- Rêber Apo'nun statüsünün Türk devletinin 100 yıllık yaklaşımının ölçüsü olduğunu belirten KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, "Burada doğru bir yaklaşım olmazsa 100 yıllık anlayış; yani Kürt inkarı, Kürt'ü muhatap almama, yok sayma devam ediyor anlamına gelir" dedi.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber TV'nin sorularını yanıtladı. Dün akşam yayınlanan söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:
100 yıllık yaklaşımın testi
Türk devleti, 100 yıldır Kürt'ü inkar ediyor; bırak muhatap almayı, siyasi temsilcilerini reddediyor, idam ediyor, yok ediyor. Eğer bir süreç olacak ve Kürt sorununun çözümü için adım atılacaksa bu 100 yıllık yaklaşımın terk edilmesi gerekir. Kürt'ün varlığını ve siyasi temsilcilerini kabul edecek; Kürt sorunu çözülecekse siyasi temsilcisini muhatap alacak. Bu bakımdan Önder Apo’nun statüsü konusu çok önemli. Burada doğru bir yaklaşım olmazsa 100 yıllık anlayış; yani Kürt inkarı, Kürt'ü muhatap almama, yok sayma devam ediyor anlamına gelir. Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme konusunda doğru bir yaklaşım olmadığı anlamına geldiği için de muhataplığı ve statü meselesini çok önemli görüyoruz.
Türk devleti ve iktidarının Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt sorununun çözümü konusunda bir yaklaşımı varsa Önder Apo’nun muhataplığını ve statüsünü kabul etmesi gerekir. Tam tersi 27 Mart’tan bu yana görüşme olmadı. Şu veya bu gerekçelerle görüşmenin yaptırılmaması doğru değildir. Ciddi yaklaşmak lazım.
Söylemi pratikleşmeli
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ önerdi. Bu söylemler, doğru ve anlamlıdır fakat gerçekleşmesi lazım. İktidar tarafından sahiplenilmesi ve pratikleşmesi gerekir. Devlet Bahçeli diyor ama Erdoğan yapmıyor mu diyeceğiz? Böyle bir şey olamaz. O zaman gereklerinin yapılması lazım.
Artık bir şeyler yapılmalı
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli’nin konuşmasından sonra sürece sahip çıktı ve 'Süreç ilerleyecek' dedi. Artık benzer söylemlerin ötesine geçmek lazım. Bir buçuk yıldan fazla oldu, artık bir şeyler yapılması, bazı değişiklikler olması, özellikle muhatap konusunda adımlar atılması lazım. Muhataba yaklaşım ortaya konulmuyorsa, orada ciddi bir değişiklik olmuyorsa bu sözler anlamsız olur. Bundan sonra bizim ve kamuoyunun beklentisi, daha doğrusu yapılması gerekenler, artık konuşma değil, pratik adımların atılmasıdır. Adımlar atılmıyorsa artık farklı değerlendirme ve sorgulamalar olur.
Tespit ve teyit meselesi
Biz şu anda dağdayız, silahlıyız ve kendimizi koruyacağız. Türkiye’ye karşı savaşı sonlandırdık ama bize başka saldırılar olabilir. Yasalar çıkacak, demokrasi olacak ve biz Türkiye’ye silahlı gelmeyeceğiz. Geleceğiz ve demokratik siyaset yapacağız. Bir devlet ve iktidar, böyle bir süreç ilerlerken bu tür demagojilere fırsat vermemeli. Bilmem, silahları bırakalım, tespit ve teyit edecekler. Ne yapacaklar?
Aslında biz yapmıyoruz, biz bu oyunda yokuz, bu süreci ilerletmek istemiyoruz, anlamına gelir. Gerçekten demokratik siyasetin yapılacağı doğru yasayı çıkarmışsın; özgür düşüncenin, özgür örgütlenmenin olduğu ve Kürt varlığının yok sayılmadığı bir yaklaşım göstermişsin de gelmeyen mi olmuş? Bu bakımdan tespit ve teyit meselesi demagojidir. BRÜKSEL