İnce’den uzun ince bir yol!
Forum Haberleri —

.
- Muharrem İnce, AKP-MHP faşist iktidarı tarafından kullanılacak iyi bir malzemeye dönüştü. İlerde daha fazla kullanacakları da kesindir. andaş medyanın yoğun ilgisi buna delalettir. İnce ve CHP’yi karşı karşıya getirmek için ortamı daha fazla kızıştıracaklarını şimdiden görmek mümkündür.
Rauf KARAKOÇAN
CHP’li Muharrem İnce 13 Ağustos’ da basının karşısına çıkarak kendince bir şeyler anlattı. Basının yoğun ilgisine rağmen “yeni” kabilinden bir şey duyamadık. Konuşmasının içeriğine, vermek istediği mesajlara bakıldığında, basının gösterdiği ilgiye denk bir ilgi uyandırmadı. “Bin günde memleket hareketi” adıyla yola çıkacağını beyan etti. Tıpkı bin bir gece masalı gibi, her gittiği yerde yeni bir masal anlatacak ve Anadolu insanının zekasıyla alay edecek. Memleket hareketini 4 Eylül’de Sivas’tan başlatması, Atatürk’ün izinden gitmesi, hareket olarak çizdiği stratejiyi ele vermektedir. Aslında Bandırma türü eski nostaljik bir vapura binip Samsun’a gitseydi, oradan memleket hareketini başlatsaydı daha makul olurdu!
“Kendin çal kendin oyna” türünden bir basın toplantısı oldu. Kerameti kendisinden menkul, her şeyi biliyor. Kimin ne düşündüğünü, ne soracağını önceden biliyor olması, sanki kendisine vahi inmiş mübarek. Başkalarının düşünmesine ve sormasına ihtiyaç da yok aslında. Muharrem bey çok ince düşünmüş. Herkesin yerine hem düşünmüş hem soru sormuş, hem de cevaplamış oldu.
Daha şimdiden, AKP-MHP faşist iktidarı tarafından kullanılacak iyi bir malzemeye dönüştü. İlerde daha fazla kullanacakları da kesindir. Yandaş medyanın yoğun ilgisi buna delalettir. İnce ve CHP’yi karşı karşıya getirmek için ortamı daha fazla kızıştıracaklarını şimdiden görmek mümkündür. Memleket hareketi, CHP eleştirisi üzerinden propagandasını geliştirirse, yandaş medya bunu daha da allayıp pullayacaktır. Yok eğer CHP’yi eleştirmeden iktidardaki faşist cumhur ittifakını hedef alırsa, o zaman da basında yer bulamaz duruma gelecektir.
İnce’den dökülen incilerden biri de, 24 Haziran 2018 seçimlerine dair Kürt seçmenin tercihine ilişkin belirlemeydi. “Yerel seçimleri Kürtlerin oylarıyla kazandık, açıktan teşekkür bile edilememiştir, ben yürekten teşekkür ederim” demesi, CHP ile arasındaki ince farkı ortaya koymuş oldu. Yerel seçimlerin üzerinden neredeyse iki yıl geçmiş, çok geç gelen bir teşekkür oldu ama olsun. Teşekkürün açıktan ve korkusuzca gelmiş olması da önemlidir. Muharrem İnce, Kürt bölgelerini dolaştığında, aksesuar olarak boynuna kefye’yi dolayıp, kafasına sekiz köşeli şapkayı geçirdi mi, Kürt oyları çantada keklik.
Muharrem İnce, basın toplantısındaki Kürt göndermesinin anlamını nasıl okumalıyız? Yeni kurulan partiler “dostlar pazarda görsün” kabilinden iki cümle ile Kürtlerin duygularına hitap etmesi, sorunun ciddiyetiyle bağdaşır mı? Bir zamanlar vaktiyle, Süleyman Demirel’in “Kürt realitesini” tanıması, Mesut Yılmaz’ın “Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır’dan geçer” demesi, Kontra lideri Mehmet Ağar’ın “düz ovada siyaset” çıkışı, Diktatör Erdoğan’ın “Kürt kardeşlerim, Kürt sorunu benim sorunumdur” sahiplenmesi, Abdullah Gül’ün Tatvan’a “Norşin” demesi, CHP lideri Kılıçdaroğlu, kurultayda elini masaya vurarak “Kürt sorununu ben çözerim” demesi, Ahmet Davutoğlu’nun Diyarbakır’da “Rojbaş” telaffuzu, Muharrem İnce’nin “teşekkür” etmesi söylem olarak güzel şeylerdir. Bütün bu söylemlerin ne anlam ifade ettiğini ve arkasından nelerin geldiğini Kürtler biliyor, hem de çok iyi biliyor.
Kürtler, cumhuriyet tarihi boyunca kendilerine yönelik bütün söylem ve uygulamaları test etmişlerdir. Yaşayarak öğrenmişlerdir. Resmi devlet ideolojisinin diliyle Kürtlere bir şey söylemenin anlamı kalmamıştır. Hele hele Ergenekon’cu kafayla, CHP solculuğuyla bu işler hiç olmaz. Rapor hazırlama dönemi de kapanmıştır. Kürtlerin iradesi İmralı’da ağır tecrit koşullarında tutulduğu müddetçe, çözüme dair söylenenlerin hiç bir kıymeti harbiye si yoktur.
Muharrem İnce’nin uzun siyasi yaşamı boyunca, Kürtler hakkında olumlu tek bir cümlesi duyulmamıştır. Kürtlerin uğradığı adaletsizliklere, hak gasplarına karşı tavırsız ve duyarsız kalmıştır. Katliamlara, işkencelere, siyasi soykırım operasyonlarına, yaygın tutuklamalara, kayyumlara karşı refleks dahi göstermemişken Kürtlerden ne bekleyebilir ki? Ya da şu soruyu tersinden soralım. Kürtler Muharrem İnce’ye neden güvenip oy versin ki? Kürtlere Kuantumdan bahsetse de, nano teknoloji getireceğini söylese de fayda etmez. Önce insanca yaşam ve yasal güvenceye kavuşturulmuş eşit yurttaşlık hakkından işe başlaması gerekiyor.
İnce meselesi, bin günde memleket hareketi, üzerinde tartışmak zaman kaybına yol açsa da Türkiye’nin gündemini meşgul edecek konulardan biri olacaktır. Kürt kartına herkes gibi İnce’de talip olacaktır. Seçim dönemlerinde Kürt konusu tartışılır daha sonra nadasa bırakılır. Kürtlere karşı yürütülen topyekün imha savaşı görmezden gelinir, devlet terörüne sesiz kalarak zımni destek verilir, ardından da Kürtlerden oy istenilir. Ahlaktan kopuk bu siyaset tarzını Kürtlere dayatmak, ahlak yoksunu siyasetçilerin işidir. Kürtler bu siyaset tarzını da, bu siyasetçileri de iyi tanır. Yanlış hesap yapılmaması tavsiye edilir.







