• Rişmil'e bağlı Zeytuna Mahallesi’nde bulunan katı atık ve çöp tesisi, 10 köyü etkiliyor.

 

Mêrdîn'in Rişmil (Yeşilli) ilçesine bağlı 700 kişinin yaşadığı Zeytuna kırsal Mahallesi’nde bulunan katı atık ve çöp tesisi nedeniyle yurttaşlar mağdur ediliyor. Mahallede, uzun yıllardır kötü koku, çevre kirliliği, sivrisinek yoğunluğu ve tarım alanlarında yaşanan tahribat sorunları giderek büyüyor. Yurttaşlar, yaşanan bu duruma tepki göstererek, çözüm üretilmesini istedi. 

MA'ya konuşan Halise Nas, “Hasta ve yaşlı bir insanım. Her gün Amed’e hastaneye gidip geliyorum. Misafirlerimiz artık köye gelmiyor. Geldiklerinde de ‘Yaşayacak başka yer bulamadınız mı?’ diyorlar. Hayvanlarımızı kestiğimiz zaman içlerinden naylon çıkıyor, hastalıktan ölüyorlar. Talebimiz, bu çöp alanının bir an önce buradan taşınmasıdır” dedi. 

Tarla ve hayvanlar

Tesis ile birlikte köyde yaşam kalitesinin düştüğüne dikkati çeken Seyfettin Nas “Bu çöp tesisi ilk başta geri dönüşüm alanı olarak kuruldu. Ancak şimdi ilin tüm çöplerini buraya getiriyorlar. Naylonlar uçuşup tarlalarımıza gidiyor. Öte yandan çöpten akan sular tarlalara karışıyor. Ekinimizi biçtiğimizde samanın içinde naylon çıkıyor. Bu da hayvanlarımıza zarar veriyor. Halk bundan rahatsız oluyor. Eskiden örnek bir köydü, şimdi ise kötü kokudan yaşanmaz hale geldi” diye konuştu. 

Sütün tadı bile değişti

Tesis nedeniyle sağlık haklarının ellerinden alındığını belirten Sedat Ay, geçim kaynaklarının da zarar gördüğünü kaydetti. Ay, “Çöpler sadece bize değil çevredeki köylere de zarar veriyor. Kokusu sağlığımızı etkiliyor, gözlerimizde sürekli iltihap oluşuyor. Biz geçimimizi yüzde 95 oranında tarım ve hayvancılıkla sağlıyoruz ama artık bunu da yapamayacak hale geldik. Sütün ve yoğurdun kokusu ile tadı bile değişmiş durumda. Çöp alanıyla aramızda bir kilometre bile yok. Adeta yerleşim alanının içine kurmuşlar. Hayvanlarımız sürekli hastalanıyor, hatta satmaya götürdüğümüz zaman yarı fiyatına satmak zorunda kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

Vahşi çöp alanı

Mahalle muhtarı Abdulkadir Cebeci, tesisin gerekli önlemler alınmadan işletildiğini dile getirerek, “Koku ve sivrisineklerden dolayı çok rahatsız oluyoruz. Üstü kapalı olması gerekirken açık bırakılıyor. Yeterli önlem alınmıyor. Uçuşan naylonlardan, göletlerden sızan sulardan dolayı tüm bölge zarar görüyor. Bize buranın ayıklama alanı olacağını söylediler ama ne yazık ki vahşi çöp alanına çevirdiler” dedi. 

Duruma ilişkin yetkililere defalarca başvurduklarını belirten Cebeci, “Her seferinde eksikliklerin giderileceğini söylüyorlar ama hiçbir şey yapılmıyor. Özellikle şiddetli yağışlarda göletlerden su sızıyor. Etraf açık olduğu için hayvanlarımız o göletlere düşüyor. İl ve ilçenin tüm çöpleri buraya getiriliyor. Yetkililer kaldıracağız diyor ama hâlâ kaldırılmış değil” diye konuştu.

Şikayetler sonuçsuz

Eski köy muhtarlarından Siyamed Doğu, 10 köyün tesisten olumsuz etkilendiğini belirterek “Defalarca dilekçe verdik, valiliğe gittik. Sonuçta biz hayvancılıkla uğraşıyoruz ve bu durum hem bize hem hayvanlarımıza zarar veriyor. Benim dönemimde buranın ayrıştırma tesisi olacağı söylendi ancak şimdi bölgenin tüm çöplerini getirip vahşi depolama alanına çevirdiler. Sızan sular kilometrelerce yayılıyor. Birçok defa şikâyet ettik ama sonuç alamadık” şeklinde konuştu. 

Abdulkadir Çelebioğlu, “Arazilerimiz verimsiz hale geldi. Yazın yangın tehlikesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Defalarca yetkililerle görüştüm ama çözüm bulunmadı. Tesisin yanında yaklaşık 100 dönüm tarlam var. Oradan akan kirli su nedeniyle arazinin yarısı yanıyor. Her yıl binlerce lira masraf yapıyorum ama karşılığını alamıyorum. Böyle giderse çiftçilik yapamayacağız. Oysa buradaki insanların temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık” dedi. MÊRDÎN

***

Munzur Vadisi için çağrı

Munzur Gözeleri'nin tekrardan 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak kabul edilmesine dair açıklama yapan TMMOB Bölge İl Koordinasyon Kurulları, kararın Munzur Vadisi’nin tamamı için alınması gerektiğini belirtti. 

Munzur Gözeleri’nin 1. Derece Doğal Sit Alanı (Kesin Korunacak Hassas Alan) statüsü düşürülerek 2. Derece Doğal Sit Alanı (Nitelikli Doğal Koruma Alanı) ilan edilmesine karşı açılan davada Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 22 Nisan’da Munzur Gözeleri’nin tamamını Kesin Korunacak Hassas Alan olarak ilan etti. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Bölge İl Koordinasyonu Kurulları, konuya dair binalarında basın toplantısı düzenledi.  Toplantıda konuşan TMMOB Dêrsim İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Uğur Beycan, Munzur Gözeleri'nin statüsünün daha önce düşürülmesi karşı verilen hukuki mücadeleye değinerek, "Mahkeme süreci devam ederken 2024'ün Şubat ayında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle gözelerin belli bir kısmı 'nitelikli koruma statüsünden' çıkarılıp tekrardan '1'nci Derece Sit Alanı'na dahil edildi. -TMMOB olarak ek bir raporla itirazımızı yaptık ve Ovacık'ta bilirkişi mahkemesi kuruldu. Kurulan mahkeme ile birlikte yürütülen tartışmalar sonrası TMMOB, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından kamu yararı bakımından haklı görülmüş ve tıpkı 2003 yılındaki Erzurum Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun gözeler hakkında verdiği koruma kararına geri dönülmüştür" ifadelerini kullandı. 

Tamamına yayılsın

Munzur Vadisi'nin tamamı için aynı kararın uygulanması gerektiğini söyleyen Beycan, şöyle devam etti: "Munzur Gözeleri, Munzur'u besleyen havzalar ve Mercan Dağları ile bir bütün olarak ele alınmalıdır. Dolayısıyla Munzur Gözleri hakkında verilen koruma kararının çapının genişletilmesi gerekiyor. Bu konuda bir talebimiz var. Yani bu kararın Munzur Vadisi'nin tamamına yayılmasını istiyoruz. Nitelikli koruma alanı statüsüne düşürülen bir gözeler gerçeği vardı. Milyonlarca yılda oluşmuş bir güzellik ve tabiat varlıklarını koruma kurulunun tescillettiği 1'nci Derece Sit Alanı gerçekliği var. 20 yılda ne oldu da gözelerin statüsü 2'nci derece yapıldı? Amaç tamamen ticarileştirmeye ve ranta açmak ve sürdürülemez bir yaşamı burada tekrar tesis etmek. Hasankeyf gerçeğini herkes biliyor. Bugün Hasankeyf'e yaklaşım Munzur Gözeleri'ne olan yaklaşımla aynı. Yine Kula, Cerrahtepe ve birçok yerde aynı gerçeklik var. Ekoloji mücadelesinin sadece Dêrsim ile sınırlı olmadığını bir bütün olarak Türkiye'de bir mücadelenin verilmesi gerçeği ile bu mücadelenin öznesinin de halk olduğunu unutmamak lazım. Verilen bu karar da hem Dêrsim halkının hem de demokratik kitle örgütlerinin kazanımı olarak önümüzde duruyor. TMMOB ve ekoloji örgütlerinin bu ekokırıma karşı öncü rol üstlenerek mücadele etme zorunluluğu önümüzde duruyor. Bu kazanımı bir bütün olarak Türkiye'ye yaymak önümüzde bir sorumluluk olarak duruyor.”

Ne olmuştu?

Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla Munzur Gözeleri, 2003 yılında  1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilmiş ancak 28 Temmuz 2023’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, gözelerin bir kısmını “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” statüsüne geçirilmişti. Söz konusu karara tepki gösteren TMMOB hazırladıkları raporlarla gözelerin “Kesin Korunacak Hassas Alan” niteliği taşıdığı söyledi hukuki süreç başlattı. Hukuki süreç devam ederken 4 Şubat 2025 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile bölgenin yaklaşık üçte birlik kısmı yeniden 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edildi; ancak kalan bölümün statüsü değiştirilmedi. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, geri kalan kısmın da “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak bırakılmasını hukuka aykırı bularak bu statü değişikliğini iptal etti ve alanın tamamının daha yüksek koruma statüsüne alınması gerektiğine hükmetti.