Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen uluslararası komplo, 17. yıldönümünde Kürtler, dostları, özgürlük ve insanlıktan yana olan herkes tarafından lanetlendi.
Komplonun üzerinden 16 koca yıl geçti.
Geride kalan 16 yıl içinde Kürtler her yıldönümünde meydanlara taştı. Sokaklara döküldü. O günü tarihe düşen bir kara leke olarak kabul etti. O güne kara gün dediler.
Komployu lanetlemek için akla hayale gelebilecek her türlü eylem biçimini denedi. Günlerce kendilerini kafese kapatanlar oldu. Açlık grevleri yapıldı. Upuzun yürüyüşler düzenlediler. Kar, kış, yağmur çamur demeden Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için yürüdüler. Yıllarca süren ve hala devam etmekte olan özgürlük nöbetini tuttular. Kendilerini uluslararası kurumların kapısına zincirleyenler oldu. Her şey ama her şey özgürlük içindi. Bunu yapabilmek için inanç ve irade gerekiyordu. İnanılan düşünce, felsefe ve onun düşünürüne bağlılık gerekiyordu. Kürtler bunu fazlasıyla kanıtladılar.
Halkların önderliklerine sahip çıkmak ve önderlikleriyle verdikleri mücadele üzerine çok sayıda yazılmış kitap, hikaye, roman var. Ezilen, sömürülen ve hep özgürlüğünü arayan bir halkın çocuğu olduğum için bu kitapların büyük bir çoğunu okudum. Okuduğum kitaplarda halkların önderlikleri için gerçekleştirdikleri eylemlerden örnek alınacak, insanı hayrete düşürecek çok şey var. Ancak Kürtlerin önderlerine sahip çıkmak için 16 yıldır dur durak bilmeden, gece gündüz demeden, kar, yağmur, çamur demeden gerçekleştirdikleri ve her yıl insanı hayrete düşüren eylem çeşitlerini görünce, kimi yerde de bizzat yaşayınca, okuduğum kitapların hiç birinde bunların olmadığını gördüm. Örneğin şu ana kadar önderleri için kendilerini zincirleyenleri okumadım. Yine günlerce süren yürüyüşler okumadım, duymadım. Belki de bunlar olmuştur, ancak benim okuduğum kitaplarda böyle eylemlere rastlamadım.
Yine önceki gün gözlerimle tanık olduğum bir olayı ise şu ana kadar hiçbir yerde yaşandığını sanmıyorum. Komplonun yıl dönümünde Efrîn kantonunun Matabe nahiyesine bağlı Dimilya köyünden Reşit Elo adında elli yaşında bir Kürt. Bu insan devrimden sonra köyünde oluşturulan halk meclisi başkanlığını yapıyor. Daha önce yurtseverliğinden ve Kürt Özgürlük Hareketine yaptığı yardımlardan dolayı Baas rejimi tarafından defalarca gözaltına alınmış, işkencelerden geçirilmiş. Komplonun 17. yıldönümünü lanetlemek için günlerce oturup düşünmüş. Komployu daha etkili ve yüreğimi ferahlatacak şekilde nasıl lanetleyebilirim diye düşünmüş. Sonunda bir yöntem bulmuş. Komplo yıldönümü günü geldiğinde hava yağmurlu, köyünün yolları taşlı, taşları keskin olmasına rağmen evinin kapısında ayakkabıları ile çoraplarını çıkararak yola çıkmış.
Elo, köyünden Mabeta'ya kadar olan 14 kilometrelik yolu yağmur altında ve yalın ayak yürüyerek komployu lanetledi. Mabeta'ya vardığında ayakları kan içindeydi. Ayakları tırnaklarından başlayarak birçok yerinden kanıyordu. Ama yüzü gülüyor. Yüreği ise rahattı. Başı dik çevresinde toplanan insanlara gülücükler dağıtıyordu. Çünkü o komployu yüreğinden geldiği gibi lanetlemişti. Çünkü önderine yönelik geliştirilen ve bir insanlık ayıbı olan komployu lanetliyordu.
Mabeta'nın içinde onu o şekilde gören insanlar önce şaşırdılar ve saygı duydular. Ardından ilçe meydanında bulunan küçük su tankerinin üzerine çıkarılan Reşit Elo sadece birkaç kelime konuştu. Söylediği, "Biz önderliğimiz özgür kalıncaya kadar her yıl sokaklara dökülerek bazen yalın ayak, bazen kendimizi zincirleyerek onları lanetleyeceğiz. Onlar kendilerince bunu yaparak bize acı çektiriyorlar. Evet acı çekiyoruz, ama bedenimizde açılan yaraların acısı değil. Önderliğimizin esaretinin acısıdır. Ama onu mutlaka özgürleştireceğiz. O yüzden tarihe karşı utanan biz değil, onlar olacak. Bizim yüzümüz ak, yüreğimiz pak olacak. Onların ise yüzleri kara yürekleri yüzlerinden daha kara olarak geçecekler" dedi.
14 KM'lik yolu yalın ayak yürüyen Dimiliya köyünden Reşit Elo 16 yıldır dur durak bilmeden çeşitli yöntemlerle komployu lanetleyen milyonlarca Kürt ve dostlarından sadece bir tanesi. Ama sahip çıkış yol ve yöntemi ise önderlerine nasıl bir irade ve inançla sahip çıktığını gösteriyor. O yüzden bu inanç, irade ve bağlılık olduktan sonra Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı artık hiçbir güç esaret altında tutamayacağını da gösteriyor. Reşit Elo’nun eylemine benzer bir eylemi sadece Gandi gerçekleştirerek pasif direniş yöntemiyle tarihe geçmişti. Elli yaşındaki Reşit Elo’da Kürtlerin tarihine önderi için 14 kilometrelik yolu yalın ayak yürüdü diye geçti…