçok başvurusu mevcuttur. Öcalan ve İmralı’da kalan diğer mahkumların maruz kaldıkları hukuksuzluklara ilişkin ulusal ve uluslararası mercilere yapılmış başvurular şu şekildedir:
Anayasa Mahkemesi ve İç Hukuk Dosyaları
1- Öcalan, İmralı cezaevine uluslararası komplo ile alındığı andan bugüne hiçbir zaman tam teşekküllü bir hastanede sağlık hakkından yararlandırılmamıştır. 20 yıldan bu yana avukatlarının, ailesinin ve demokratik kamuoyunun bağımsız bir sağlık heyeti tarafından sağlık muayenesinden geçirilmesi talep edilmesine rağmen kabul edilmemiş ve İmralı cezaevinden dışarıya hiç çıkarılmamıştır. Öcalan’ın sağlık hakkına erişimin sağlanması ve yılları bulan avukat yasağının son bulması için 12 Temmuz 2013’te Bursa İnfaz Hakimliğine avukatları tarafından başvuruda bulunulmuştur. Başvuruların reddedilmesi üzerine 2015’te Anayasa Mahkemesine, işkence yasağının, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edilmesi nedeniyle yapılan bireysel başvuru ise henüz sonuçlandırılmadı.
Geçen yıl “Apo’nun İmralı Adasındaki doktoru ‘Fetö İmamı’ çıktı” şeklindeki haberlerden sonra Öcalan’ın sağlığa erişim hakkının hukuka uygun bir şekilde yerine getirilip getirilmediğini denetlemek üzere sağlık dosyasının bir suretinin “kendisinin de onayı alınarak” avukatlarına verilmesi Bursa Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiştir. 1999 yılından bu yana tek bir sefer dahi bağımsız, tam teşekküllü bir hastanede tedavi edilmemesine rağmen Öcalan’ın sağlık dosyası, “özel hayatın gizliliği mahiyetinde olduğu” gerekçesi ile verilmemiştir. Ancak sağlık dosyasına sadece mahpusun kendisinin ve onun ulaşmasına izin verdiği vekil gibi kişilerin ulaşma hakkı varken, özel hayatın gizliliği ilkesi ters yüz edilerek sadece cezaevi idaresi bu dosyaya ulaşabilmektedir.
2- 27 Temmuz 2011 tarihinin üzerinden bir yıl gibi bir süre geçmişken 05.11.2012 tarihinde Bursa İnfaz Hakimliğine, hapishane koşullarının hukuka uygun hale getirilmesi ve avukat görüş koşullarının sağlanması için avukatları tarafından yapılan başvuruya uzun bir süre sonra ret cevabı verilmiştir. Söz konusu bu başvuru yukarıdaki başvuru gibi Anayasa Mahkemesine, işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiğinin tespit edilmesi talebi ile yapılan başvuru 2015/11221 numarasını almıştır. Anayasa Mahkemesi bu başvuruya dair de herhangi bir kararı vermiş değildir.
3- a) 20 Temmuz OHAL ilanı, ilk uygulamasını İmralı cezaevinde göstermiş ve Bursa 1. İnfaz Hakimliği kararı ile İmralı kapıları tümden kapatılmak istenmiştir. Hiçbir hukuki düzenlemenin elvermediği bu kararın kaldırılması için yapılan itirazlar reddedilmiştir. Akabinde Anayasa Mahkemesine hak ve düzenlemelerinin ihlal edildiğinin tespiti için 27 Ekim 2016 tarihinde avukatları tarafından başvuru yapılmıştır.
b) 06.10.2017 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile Adalet Bakanlığına, Bursa 1. İnfaz Hakimliği kararının ortadan kaldırılması için kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme sonunda bu durumun tespitini yapmasını beklenen Adalet Bakanlığının, kararın ortadan kaldırılması için Yargıtay’a başvurması elzem hale gelmiştir. Ancak bu konuda herhangi bir gelişme yaşanmış değildir.
c) İmralı tecrit sisteminin son bir buçuk yılının hukuki mimarlarından olan Bursa 1. İnfaz Hakimliği kararının dayanaklarının ve gerekçelerinin maddi uyumsuzluğu basit bir hukuki hata değildir. Hiçbir hukuk kuralı elvermemesine rağmen bugüne kadar sürdürülen tecrit sisteminin yargı eli ile kalıcı hale getirilmeye çalışılması, kasti ya da ihmali olarak görevi kötüye kullanma suçları kapsamına girmektedir. 21.08.2017 tarihinde kararı veren Bursa 1. İnfaz Hakimliği, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyeleri hakkında Hakimler Savcılar Kuruluna suç duyurusunda bulunulmuştur. Yine aynı tarihte bahsi geçen kararda açık bir şekilde “avukat kısıtlaması” düzenlenmemesine rağmen Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, karar gerekçe gösterilerek 14 aydır avukat görüş başvurularını reddetmesi sebebiyle, savcı hakkında Dilekçe Hakkının Engellenmesi, Görevi Kötüye Kullanma ve Hak Kullanımının Engellenmesi suçları kapsamında Hakimler Savcılar Kuruluna suç duyurusunda bulunulmuştur. Ancak bu konuda da herhangi bir gelişme yaşanmış değildir.
d-19.10.2017 tarihinde Bursa 1. İnfaz Hakimliğine İmralı cezaevinde kalıcı hale gelen ağırlaştırılmış tecrit sistemine son verilmesi için avukatları tarafından başvuru yapılmıştır. İşkence koşullarına son verilmesi için yapılan başvuruya, Bursa 1. İnfaz Hakimliğince reddedilmiştir.
e-19.10.2017 tarihinde avukatlar, müvekkillerinin ziyaret edilmesi, tutulma koşullarının incelenmesi, rapor tutulması ile söz konusu koşulların hukuka uygun hale getirilmesine dair Bursa Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kuruluna başvuru yapıldı. Ancak bu konuda herhangi bir gelişme yaşanmış değildir.
4- Öcalan’ın 2003, 2004, 2006 ve 2007 yıllarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde yapılan dört ayrı başvurusu, birleştirilerek 14 Mart 2014 tarihinde dört birleşik dosya şeklinde tek dosya olarak karara bağlanmış, 18 Mart 2014 tarihinde karar açıklanmıştır. AİHM, ihlale hükmedilmesi talep edilen bazı maddeleri kabul ederken bazı maddelerin ise değerlendirilmesine girmemiştir. Büyük Daire’ye yapılacak itirazın 3 aylık gibi kesin olan hak düşürücü süresi bulunmakla, karar ve içeriği hakkında avukatların savunma hakkı bağlamında Öcalan ile görüşebilmelerini konu alan tedbir talepli başvuru yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi dosya esası hakkında karar vermemekle beraber henüz tedbir talebini de karara bağlamamıştır.
5- 15 Temmuz 2016 tarihi sonrasında birçok kaynak tarafından İmralı Cezaevi ve Öcalan’ın darbeci askerlerin hedefinde olduğu yoğunca dile getirilmiştir. Bu durum Öcalan’ın sağlık ve güvenliği hususunda kamuoyunu haklı kaygılara sevk etmiştir. Bu kaygıları gidermek için avukatları müvekkilleriyle derhal görüşmenin sağlanması amacıyla ihtiyati tedbir talepli başvuru yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından tedbir talebi reddedilmiş, esasa ilişkin ise henüz karar verilmemiştir.
6- Öcalan’ın en temel hak ve özgürlüklerden olan haberleşme hürriyeti, özel hayatına saygı ve ifade özgürlüğü hakları aynı zaman da avukat ve telefon aracılığıyla görüşme hakkını da içermektedir. Ancak bu hakkından mahrum bırakılması sebebiyle Eylül 2016’da Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru devam etmektedir. Başvurunun esası her yönüyle kısıtlama altında olan Öcalan’ın avukatı ile telefon görüşmesinin sağlanması talebinin engellenmesinin ortadan kaldırılmasına dairdir. Yapılan başvuruda, AİHS’nin işkence yasağı, özel hayatın gizliliği ve özel hayata saygı hakkı ile ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiğinin tespit edilmesi talep edilmektedir.
7- İmralı cezaevindeki koşullarının katlanılamaz derecede ağırlaştırılması ile sınırlı kalınmamış, toplumun fikre, bilgiye ulaşma hakkının önüne geçilerek Öcalan’ın birçok kitabına da haksız gerekçelerle yasak kararı konulmuştur. Öcalan’ın AİHM’e savunma olarak verdiği, uluslararası aleniyet ve meşruluğun sağlandığı “Uygarlık”, “Kapitalist Uygarlık” ve “Özgürlük Sosyolojisi” adlı kitaplarına Van 1. Sulh Ceza Hakimliği (Eski 1 Nolu Hakimlik) tarafından konulan yasaklama ve toplatma kararının kaldırılması için 15 Şubat 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru devam etmektedir. Bu savunma serisinin beşinci kitabına konulan yasağa karşı, Anayasa Mahkemesi tarafından 25.06.2014 ifade özgürlüğünün ihlal edildiği kararı verilmesine rağmen yerel mahkemelerce yeniden yasak konulmuş, Anayasa ihlal edilmiştir.
AİHM Dosyaları
1- Yedinci yılında olan kesintisiz avukat yasağı 27 Temmuz 2011 tarihinde başlamıştır. İlk 3 ayı bulan görüş yasağından sonra Ekim 2011 tarihinde yerel başvuru süreçlerinin sonuçsuz kalması üzerine AİHM’e Öcalan ve o dönem yanında bulunan 5 PKK’li tutsak adına başvuru yapılmıştır. Devamında bilgilendirme yapılmasına ve başvurunun akıbetinin sorulmasına rağmen AİHM, bu dosyada herhangi bir yol almış değildir.
2- AİHM, Öcalan’ın uluslararası komplo ile Türkiye’ye teslim edilmesinden sonra yapılan 1999 yargılamalarının, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Yeniden yargılanma hakkını düzenleyen Ceza Muhakemeleri Kanununun 311. Maddesi Öcalan’ın özel olarak bu haktan yararlanmasının önüne geçmek için düzenlenmiştir. Öcalan’ın yararlanmasının önüne geçmek için 2003 yılında yapılan kanuni düzenlemeden olumsuz etkilenen yüzlerce dosyanın haklarının iadesi için Nisan 2013’te yeniden kanun düzenlemesine gidilmiştir. Ancak bu düzenlemede dahi sadece ve sadece Öcalan’ın yararlanmasının önüne geçecek bir istisna hali konulmuştur. Öcalan’ın yeniden yargılama hakkını kullanmasının önüne geçilemeyeceği üzerine yerel ve Anayasa Mahkemesi düzeyinde yapılan başvurular sonuçsuz kalınca AİHM’e yapılan başvuru devam etmektedir.
3- AİHM, 18 Mart 2014 tarihli kararında Öcalan’a verilen ve ömür boyu cezaevinde kalınacağını düzenleyen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının insanlık dışı ceza ve kötü muamele yasağına aykırı olduğunu belirterek Türkiye’yi mahkûm etmiştir. Türkiye cezaevlerinde şu anda ağırlaştırılmış müebbet hapis statüsünde bulunan yüzlerce hükümlü bulunmaktadır. AİHM’nin bahse konu bu kararından sonra Türkiye hükümetinin bu cezayı tekrar ele alıp, yasal düzenlemeler ile AİHM kararları ışığında iyileştirmesi gerekirken bugüne kadar hiçbir adım atmamıştır. Bu kararın hukuken gereği ancak kanuni düzenleme ile ömür boyu hapis cezasının ortadan kaldırılmasıdır. Bu hususla ilgili olarak avukatların AİHM kararlarını takip ile sorumlu olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nezdinde girişimleri devam etmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’in Öcalan ile ilgili verdiği bu kararı izleme sürecine almıştır. Bakanlar Komitesi’ne yapılan yazılı başvurular ile AİHM kararının gereğinin yerine getirilmesinin sağlanması için girişimlerde bulunulması ve ihlal kararından sonra yaklaşık son 4 yıldır Türkiye’nin AİHM kararının gereğini yerine getirmediğinin tespit edilmesi talep edilmiştir.
YARIN:
- İmralı’da yaşam
İşkence kronolojisi
1 -18 Haziran 2008-1 Temmuz 2008 arası Öcalan’ın avukat görüşü engellendi. 2 Temmuz 2008’de yapılan avukat görüşünce Öcalan saçlarının zorla kazıtıldığı belirtti.
2- 07 Ekim 2008 Öcalan’ın odasına girilerek arama yapılır, aramayı yapanlar tarafından hücresinin dışına çıkarılarak yandaki avukat görüşme odasına alınır, burada fiziki müdahale ve hakarete maruz kalır, ölümle tehdit edilir, odası da saatlerce toplayamayacağı kadar dağıtılır.
3 - 08 Ekim 2008 Öcalan’ın haftalık olağan avukat görüşmesi yaptırılmaz.
4 - 15 Ekim 2008 vekil-müvekkil görüşmesinde Öcalan, avukatlarına bu hafta içinde (07 Ekim 2008 günü) arama bahanesi ile hücresine giren cezaevi personeli tarafından hücresinin dışına çıkarılarak yandaki avukat görüşme odasına alındığını, burada fiziki müdahale ve hakarete maruz kaldığını, ölümle tehdit edildiğini söyler.
5- 16 Ekim 2008 basına bu konuda kısa bir yazılı bilgilendirme yapılır.
6 -18 Ekim 2008 İHD İstanbul Şubesinde yazılı basın açıklaması yapılır.
7 - 19 Ekim 2008 Adalet Bakanının olayı alelacele yalanlayan açıklaması gelir. Ancak Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, konuyla ilgili Ankara gözlemlerine yer veren 01 Kasım 2008 yazısında; “Böyle bir şey meydana gelmiş olabilir mi, sorusuna, doğrusu Ankara’da çok kesin bir ‘Hayır’ cevabı alamadım” der. Bu habere karşı hükümet çevrelerinden herhangi bir tekzip de olmaz.
8 - İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), Öcalan’ın durumunu Adalet Bakanı ve askeri yetkililerle görüştüğünü sitesinde duyurur. TBMM İnsan Hakları Komisyonu da olayla ilgili İmralı cezaevine giderek inceleme yapma talebini Adalet Bakanlığına bildirir ancak olumlu yanıt almaz.
9 - 3 Kasım 2008 Türk Tabipler Birliğine (TTB) de bağımsız heyet başvurusu yapılır. TTB ise Adalet Bakanlığına başvuruda bulunduklarını ancak bakanlığın izin vermediğini duyurdu.
10- 15 Ocak 2009 Adli soruşturmayı yürüten Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararıyla soruşturmayı havale ettiği Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığı “Kovuşturmaya Yer Olmadığına” karar verir.
11- 4 Şubat 2009 Bu karara avukatlar itiraz eder ve dosya Yalova Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilir. Yalova Ağır Ceza Mahkemesi, dosya üzerinden, “Öcalan’ın bu konuda başvurusunun olmaması ve sağlık raporunda darp izine rastlanılmaması” gerekçesiyle 31 Temmuz 2009’da itirazı reddeder.
12- 3 Eylül 2009 Bu nihai karar avukatlara tebliğ edilir.
13- 2 Mart 2010 AİHM başvurusu yapılır. Başvuruda Sözleşmenin 2, 3, 6, 13 ve 14. maddelerinin ihlal edildiği belirtilir.
14 - 12 Nisan 2010 AİHM, başvurunun 12261/10 numarasıyla kayıt altına alındığını bildirir.
15- 11 Ağustos 2015 AİHM’e avukatlarca gönderilen yazıda, dosyanın kayıt altına alındığı tarihten bu yana beş yıl geçmiş olmasına rağmen dava ile ilgili kendilerine davalı hükümetin cevabının dahi gelmemesi konusunda kaygılarını iletir ve davanın akıbeti konusunda bilgi verilmesini talep eder.
16- 18 Nisan 2018 Nihayetinde başvuru tarihinden itibaren sekiz yıl sonra AİHM, hükümetten İmralı Cezaevi Disiplin Amirliği’nce yürütülen soruşturma evrakları ve ilgililerin ifadelerinin kendilerine ulaştırılmasının istendiği konusunda bilgilendirme yazısı gönderir. Ardından 16 Mayıs 2018 hükümetin AİHM’e gönderdiği bu idari soruşturma evrakları ve ilgililerin ifadelerinin birer örneğini avukatlara gönderilir. Ancak hükümetin buna karşı savunmasının alınması ve bu savunmanın Öcalan avukatlarına iletilerek buna karşı cevabın beklenmesi yoluna gidilmemiştir.
17- 27 Eylül 2018’de dosyayı görüşen AİHM, avukatların yaptığı başvuruyu reddetti. Öcalan’a yönelik fiziki müdahalenin olduğunu kabul eden AİHM, buna rağmen davayı cezasız bıraktı ve dosyayı kapattı.