
Böylesi olağanüstü, hiçbir hukuk normu tanımayan ve uluslararası hukukun komple ihlali anlamına gelen bu durum birçok aydını ve sivil toplum liderlerini harekete geçirdi. Hemen o günlerde daha komplo henüz yeniyken, aralarında Nobel Barış Ödüllü Mairead Maguire, Jose Ramos-Horta, Adolfo Perey Esquivel ve Nobel Edebiyat Ödüllü Dario Fo, Jose Saramago’nun yanı sıra Danielle Mitterrand, Uri Avnery, Prof. Noam Chomsky’nin yanı sıra Gianna Nannini, Geraldine Chaplien gibi birçok sanatçı, dünyanın çeşitli yerlerinden birçok milletvekili, avukat ve sivil toplum örgütü ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük – Kürdistan’a Barış Uluslararası İnisiyatifi’ni oluşturmak için girişimde bulundular. Bu ilk imzacılar çok önemli bir toplumsal ve siyasal sorumluluk göstermiş ve sürece müdahil olmuşlardır. O günler için oldukça iddialı görünen, fakat bugünlere gelindiğinde bu taleplerin mümkün olduğunu artık herkesin kabul ettiği ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük ve Kürdistan’a Barış‘ talebini daha ilk günlerde dile getirdiler ve mümkün olacağını biliyorlardı.
Bu ilk imzacıların biraraya gelişi ile beraber Mart 1999’da merkezi bir koordinasyon bürosu açıldı ve ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük – Kürdistan’a Barış’ Uluslararası İnisiyatifi çalışmalarına başladı. Uluslararası İnisiyatif çok uluslu bir barış inisiyatifidir ve Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için günümüze kadar çalışmalarını sürdürmektedir. Kürtler ile Türklerin barış içinde yaşamasını istemektedir.
Genel olarak çalışmalarda çeşitli zorluklar yaşanmıştır. Çünkü Kürtler üzerinde yürütülen ırkçı ve sömürgeci politikaların meşruiyetinin devam edebilmesi ve dünya çapında Kürtlerin özgürlük mücadelesinin destek bulmaması için Sayın Öcalan, Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı hakkında karşıt politikalarla önyargılar da yaratılmıştır. İnisiyatif de 1999 yılından beri bu durumun değişmesi için çeşitli kampanyalar ve aktiviteler yürütmüştür. İlk yıllarda çalışmaların merkezinde adil yargılanma hakkının yerine gelmesi ve idam cezasının genel olarak kaldırılması yer almıştır.
İmralı Ada Cezaevi ve Öcalan
14 yıl gibi uzun bir süreden beri askeri alan ilan edilen ve bin askerin konuşlandırıldığı bir adada tutulmuş, ağırlıkta avukatları ve kardeşleri dışında hiç kimse ile görüştürülmemiş olan Sayın Öcalan, bu süre zarfında komple bir duyusal (dokunma dahil), sosyal ve görsel izolasyona tabi tutulmasına ve dünya ile tüm bağlarının koparılmasına rağmen yoğunlaşmasını, Kürt sorununa, hatta Türkiye ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesine dönük çalışmalarını kesintiye uğratmadan sürdürmüştür. Kürtlerin çoğunluğu Öcalan’ı liderleri olarak görmektedir ve esaretine rağmen itibarı daha da güçlenmiştir. Bunun nedenini kesinlikle Sayın Öcalan’ın test edilmiş liderliğinde aramak gerekir. Daha ilk grup döneminden günümüze dek Kürt halkını birçok badireyi aşarak bugüne getirmesi ona olan güveni sarsılmaz kılmaktadır. Cezaevinin parmaklıkları, sömürgeciliğin aşılması ve özgürlük taleplerinin yükseltilmesinde hiçbir engel teşkil etmemiş, kendisi Kürt halkına ilham vermeye devam etmiş ve etmektedir. Sayın Öcalan şimdi tüm dünyada Kürt halkının demokrasi ve sömürgeciliğe karşı mücadelesinin sembolü olarak görülmektedir. Kürtlerin çoğunluğu onu barış ve demokrasinin teminatı olarak kabul etmekte.
Sayın Öcalan’ın kaleme aldığı, 2009-2011 yılları arasında Oslo süreci olarak adlandırılan, PKK ve Türk devleti arasındaki görüşmelerin temel belgesi, ‘Türkiye’de Demokratikleşme Sorunları Kürdistan’da Çözüm Modelleri (Yol Haritası)’ ismiyle basılmıştır. Ardından üç protokol üzerinde önemli ölçüde görüş birliği açığa çıksa da, Türk devleti tarafından atılması gereken adımların atılmaması üzerine süreç çökmüştür. 27 Temmuz 2011 tarihinden sonra Sayın Öcalan’ın avukatları ulusal ve uluslararası hukukun ihlaline rağmen bir daha müvekilleri ile görüştürülmemiştir. Hükümet hemen akabinde Sayın Öcalan’ın 34 avukatını da tutuklamıştır. Her ne kadar süreç farklı işliyor olsa da, yaklaşık 19 aydır bu durum devam etmektedir. İnisiyatif yıllardır çeşitli düzeylerde sürdürülen bu tecritin sonlandırılması için muhatap kurum kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunmuş, açıklamalar ve analizlerle tecrite karşı mücadele yürütmüştür.
Dünya çapında bir kampanya: Abdullah Öcalan’a Özgürlük
Eylül 2012 yılında dünya çapında yürütülen bir imza kampanyasının başlatılması kararı alındığında, yaklaşık 8 aydır Sayın Öcalan komple bir tecrit altında tutuluyordu. Kimse kendisinden haber alamadığı gibi, İmralı‘da bulunan diğer beş tutukludan da haber alınamıyordu. Artık İmralı Ada Cezaevi aynı zamanda sadece Kürtlerin tutulduğu ve hiçbir kanunun geçerli olmadığı bir cezaeviydi: Avrupa’nın göbeğindeki Guantanamo. Bu komple tecrit durumunun ne zaman biteceğine ilişkin herhangi bir veri de yoktu. Nereye gidildiyse, hangi kapı çalındıysa muhatap kurumlardan sonuç alınamayacağı da net bir şekilde görüldü ve hala bu konuda muhatap kurumlar sessizliğini korumakta.
1999 benzeri bir niteliksel sürecin yaşandığını görmek ve hissetmek zor değildi. Her ne kadar idam tehdidi kanunen artık olmasa da retorik olarak en fazla kullanıldığı bir sürece de girildi. Bu temelde ilanından yaklaşık 6 ay önce dünya çapında bir imza kampanyasının hazırlıklarına girişildi. Bin kadar ilk imzacının netleşmesi ardından, 6 Eylül 2012’de Brüksel’de dünya çapında yürütülen imza kampanyasının resmi startı Uluslararası Dünya Barış Günü’ne gönderme yapılarak verildi. Buradaki amaç; 14 yıl boyunca hiçbir zaman ne bu kadar uzun, ne de bu kadar ağırlaştırılmış olan bu tecriti kırmak ve bu tecrit karşısında uluslararası kamuoyunda varolan sessizliği bozmaktı. O nedenle Öcalan ve diğer politik tutsakların serbest bırakılması talep edildi. Gelinen aşamada artık salt bir liderin özgürlüğünden bahsetmiyordu. Çünkü Sayın Öcalan aynı zamanda Kürt halkının geleceği ve Ortadoğu’daki barışı belirleyen bir faktör konumuna da gelmişti. Bu nedenle ilk bin imzacı arasında Gerry Adams, Prof. Antonio Negri, Prof. Immanuel Wallerstein, Prof. Achin Vanaik gibi düşünürlerin yanı sıra Latin Amerika ülkelerinden Avrupa’ya, Asya’ya, Rusya’ya ordan Ortadoğu’ya kadar çok sayıda milletvekili ile beraber sivil toplum kuruluşları da bulunmaktadır.
Bu kampanyaya başlamadan önce aynı zamanda Güney Afrika’da bulunan KHRG – Kürt İnsan Hakları Grubu ile de bir tartışma yürütülerek kurumun desteği alınmış, hem de Güney Afrika’dan binlerce kişi önemli şahsiyetlerin verdikleri imza ile destek vermiştir.
Yine Bask Ülkesi, Kıbrıs, Peru, Filipinler, Fransa gibi ülkelerin sivil toplum örgütleri, siyasal parti ve sendikaları bu imza kampanyasını desteklemektedir. Bu noktada Fidan Doğan (9 Şabat 2013’de Paris’te katledildi) arkadaşımızın önemli bir çabası oldu. Buna değinmeden geçmek mümkün değil. Oradaki çalışmaları sonucunda başta Fransız Komünist Partisi olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu ve şahsiyet kampanyaya destek verdi.
Aslında bu kampanya her ne kadar İnisiyatif öncülüğünde başlamış olsa da, kampanya artık herkese mal olmuştur. Bu konuda birçok Kürt organizasyonunun yanı sıra Fransız Komünüst Partisi, Filipinli, Basklı, Latin Amerikalı, Alman birçok kurum, kuruluş ve şahsiyetle beraber gençler, kadınlar ve aslında bu savaşın durması ve ırkçı rejimin değişmesini isteyen herkes bu kampanyaya dört elle sarıldı. Bireylerin bu konudaki çaba, yaratıcılık, ısrar ve sürekliliğinin şu ana kadar rakamsal olarak da en yüksek düzeye ulaştığını belirtmek mümkün.
Kampanyaların gerçek etkisi
Bugüne kadar birçok imza, eylem, yürüyüş ve farklı protestolar gerçekleştirildi. Bu çalışmaların sonuçları için ‘’Somut olarak ortaya çıkan bir durum yok’’ demek gerçekçi değil. 1970’lerin dünyasına bakıldığında Kürtler sadece Türkiye’de değil Iran, Irak, Suriye, Avrupa ve dünyada ne görünür ne de tanınırdı. Ama 2013 yılına gelindiğinde Kürtler şu an sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu’nun da en dinamik ve devrimci gücü konumunda. İdam tehdidi altında olan bir lider ve soykırım tehdidi altında olan bir halktan Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun geleceğini belirleyen bir halk olma durumuna gelmek kolay olmadı. Ve gelinen aşama budur. Yer yer bu tür imza kampanyaları ya da benzer eylemlerin etkisinin olup olmadığı merak edilir. Bunun belki de en somut örneği, komplo sürecinde Kürt halkının tüm dünyada eş zamanlı ortaya koyduğu tavrıdır. Bu tavır idamı engellediği gibi diyalogun yolunu da aralamıştır. Sayın Öcalan’ın tartışmasız Kürtlerin lideri olduğu gerçeği burada bir kez daha ortaya çıkmıştır. Birçok kampanya yürütülmüş ve bu kampanyaların hepsi de belli bir aşamayı kendisiyle getirmiştir. Örneğin Özgür Yurttaş Hareketi’nin Türkiye’de yürüttüğü ‘Öcalan siyasal irademdir’ kampanyası baskı, gözaltı, hapis cezaları ve imzalara el konulmasına rağmen 2006 yılında yaklaşık 3,5 milyon imza ile sonuçlanmıştır. Kürt halkının yasal olarak tanınan ne seçim ne de referandum hakkı mevcuttur. Bu nedenle tüm zorluklarına rağmen bu tür kampanyalar Kürtlerin taleplerini ortaya koyma, iradelerini beyan etme açısından büyük öneme sahipdir.
2005-2006 yıllarında halk sadece Türkiye’de değil, Avrupa’daki devletlerin ‘Kendinize başka bir lider seçin’ şeklindeki sömürgeci dayatmasına böyle karşılık vermiştir. Bu imza sonuçları çok önemli bir veri olarak sadece Kürtler tarafından değil, birçok kesim tarafından şu an kullanılmaktadır. Irkçı sömürgeci rejim kendi sistemini meşrulaştırmak için veri oluşturmaya çalışsa da Kürt halkı ve dayanışma içinde bulunan farklı halklar, aydınlar, sorumluluk sahibi siyasetçiler ve ilerici sivil toplum örgütleri de bunu kırma amaçlı eylem ve etkinlikler gerçekleştirmişlerdi. Kürt halkı o dönemde her türlü baskıya rağmen ‘siyasi irademdir’ dediği liderleri Abdullah Öcalan’ın şimdi de dünyadaki tüm dostlarıyla beraber özgürlüğünü talep etmektedir. Şu an birebir yapılan sayımlar üzerinden 600 bin imzayı geçmiştir. Yine sivil toplum örgütlerinin örgüt olarak imza vermesi sonucu aslında yaklaşık 300 bin imza daha buna eklenebilir, fakat biz şu an birebir imzaların sayımı devam etmektedir. Bu kadar kişiden bırakın imza alınmasını, birebir ulaşılıp sorunun anlatılması dahi önemli bir etkileşimdir, meramını anlatmadır. Bunun için materyaller de farklı dillerde hazırlanmıştır. Bunlara www.freeocalan.org adresinden ulaşılabilinir. Bu veriler daha çok uzun bir dönem önem arzetmekte ve meşruiyet açığa çıkarmaktadır.
Çok güzel ve yaratıcı bireysel çabaları da bu kampanya sürecinde görmek mümkün. Tramvaylarda, okul önlerinde, alış-veriş merkezlerinde imza toplayan Kürt, Fransız ve farklı halklardan birçok kişi kampanyaya aktif katıldı. Yine imza toplamayı biraz daha çekici kılmak için eylemlerinde limon dağıtanlar oldu. Limonların üzerine ‘terörist’ yazarak limon-eylem-biber gazı arasındaki ilişkiyi kurup, Kürt sorununu can alıcı ama sade bir biçimde kavratarak imza aldığı kadar, terörist limonları da sıcak yuvalara yollayarak sempati toplayan yaratıcı düşünceler de açığa çıktı.
Kampanyanın bir amacı da topluma enjekte edilmiş önyargıları kırıp, yanlış bilgileri düzeltmek ve toplumu neler yaşandı, nasıl düzeltilebilir konusunda da eğitmektir. Kürtler ve Sayın Öcalan, geniş kamuoyu nezdinde kriminalize edilmiş ve yanlış tanıtılmıştır. Bunu kırmak için birebir emek ve yaratıcı yöntemler bulmak önemlidir.
‘Öcalan İçin Sanat’ Kampanyası
Bu nedenle, bu imza kampanyası ile beraber ‘Öcalan İçin Sanat’ kampanyası da başlatmış bulunmaktayız. Bu kampanyaya adresinden http://art-for-ocalan.org/ ulaşılabilir. Bu kampanya ile hedeflenen aslında ‘Sayın Öcalan, Kürt halkı, özgürlük, kadın özgürlüğü’ arasındaki ilişkinin ifadesi kadar, geniş kamuoyunun sanat aracılığı ile Kürtler, Öcalan ve talepleri hakkında eğitilmesidir de. Şu ana kadar birçok eser bize ulaştı, fakat farklı sanat dallarını da teşvik etmek istiyoruz. Geçmişten beri Kürt sanatçılarının eserlerini Öcalan’ın çevrilen kitaplarına kapak yapıyorduk; bu tarz beğenilen eserler yine böyle değerlendirilecektir. Bunun yanı sıra gelen eserler Avrupa’nın birkaç merkezinde sergilenecek ve zaman zaman kartpostal olarak da yayınlanacaktır. Örneğin elimize ulaşan bazı eserleri Sayın Öcalan’ın doğum günü olan 4 Nisan dolayısı ile bastık ve kendisine doğum günü kartları olarak yollanması için küçük bir kampanyayı başlatmış bulunuyoruz. Derneklerden bu kartpostallara ulaşılabilinir ve Sayın Öcalan’a yollanabilir. Şayet ulaşılamazsa herhangi bir kart da gönderilebilinir. Bu yıl Sayın Öcalan’ın doğum gününü en az 20 bin doğum günü kartı ile kutlayıp, kendisi ile beraber olunduğunu göstermek istiyoruz.
İmza Kampanyası için beste arayışı
Ayrıca imza kampanyası için de bir şarkı arayışımız var; o nedenle müzikle amatör ya da profesyonel olarak ilgilenen herkesten talebimiz bu konuda beste yapmaları. Beğenildiği takdirde bu beste dünya imza kampanyasının resmi müziği olacaktır.
Son olarak
Kampanyanın daha başlangıcındayız. Kampanyanın bitiş tarihi olmasa da birinci yıldönümü olan Eylül 2013 tarihinde toplanan imza sayısını açıklayarak, kampanyaya bir ivme kazandırmak istiyoruz. ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası artık herkese mal olmuş bir imza kampanyasıdır. Bu nedenle kampanyanın daha da güçlü yürütülmesini sağlamak, bu sürecin doğru yürümesinin garantisidir. Ne kadar fazla kişi bu konuda bilgilendirilirse o kadar pozitif bir atmosfer açığa çıkarılır. Sayın Öcalan’ın özgürlüğü sadece bir liderin özgürlüğü değil, bir halkın özgürlüğünün geri dönülemeyecek şekilde garanti altına alınmasıdır. Bu da artık sadece zaman meselesidir.
Aydınlar ne diyor?
Uluslararası İnisiyatif diğer çalışmalarının yanı sıra Sayın Öcalan’ın kitaplarını farklı dillere çevirmekte, yayınlamakta ve düşüncelerini tanıtmaktadır. (http://ocalan-books.com) Birçok aydın Sayın Öcalan’ın kitaplarını okumakta ve paradigmasını oldukça önemli bulmaktadır. Örneğin Profesör Tamir Bar-On ‘Öcalan zamanımızın Gramsci’sidir.’ diyor. Yine Kahire Üniversitesinden Prof. Hassan Hanafi Yol Haritası için ‘muazzam, düşünceli, net ve ikna edici.’ diyor. İmmanuel Wallerstein ise Sayın Öcalan’ın serbest kalması için sarf edilen çabaları desteklediğini ifade ederek, Yol Haritası için yazdığı ön sözde Sayın Öcalan’ın sadece Türkiye’yi ilgilendiren sorunları değil, daha genel ve yaygın varolan sorunları gündeme getirdiğini belirtiyor.
HAVİN GÜNEŞER