- İki aydan fazladır Amed’de Adalet Nöbeti’ndeki annelerle bir gün geçirdik. Geride kalan iki ayı sorduğumuz Halime Topuz, ''12 Eylül’den bu yana mücadele ediyoruz, dün orada bugün de buradayız'' diyor.
ASMİN BARAN/AMED
Amed’deki Adalet Nöbeti’nin merkezi Bağlar/Dörtyol. Dörtyol, Amed’deki herkes tarafından bilinen ve şehir merkezindeki her yer için dolmuşların geçtiği bir cadde. İlk günden bu yana nöbetin tutulduğu İlçe binası abluka altına alınırken, buradan geçen gençler ise mutlaka GBT’ye tabi tutuluyor. Ben de annelerin yanına doğru yola koyulurken, caddede değişmeyen tek şeyin bu polis kalabalığı olduğunu görüyorum. Merdivenleri çıkarken yaşı ilerlemiş annelerin nasıl geldiğini düşünerek basamakları sayıyorum; tam 40 basamak var. Muhtemelen çoğu anne, duvara tutunup dinlene dinlene basamakları çıkıyor. Merdivenleri daha bitirmeden Dayika Aklime’nin “Eger hûn nayên/ Van e keç em meşin/Bes e koletî serfiraz her bijîn/Herne pêş herne pêş/ dewr û dem ya me ye/Welat çav li rê bendewarê me ye” stranına diğer anneler de zılgıt ve alkışlarıyla eşlik ediyor.
Örgütlülüklerine örgütlülük
İçeri girip hepsiyle selamlaşıyorum. 70 gündür 5 saat boyunca aynı yerde oturup aynı talepleri dile getiren anneler beni gülen yüzlerle karşılıyor. Kısa bir hal hatırdan sonra tutsakların ve kendilerinin durumunu soruyorum. Hepsinin hastalığı var, önce hastalıklarını soruyorum. Hastalıktan ve görüşe gittiği için nöbete gelemeyen anneler varmış. Anneler, arkadaşlarından birinin başına bir şey geldiğinde ya da hastalığında nöbetten sonra toplanarak ziyaretine gidiyor. Dayanışma ve beraberlikleri, hiçbir zaman dört duvar arasında kalmıyor.
70 gündür boş bırakmıyor
Birbirlerinin ellerinden tutarak 70 günü deviren anneler, tutuklu evlatları ile telefon görüşmelerini de burada yapıyor. 10 dakikalık konuşmada o telefon annelerin elinde dolaştırılır ve hepsi cezaevine selam gönderir. Bu durum aylardır her gün böyle. Bizler için okuması birkaç dakika süren bu yazı, nöbetteki anneler için 70 gün, gün içinde 5 saate tekabül ediyor. Bu kararlılıklarıyla sadece birbirlerine ya da cezaevlerine değil, bize de büyük moral kaynağı olan annelerle 70 gündür süren nöbetlerine dair konuştuk.
Kendisi de 10 yıl tutsaktı
“Onlar bizden aldıkları güçle nefes alıyormuş, bizler de onlardan. Onlar olmazsa ne yaparız” sözleri ile soruma yanıt veriyor Meryem Soylu. Nöbet başladığı ilk günden bu yana yerini hiç boş bırakmayan Meryem Soylu’nun tutsak bir kızı var. Kendisi de 10 yıl boyunca cezaevinde kalan Meryem Soylu, bu mücadelede büyük bedeller veren annelerden biri. Yaşam koşullarını yakından bildiği cezaevindeki duruma tepki göstermek ve tecridin sona ermesi talebiyle nöbete başladığını söyleyen Meryem Soylu, bu eylemlerinin herkes tarafından duyulup bilinmesi gerektiğini de dile getiriyor. Hasta tutsak kızının verilen dilekçelere rağmen revire dahi çıkarılmadığını söyleyen Meryem Soylu, “Biz susarsak onları kimse duymayacak. Biz burada birbirimize güç veriyoruz. Onlar, bizden ve eylemimizden güç aldıklarını söylüyor” diyor.
Evinde duramıyor
Elime aldığım kâğıt ve kalemle notlarımı tutarak bütün annelerle sohbet ediyorum. O esnada bir anneye yaklaştığımda, “Beni tanıdın mı?” diye soruyor, “Nasıl tanımam tabii ki tanıdım” yanıtını veriyorum. Bu mücadelenin her alanında yer alan, her şeye göğüs geren sizleri kim unutur? Bahsettiğim anne kolu ve gözü olmayan, buna rağmen tahliye edilmeyen hasta tutuklu Ciwan Boltan’ın annesi Nazime Boltan. Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak bulunan oğlunu 6 yıldır göremediğini söyleyen Nazime Boltan, Adalet Nöbeti başladıktan sonra evinde duramadığını anlatıyor. Evinden çıktıktan sonra iki araç değiştirerek nöbet alanına vardığını söyleyen Nazime Boltan, annelerin yanında nefes aldığını ve yan yana olmanın kendisine güç verdiğini vurguluyor. Nazime Boltan, şunları söylüyor: “Annelerle sohbet ediyorum, nefes alıyorum, akşam eve gittiğimde burayı arıyorum. Sonra diğer gün yine aynı şekilde dört duvardan çıkıp buraya geliyorum. Burası her konuda bizi güçlendiriyor. Evet, belki içerideyiz ama dört duvar biz annelerin bu gücünden daha sağlam değil. Biz birbirimize tutunuyoruz, ardından tutsaklara ses oluyoruz. Ne yılgınlığa ne de umutsuzluğa yer var.”
Bir saatin sonunda nöbete
Halime Topuz ise her gün 45 dakikalık yolu geldikten sonra bir de 15 dakikalık mesafeyi yürüyor. Tutsak oğlu İhsan Topuz ve bütün tutsaklar için nöbete katılan Halime Topuz, “12 Eylül’den bu yana mücadele ediyoruz. Dün orada bugün de buradayız” sözleri ile geçen günlerini anlatıyor. Sadece cezaevleri ya da adalet nöbeti ile değil, toplumun bir bütünen bu baskılara dur demesi gerektiğini vurgulayan Halime Topuz, elimdeki kalemi takip eder bir şekilde yavaş yavaş konuşuyor: “Barışa ve özgürlüğe olan inancımız tam. Gücümüzü buradan ve mücadeleden alıyoruz. Bu süreçte oğlum bana moral veriyor. Onlara nefes oluyormuşuz, biz de burada birbirimize nefes oluyoruz. Benim biri kadın, dört kardeşim bu mücadele yolunda yaşamlarını yitirdiler. Bugün iki aydan fazladır burada oturuyoruz. Değil iki ay, iki yıl da olsa asla vazgeçmeyeceğiz.”
Aile olduk, daha çok direndik
Tutsak Mehmet Çoreşoğlu’nun annesi Kıymet Çoreşoğlu ise hasta tutsak oğluna dikkat çekerek, şunları dile getiriyor: “Oğlum 2016’da Sur’da tutuklandı ve sonrasında 48 yıl ceza aldı. Bacağından yaralı onu tedavi etmiyorlar. Bacağını neredeyse hiç kullanamıyor, yaşamsal ihtiyaçlarını gideremiyor. Buna rağmen tek hücrede kalıyor. Onu 6 aydır görmüyorum, sıcak su ve vitamin vermiyorlar. Biz de bu zulmün sona ermesini istiyoruz. Burada birbirimizin ailesi olduk, her şeyi olduk. Barışı da biz getireceğiz, bu işkencelere karşı da biz mücadele edeceğiz.”
Ben notlarımı tutup eşyalarımı toparlarken girişte duyduğum sesi duyarak uğurlanıyorum. Zılgıt ve “Bijî bexwadana zindanan” sloganları ile şu sözler yankılanıyor: “Agirê bilindê bijî Kurdistan / Bajarê kurdan çima bindestan / Zindana Diyarbekir emê bişkenin / We girtiya emê derînin…”