Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca, İmralı Cezaevi’ndeki ağırlaştırılmış tecride dikkat çekti.

27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana 674 kez yaptıkları görüşme başvurularının reddedildiğini söyledi.

Öcalan üzerinde 1999’la birlikte önemli bir tecrit süreci başladığını kaydeden Sarıca, “Bu cezaevi süreci içerisinde bütün haklarının tanınması gerekiyor. Bütün hakların kullanılması için koşulların sağlanması gerekiyor. Ama bunlar yapılmıyor” dedi. 

Öcalan’ın hiçbir hakkının sağlanmadığını ve tamamının ihlal edildiğini  belirten Sarıca, bundan kaynaklı bir tecrit sistemi oluştuğunu ve bunun da sistematikleştiğini ifade etti.


İhlaller işkenceye dönüştü

Yaşanan hak ihlallerine ilişkin Öcalan adına hem iç hukukta hem de uluslararası hukukta birçok başvurunun yapıldığını vurgulayan Rezan Sarıca, şöyle konuştu: “Türkiye yargısının, uluslararası yargının yani başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve CPT olmak üzere, bu insan hakları ihlallerini görmesi gerekiyor. Yaşanan bu hukuksuzluklar, bu haksızlıklar, insan onuruna, ahlakına aykırıdır. Sorumlu mercilerin bunun kötü bir muameleye dönüştüğünü, hatta işkenceye varabilecek seviyeye vardığını görmesi gerekiyor.”  Ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını kaydeden Sarıca, hukuki ve demokratik mücadelelerini sürdürmeye devam edeceklerini de sözlerine ekledi.


‘İmralı’da yaşananlardan AKP hükümeti sorumludur’

Raporda Öcalan’ın içinde bulunduğu mevcut hukuki durumu çok ayrıntılı bir şekilde açıkladıklarını belirten Sarıca, “Rapor, İmralı’da hukukun çöktüğünü, işlevsiz kaldığını, hiçbir temel hak ve özgürlüklerin sağlanmadığını, hukukun geçerli olmadığını ifşa etmeye yetiyor” diye konuştu. 

İmralı’da yaşanan hak ihlallerine karşı sessiz kalmayacaklarını dile getiren Sarıca, “Başvurularımızı yapmaya devam edeceğiz. Hükümetten tutalım Adalet Bakanlığı’na, Cezaevi Genel Müdürlüğü’ne kadar herkes yaşanan bu haksızlık karşısında sorumludur. Bu sorumluluklarını onlara anlatmaya ve onların yüzüne vurmaya devam edeceğiz. En nihayetinde son bir yıl içerisinde yapılan başvurulara İnfaz Hakimliği'nin ret gerekçeleri, bir hukuk garabetidir. Çünkü karar içerisinde tutuklularla ilgili kanun maddeleri gerekçe yapılmış. Bu fahiş bir hukuki hatadır. Ama bunun bir hatadan ziyade, bir kastı içerdiği de bir gerçektir" dedi.


'Başvurularımız devam edecek’

"Hükümlülere dair böyle bir kararın ortaya çıkarılamayacağını bilmelerine rağmen, tutuklularla ilgili bir kısıtlama üzerine böyle bir karar ortaya çıkarmışlar" diyen Sarıca,  şu hususlara dikkat çekti: “Bu da sorumluluğun ihlali anlamına geliyor. Bu karar içerisinde yer alan, bu karara temas eden ve bu kararın çıkması için imzaları olan yargı mercileri hakkında, İnfaz Hakimliği, Ağır Ceza ve cezaevinden sorumlu savcı hakkında, HSYK’ya şimdiki adı ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Komisyonu'na suç duyurusunda bulunacağız. Bunun dışında yine bu kararın Türkiye mevzuatında kesinleştiği bir gerçek. Şu an Anayasa Mahkemesi’nde bir başvuru haline gelmiş durumda. Ama böylesine hatalı, hukuka aykırı bir kararın kesinleşmesi vesilesi ile meşru olarak görmek mümkün değil. Bundan dolayı da Adalet Bakanlığı’na, kanun yararına bozma hakkını kendileri kullanması için başvuru yapmayı düşünüyoruz. Önümüzdeki süreçte bu ve benzeri başvurularımızı ve Sayın Öcalan ile görüşmek için avukat ve aile başvurularını yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.





Ailesi Öcalan ile görüşmek için başvuru yaptı


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan ve ablası Fatma Öcalan avukatları aracılığıyla görüşmek üzere Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuru yaptı. 

Öcalan'ın yanında bulunan diğer tutukluların aileleri de görüşme başvurusunda bulundu. Hamili Yıldırım'ın kardeşi Polat Yıldırım, Ömer Hayri Konar'ın kardeşi Ali Konar ve Veysel Aktaş'ın ablası Sabiha Aslan avukatları aracılığıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na görüşme başvurusunda bulundu.